Aþk-Sevgi ve Dostluk Üzerine... - Sayfa 3
 

Aþk-Sevgi ve Dostluk Üzerine...

Başlatan 3va, 11 Oca, 2006, 01:54

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aşağı git

3va

Cesaretin bittiði yerde esaret baþlar..

Bir Hint masalýna göre,
kedi korkusundan devamlý endiþe içinde yaþayan bir  fare vardýr.
Büyücünün biri fareye acýr ve onu bir kediye dönüþtürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacaðý yerde
bu kez de köpekten korkmaya baþlar.
Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüþtürür.
Kaplan olan fare, sevineceði yerde avcýdan korkmaya baþlar.
Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsýn
farenin korkusunu yenmeye imkan yok.
Onu eski haline döndürür.
Ve der ki,
"Sen cesaretsiz ve korkak birisin.
Sende sadece bir farenin yüreði var.
O yüzden ben sana yardým edemem."

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda þöyle diyor:

"Ýnsanlarýn çoðu kaybetmekten korktuðu için sevmekten korkuyor..
Düþünmekten korkuyor, sorumluluk getireceði için.
Konuþmaktan korkuyor, eleþtirilmekten korktuðu için.
Yaþlanmaktan korkuyor, gençliðin kýymetini bilmediði için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir þey vermediði için.
Ve ölmekten korkuyor, aslýnda yaþamayý bilmediði için..."

3va

Adam ve hayattaki tek arkadaþý olan köpeði bir kazada birlikte ölmüþlerdi ... Gökyüzüne çýktýktan sonra bembeyaz bulutlarýn arasýnda dolaþmaya baþladýlar...  Adam çok susamýþtý.. Biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteþem bir manzaranýn karþýsýnda buldular.. Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altýndan yapýlmýþ bir bahçe kapýsý, ve onlarý karþýlayan beyazlar içinde bir kadýn..

Adam köpeðiyle birlikte kadýna yaklaþtý ve sordu:
"Afedersiniz...burasý neresi?"
Kadýn ona gülümsedi: "Burasý Cennet, efendim"

Adam bunun üzerine sevinçle "Harika...!!!" dedi. "Peki bana biraz su verebilir misiniz, gerçekten çok susadým"....
Kadýn cevap verdi: "Tabi efendim, içeri girin... içerde dilediðiniz kadar su bulabilirsiniz....."

Böylece adam köpeðine döndü, "Hadi oðlum içeri giriyoruz" diyerek kapýya yürüdü.........
Ama kadýn onu birden durdurdu:
"Üzgünüm efendim, köpeðiniz sizinle gelemez.. hayvanlarý içeri almýyoruz..."

Bunun üzerine adam bir an durdu.. Düþündü.. Ve geri dönüp köpeðiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular.... Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular, ve yolun sonunda karþýlarýna çiftlik giriþini andýran bir kapýyla yýrtýk pýrtýk elbiseli bir dede çýktý...
Adam sordu:
"Afedersiniz.... bana biraz su verebilir misiniz??"
Dede "Ýçeri gel" dedi.. "Kapýdan girdikten sonra sað tarafta bir ceþme var..."
Adam sordu: "Peki arkadaþým da benimle gelip ordan içebilir mi?"
Dede " Tabii..."dedi.. "Çeþmenin yanýnda köpeðinin de su içebileceði bir kase bulacaksýn..."

Bunun üzerine adam kapýdan girdi... Biraz yürüdükten sonra sað tarafta çeþmeyi buldu.. Adam ceþmeden köpek de oracýktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarýný giderdiler... Derken adam geri giderek giriþte bekleyen dedeye sordu:
"Su için çok teþekkür ederim... Peki burasý neresi..?"
Dede "Burasý cennet" dedi..
Bunu duyan adam þaþýrdý:
"Ama nasýl olur..? az önce burasý gibi kýrýk dökük olmayan muhteþem bir yere gittik ve orasýnýn da Cennet olduðunu söylediler..."
Dede "þu rengarenk çiçeklerle süslü altýn kapýlý yer mi?" dedi... "Ama orasý Cehennem..."
Adam iyice þaþýrmýþtý: "Peki ama orasý sizin adýnýzý kullanarak insanlarý kandýrýyor diye hiç kýzmýyor musunuz..??"

