Bilim Adamlarý

Başlatan 3va, 24 Şub, 2006, 09:25

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aşağı git

3va

24 Şub, 2006, 09:25 Son düzenlenme: 24 Şub, 2006, 09:31 verliebt
Albert Einstein



Alman asilli ABD'li fizikci. Dindar olmayan Yahudi bir ailenin cocugu olarak olarak 1879 yilinda dogdu. 1902'de Isvicre vatandasi oldu. E=mc² formulunu buldu. 1921'de Nobel Fizik odulunu aldi. Hitlerin iktidara gecmesiyle bir daha ulkesine donemedi. Atom bombasini buldu fakat hic bir ulkeye uygulanmasini istemedi. 1946'da Atom Bilginleri Uyaniklik komitesi baskani oldu ve olumune kadar Nukleer Silahlara karsi cikti. 1955' de vefat etti.




3va

Alexander Graham Bell


Ýngiliz asýllý amerikan mucit ve fizikçisi (Edinburgh 1847-Kanada'da Baddeck yakýný, 1922). Büyük istidat göstererek baþladýðý müzik öðrenimini on altý yaþýnda býraktý, diksiyon profesörü olan babasýný örnek alarak, fonetikle uðraþmaya koyuldu. Önce Londra'ya yerleþti ise de hastalýk dolayýsýyla, ailesiyle birlikte Kanada'ya göç etmek zorunda kaldý ve orada, saðýrlara iþaretle konuþmayý öðretti.

1873'te, Boston üniversitesi ses fizyolojisi profesörlüðüne atandý, 1874'te, sesleri duman isine bulanmýþ bir cam plaka üzerine kaydeden bir suni kulak yaptý. Saðýrlarýn iþitmesini saðlamaya çalýþýrken 1876'da, telefonu icat etti. Bu buluþ, çok geçmeden büyük bir baþarý saðladý, ama icadýn önceliði konusuna itirazlar yapýldý.

Graham Bell, haklarýný korumak için birçok dava açmak zorunda kaldý. Öteki buluþlarý arasýnda þunlar vardýr: gramafon plaklarýnda balmumu kullanýlmasý; insan vücuduna giren madeni cisimlerin yerini elektrikle tespite yarayan usul.. (bu, X ýþýnlarýnýn keþfine kadar kullanýldý).

3va

Alfred Nobel



Alfred Nobel Stockholm'de 1833 yýlýnda doðmuþ Ýsveçli kimyacýdýr. Nitrogliserin'i patlayýcý madde olarak kullanma yollarýný araþtýrdý. 1863 yýlýnda Stockholm'de az miktarda nitrogliserin yapmaya baþladý. Birkaç ay süren araþtýrmalar sonunda meydana gelen bir patlama sonucu laboratuar yýkýldý. Yine de çalýþmalarýna devam eden Alfred Nobel, 1865'de yeni bir fabrika kurdu ve bir süre sonra ikinci fabrikasýný da açtý.

1864 yýlýnda araþtýrmalarýnýn sonucunu aldý ve dinamit barutunu buldu. Araþtýrmalarýna devam eden Nobel, 1877'de "Balistit" adýný verdiði yeni bir çeþit barut tasarladý. 1881'de Paris'e yerleþen Nobel, burada yeni bir fabrika açtý ve araþtýrmalarýna devam etti.

Hemen hemen bütün servetini Nobel ödüllerini daðýtmasý için bir kuruma baðýþladý. 1901 yýlýnda daðýtýmýna baþlanan Nobel Bilim Ödülleri'nden fizik dalýnda günümüze kadar 154 bilim adamýna ödül verilmiþtir.

3va

Isaac Newton, Sir Isaac Newton ( 1642 - 1727)



Matematik, astronomi ve fizik alanlarýndaki buluþlarý göz kamaþtýrýcý niteliktedir; klasik fizik onunla doruða eriþmiþtir. Bilime yaptýðý temel katkýlar, diferansiyel ve entegral hesap, evrensel çekim kanunu ve Güneþ ýþýðýnýn yapýsý olarak sýralanabilir. Çalýþmalarýný Doða Felsefesinin Matematik Ýlkeleri (Principia) ve Optik adlý eserlerinde toplamýþtýr.

Newton, diferansiyel integral hesabý bulmuþtur ve bu buluþu 17. yüzyýlda ortaya çýkan ve çözümlenmek istenen bazý problemlerden kaynaklanmaktadýr.