Dede gülümsedi: "Kýzmýyoruz..... Çünkü onlar kendi çýkarý için en iyi arkadaþýný yarý yolda býrakanlarý Cennet'ten uzak tutuyorlar...."

3va


pepe baba

ASIL BÝZ TÞK EDERÝZ

D??i?

hepsi birbirinden güzel ama ada sahibi olmak yada olmak bunu keyifle okudum saðolasýn yüreðine saðlýk ;)

Sen canýmsýn canýmsýn, damarýmda kanýmsýn,damarýmda kanýmsýn.Sen canýmsýn canýmsýn, damarýmda kanýmsýn,damarýmda kanýmsýn.
Ben sende tattým aþký sevdayý, sende anladým bir tek kalmayý,birini sevip onun olmayý.Ben sende tattým aþký sevdayý, sende anladým bir tek kalmayý,birini sevip onun olmayý.

3va

bu sayfayý okuyanlarýn oldugunu bilmek güzel...

ben teþekkür ederim pepe baba ve derin  ;)

3va

"Neyi arýyorsan sen, O'sundur" der Mevlana..
Zulmün peþindeysen zalimsin, aþký arýyorsan aþýk....
Elinden tuttuðumuz her sevgili, bizi sürükleyip,
kendi iç dünyamýzýn derinliklerinde bir keþif gezisine çýkarýr.
Her iliþki, benliðimizde bir kazýdýr aslýnda,
her sevda ruhumuzun bir baþka yüzü...

Her aþkta kendimizi ararýz, o yüzden bulduklarýmýz benzerimizdir.
Resimlerini yan yana koyun sevdiklerinizin ve
dikkatle bakýn yüzlerine, onlarýn suretlerinden
kendi yüzünüz bakacaktýr size...
Aþk denilen kaleydoskobun buzlu camýna gözünüzü dayadýðýnýzda,
binbir cam rengarenk ýþýklar saçarak döndüðünde,
her seferinde bambaþka þekiller ördüðünü görürsünüz.

Her camda, farklý bir renginiz vardýr;
her þekilde  sizden bir parça...
Aþklarýnýz hülasanýzdýr.

Sevdiginiz her adam, beðendiðiniz her kadýn
farklý ruh hallerinizi ele verir;
arada bir çevirdiniz mi kaleydoskobu,
cam paralar yer deðiþtirip yeni þekiller alýr;
hepsi siz...

Sevgilinizin gözlerindeki dolunay,
sizdeki ýþýðýn yansýmasýdýr aslýnda;
dilindeki sizin ilhamýnýz, tenindeki sizin yansýmanýzdýr.
Yoksa halâ bir sevdiðiniz, o henüz kendinizi
bulamadýðýnýzdandýr...

Aþk, anarþizmdir.
Sevda, çevrildikçe içinizin farklý ýþýklarýný yakan
eðlenceli bir kaleydoskop gibi baþýmýzý döndürüyor.
Ve biz, hep baharý takip ederek dünyayý gezen bir
gezgin gibi içimizdeki eski baharlarý arýyoruz.

Narcissusu'u bilirsiniz; Öyle heybetli ve güzelmiþ ki,
bakmaya dayanamazmýþ kendine...
Gün boyu ayna karþýsýna geçip kara gözlerini, incecik burnunu,
dar kalçalarýný, kývýrcýk saçlarýný seyredermiþ
Hayran hayran...
Bir gün ýrmak kenarýnda gezinirken,
sudaki yansýmasýna iliþmiþ gözü.
Uzanýp, iyice bakmak istemiþ. Tam gördüðünde kendisini,
dengesini kaybedip düþüvermiþ ýrmaða,
kapýlýp gitmiþ suya...
Yeryüzünün en güzel insanýnýn öldüðünü duyan Tanrý,
unutulmamasý için
O'nu her bahar açan gözel kokulu bir çiçeðe dönüþtürmüþ,
Narcissus, nergis olmuþ.

Kýssadan hisse, benden size tavsiye,
taze bir nergis verin bugün sevgilinize...