Bu problemlerden ilki, bir cismin yol formülünden, herhangi bir andaki hýz ve ivmesini, hýz ve ivmesinden ise aldýðý yolu bulmaktý. Bu problem ivmeli hareketin incelenmesi sýrasýnda ortaya çýkmýþtý; buradaki güçlük, 17. yüzyýlda ilgi odaðý haline gelen ansal hýz, ansal ivmenin hesaplanmasý (hýzýn veya ivmenin bir andan diðer bir ana deðiþmesini belirlemek) idi. Örneðin, ansal hýz bulunurken, ortalama hýz durumunda olduðu gibi, alýnan yol geçen süreye bölünerek hesaplanamaz, çünkü verilen bir an içinde alýnan yol ve süre sýfýrdýr; sýfýrýn sýfýra oraný ise anlamsýzdýr. Bu biçim hýz ve ivme deðiþimleri diferansiyel hesap ile bulunabilir.

Ýkinci problem, bir eðrinin teðetini bulmaktý. Bu problem hem bir geometri problemiydi, hem de çeþitli alanlardaki uygulamalarda çok önemliydi. Bu problemlerin çözümü için diferansiyel hesabý uygulamak gerekir.

Üçüncü problem de, bir fonksiyonun maksimum veya minimum deðerlerinin bulunmasý sorunuydu. Örneðin, gezegen hareketlerinin incelenmesinde, bir gezegenin Güneþ'ten en büyük ve en küçük mesafelerinin bulunmasý gibi maksimum ve minimum problemleri ile karþýlaþýlmaktaydý.

Dördüncü problem ise, bir gezegenin verilen bir süre içinde aldýðý yol, eðrilerin sýnýrladýðý alanlar, yüzeylerin sýnýrladýðý hacimler gibi problemlerdi. Bunlarýn çözümleri integral hesap yardýmýyla bulunur.

Newton 1665 yýlýnda uzunluklar, alanlar, hacimler, sýcaklýklar gibi sürekli deðiþen niceliklerin deðiþme oranlarýnýn nasýl bulunacaðý üzerinde düþünmeye baþlamýþtý. Bir niceliðin diðer birine göre ansal deðiþme oranýný (dx/dy) diferansiyel hesap ile bulmuþ ve bu iþlemin tersiyle de (integral hesap) sonsuz küçük alanlarýn toplamý olarak eðri alanlarýn bulunabileceðini göstermiþtir. Newton, iki mekanik problemin çözümünü bulmaya çalýþýrken diferansiyel entegral hesabý geliþtirmiþtir. Bu problemler:

1) Gezegenin hareketi sýrasýnda yörüngesi üzerinde katettiði yoldan, herhangi bir andaki hýzýný bulmak,
2) Gezegenin hýzýndan, herhangi bir anda yörüngesinin neresinde bulunacaðýný hesap etmekti.

Bu problemlerin çözümüne hazýrlýk olarak Newton, y = x2 denkleminde herhangi bir andaki yolu y, ve düzgün bir dx hýzý ile alýnan baþka bir andaki yolu da x ile göstererek, 2xdx'in ayný anda y yolunu alan hýzý temsil edeceðini söylemiþtir.

Newton diferansiyel-integral hesabý bulduðunu 1669 yýlýna kadar kimseye haber vermemiþ ve ancak 42 yýl sonra yayýnlamýþtýr. Bundan dolayý da Leibniz ile aralarýnda öncelik problemi söz konusu olmuþtur. Leibniz, Newton'dan daha iyi bir notasyon kullanmýþ, x ve y gibi iki deðiþkenin mümkün olan en küçük deðiþimlerini dx ve dy olarak göstermiþtir. 1684 yýlýnda yayýmladýðý kitabýnda dxy= xdy+ ydx, dxn= nxn-1, ve d(x/y)=(ydx-xdy)/y2 formüllerini vermiþtir.

Newton matematiðin baþka alanlarýna da katkýda bulunmuþtur. Binom ifadelerinin tam sayýlý kuvvetlerinin açýlýmý çok uzun zamandan beri biliniyordu. Pascal, katsayýlarýn birbirini izleme kuralýný bulmuþtu; ancak kesirli kuvvetler için binom açýlýmý henüz yapýlmamýþtý. Newton (x-x2)1/2 ve (1-x2)1/2 açýlýmlarýný sonsuz diziler yardýmýyla vermiþtir.