Sonra da, nerede baharsa mevsim, rotasýný oraya
çevirip içinizdeki eski baharlara koþan bir gezgin gibi
"Bahar getirdim sana" deyin.
Baharýn elinizde olduðunu unutmadan..
Gözlerindeki ýrmaða baktýðýnýzda kendinizi göreceksiniz;
Dikkat edin de hayran olup düþmeyin...
Düþüp bahar kokulu bir çiçeðe dönüþmeyin...

D??i?

tekrar saðol canýmcým çok güzel paylaþýmlar bunlar,o güzel yüreðine saðlýk ;)

Sen canýmsýn canýmsýn, damarýmda kanýmsýn,damarýmda kanýmsýn.Sen canýmsýn canýmsýn, damarýmda kanýmsýn,damarýmda kanýmsýn.
Ben sende tattým aþký sevdayý, sende anladým bir tek kalmayý,birini sevip onun olmayý.Ben sende tattým aþký sevdayý, sende anladým bir tek kalmayý,birini sevip onun olmayý.

3va

sen saol canýmcým ;)

RoSeLiFe

güzel paylaþým  ;)

3va

saol canýsý ;)

JmB CooL

"Neyi arýyorsan sen, O'sundur"

SENÝM :)

3va


"Neyi arýyorsan sen, O'sundur"

SENÝM :)


hý hýý SENÝM :)

3va


Ne zaman hayatýnda bazý þeyler taþýnamaz hale gelirse,
ne zaman 24 saat kýsa gelmeye baþlarsa;
Ýþte o zaman *mayonez kavanozu ve 2 fincan kahveyi* hatýrlayýnýz!



Bir gün bir profesör, masasýnýn üzerinde birkaç kutu olduðu halde
felsefe dersindedir.
Ders baþladýðýnda, hiçbir þey söylemeden,
önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alýr ve
içerisini tenis toplarý ile doldurur.

Ve öðrencilere kavanozun dolup dolmadýðýný sorar.
Öðrenciler ittifakla kavanozun dolduðunu ifade ederler..

Bu sefer profesör önündeki kutulardan
bir tanesinden aldýðý çakýl taþlarýný,
çalkalayarak kavanoza döker.
Böylece çakýl taþlarý kayarak,
tenis toplarýnýn aralarýndaki boþluklarý doldurur.
Ve öðrencilere tekrar
kavanozun dolup dolmadýðýný sorar.
Onlar da "Evet, oldu." derler..

Tekrar profesör masanýn üzerindeki
diðer kutuyu eline alýr ve
içindeki kumu yavaþça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakýl taþlarýnýn aralarýndaki
boþluklarý doldurur.
Ve tekrar öðrencilere
kavanozun dolup dolmadýðýný sorar..
Öðrenciler de koro halinde "Evet" derler.

Bu sefer profesör
masanýn *altýnda* hazýr bekleyen 2 fincan kahveyi alýr ve
kavanoza boþaltýr.
Kahve de kumlarýn arasýnda kalan boþluklarý doldurur.
Öðrenciler gülerler!

Profesör öðrencilerin gülüþünü destekleyerek
"Eveet" diyerek;
"Ben bu kavanozun sizin hayatýnýzý simgelediðini
ifade etmeye çalýþtým" der.

Þöyle ki;
Bu tenis toplarý hayatýnýzdaki önemli þeylerdir;
dininiz, ibadetleriniz, inandýklarýnýz, aileniz, çocuklarýnýz, sýhhatiniz,
arkadaþlarýnýz ve sizin için *önemli olan þeylerdir*.

Þayet diðer þeyleri kaybetseniz de, bu *önemli þeyler*
kalýr ve hayatýnýzý doldurur.

O çakýl taþlarý ise daha az önemli olan diðer þeylerdir;
iþiniz, eviniz, arabanýz vs.

Kum ise diðer ufak tefek þeyler...

"Þayet kavanoza önce kum doldurursanýz..."
diye, anlatmaya devam eder,
"çakýl taþlarýna ve özellikle de tenis toplarýna
(yeterli) yer kalmaz.

Ayný þey hayatýmýz için de geçerlidir.

Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek þeylere harcar, israf ederseniz;
önemli þeyler için vakit kalmayacaktýr.
Dikkatinizi mutluluðunuz için önem arz eden þeylere çevirin.

Çocuklarýnýzla/Kardeþlerinizle vs.  oynayýn.

Sýhhatinize dikkat edin.

Eþinizle/sevdiðinizle yemeðe çýkýn. 

Evinizin ihtiyaçlarýný karþýlayýn.

Öncelikle tenis toplarýný kavanoza yerleþtirin.

Öncelikleri sýralamayý iyi bilin...

Gerisi zaten hep kumdur.

Bu ara bir öðrenci parmaðýný kaldýrýr ve sorar;


"Pekii, o iki fincan kahve nedir?"

Profesör gülerek:

"Bu soruyu sorduðuna sevindim.
Hayatýnýz ne kadar dolu olursa olsun,
her zaman dostlarýnýz ve sevdiklerinize
bir fincan kahve içecek kadar vakit ayýrýn!
"


3va


Yaþlý ve çirkin bir tüccar;
Karþýlýðýný parayla ödeyeceði zevk gecesi için,
olaðanüstü güzel ama taþ kalpli bir
hayat kadýnýna gitmiþ...
Sabaha karþý, yaþlý adamýn
Uykuya dalmasýný fýrsat bilen genç kadýn,
soyguncu dostlarýný çaðýrmýþ.
Ne var ki tüccar,
tilki uykusundan fýrladýðý gibi
olanca gücüyle karþý koymaya,
dövüþmeye baþlamýþ.

Haydutlar hem kalabalýk, hem de iþinin ehliymiþ.
Onu kolayca köþeye sýkýþtýrmýþlar.
Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar,
bu zayýf ve çirkin bedende
hiç yara açýlmadýðýný,
can alýcý darbelerin hiç iz býrakmadýðýný görmüþler..
Býçaklarýný, kýlýçlarýný çekmiþler...
Ancak en keskin býçak,
en acýmasýz kýlýç bile tüccara hiçbir þey yapamýyormuþ....
Sonunda korkup kaçmýþlar....

Dövüþü izleyen kadýn,
yaþlý adamýn mucizevi gücünden etkilenmiþ,
bir kez daha, ama bu kez "aþk" adýna, tüccarla
birlikte olmak istemiþ.
Onu hayranlýkla, arzuyla, þefkatle okþamaya baþlamýþ...
Gel gelelim, güzel kadýnýn her dokunuþunda
tüccarýn bedeninde yeni bir yara beliriyormuþ.
Dövüþün, darbelerin, býçaklarýn,
kýlýçlarýn açtýðý yaralarmýþ bunlar...

Yaralar, kadýndan içten bir ilgi ve
þefkat görene dek gizli kalmýþlar.

Sonunda tüccar kanlar içinde
kadýnýn kollarýna yýðýlmýþ, ölmüþ....



Tam da bu türden hayatlar yaþamýyor muyuz?
Aþktan bunca korkmamýz da bu yüzden deðil mi?
Kimsenin kollarýnda yýðýlýp can vermek istemiyoruz.
Çünkü zaten, her yanýmýz kýlýç yaralarýyla dolu.
Ama bir þekilde kapanmýþ,
kabuk baðlamýþ yaralar onlar....
Nasýl yapmýþsak yapmýþýz, üstesinden gelmiþiz...

Ama biri, o kabuk tutmuþ yaralarý okþamaya baþladýðýnda,
yaralar tekrar açýlýveriyor
ve hepsinden oluk oluk kan akmaya baþlýyor....

Birine teslim olduðumuzda, kendimizi anlatmaya baþladýðýmýzda,
içimizi döktüðümüzde,
bedenimiz ve ruhumuz kan revan içinde kalýveriyor....
O yüzden deðil mi kendimizi tutmamýz?
Birine teslim olmaktan korkmamýz.
Tedirgin bir þekilde ortalýkta dolanmamýz?
"Anlatsam mý, anlatmasam mý?" kararsýzlýðýmýz.
"Bu sevgi beni acýtýr mý?" kuþkularýmýz....


Yukarı git