Principia'da Newton, Galilei ile önemli deðiþime uðrayan hareket problemini yeniden ele alýr. Uzun yýllar Aristoteles'in görüþlerinin etkisinde kalmýþ olan bu problemi Galilei, eylemsizlik ilkesiyle kökten deðiþtirmiþ ve artýk cisimlerin hareketinin açýklanmasý problem olmaktan çýkmýþtý. Ancak, problemin gök mekaniðini ilgilendiren boyutu hala tam olarak açýklanamamýþtý. Galilei'nin getirdiði eylemsizlik problemine göre dýþarýdan bir etki olmadýðý sürece cisim durumunu koruyacak ve eðer hareket halindeyse düzgün hýzla bir doðru boyunca hareketini sürdürecektir. Ayný kural gezegenler için de geçerlidir. Ancak gezegenler doðrusal deðil, dairesel hareket yapmaktadýrlar. O zaman bir problem ortaya çýkmaktadýr. Niçin gezegenler Güneþ'in çevresinde dolanýrlar da uzaklaþýp gitmezler?

Newton bu sorunun yanýtýný, Platon'dan beri bilinmekte olan ve miktarýný Galilei'nin ölçtüðü gravitasyonda bulur. Ona göre, Yer'in çevresinde dolanan Ay'ý yörüngesinde tutan kuvvet yeryüzünde bir taþýn düþmesine neden olan kuvvettir. Daha sonra Ay'ýn hareketini mermi yoluna benzeterek bu olayý açýklamaya çalýþan Newton, þöyle bir varsayým oluþturur:

Bir daðýn tepesinden atýlan mermi yer çekimi nedeniyle A noktasýna düþecektir. Daha hýzlý fýrlatýlýrsa, daha uzaða örneðin A' noktasýna düþer. Eðer ilk atýldýðý yere ulaþacak bir hýzla fýrlatýlýrsa, yere düþmeyecek, kazandýðý merkez kaç kuvvetle, yer çekim kuvveti dengeleneceði için, týpký doðal bir uydu gibi Yer'in çevresinde dolanýp duracaktýr

Böylece yapay uydu kuramýnýn temel prensibini de ilk kez açýklamýþ olan Newton, çekimin matematiksel ifadesini vermeye giriþir. Kepler kanunlarýný göz önüne alarak gravitasyonu F = M.m /r olarak formüle eder. Daha sonra gözlemsel olarak da bunu kanýtlayan Newton, böylece bütün evreni yöneten tek bir kanun olduðunu kanýtlamýþtýr. Bundan dolayý da bu kanuna evrensel çekim kanunu denmiþtir.

Newton'un diðer bir katkýsý da fizikte kuramsal evreyi gerçekleþtirmiþ olmasýdýr. Kendi zamanýna kadar bilimde gözlem ve deney aþamasýnda bir takým kanunlarýn elde edilmesiyle yetinilmiþti. Newton ise bu kanunlar ýþýðýnda, o bilimin bütününde geçerli olan prensiplerin oluþturulduðu kuramsal evreye ulaþmayý baþarmýþ ve fiziði, týpký Eukleides'in geometride yaptýðýna benzer þekilde, aksiyomatik hale getirmiþtir. Dayandýðý temel prensipler þunlardýr:

1. Eylemsizlik prensibi: Bir cisme hiçbir kuvvet etki etmiyorsa, o cisim hareket halinde ise hareketine düzgün hýzla doðru boyunca devam eder, sükûnet halindeyse durumunu korur.
2. Bir cisme bir kuvvet uygulanýrsa o cisimde bir ivme meydana gelir ve ivme kuvvetle orantýlýdýr (F = m.a).
3. Etki tepki prensibi: Bir A cismi bir B cismine bir F kuvveti uyguluyorsa, B cismi de A cismine zýt yönde ama ona eþit bir F kuvveti uygular.

Newton'un aðýrlýkla ilgilendiði bir diðer bilim dalý da optiktir. Optik adlý eserinde ýþýðýn niteliðini ve renklerin oluþumunu ayrýntýlý olarak incelemiþtir ve ilk kez güneþ ýþýðýnýn gerçekte pek çok rengin karýþýmýndan veya bileþiminden oluþtuðunu, deneysel olarak kanýtlamýþtýr. Bunun için karanlýk bir odaya yerleþtirdiði prizmaya güneþ ýþýðý göndererek renklere ayrýlmasýný ve daha sonra prizmadan çýkan ýþýðý ince kenarlý bir mercekle bir noktaya toplamak suretiyle de tekrar beyaz ýþýðý elde edebilmiþtir. Ayrýca her rengin belirli bir kýrýlma indisi olduðunu da ilk bulan Newton'dur.


Yukarı git