Canımdan çektiğin adını benim için saklar mısın?

Başlatan Abdulllah, 23 Oca, 2006, 16:18

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

HAYAL

beğendiğine sevindim ayşe teşekkürler...


Abdulllah






Artık aldanmak istemiyorum. Beni sevgilerinin ölümsüzlüğüne inandır korkulardan şüphelerden kurtar. Hiç aldanmamışların o engin iç rahatlığına hasretim. Ayıkla arıt beni... Bütün insanlar aldanıyormuş sürekli bir aldanmaymış yaşamak... Ne çıkar? Ben artık aldanmak istemiyorum ya! Sen ona bak... Onun için seni erişemeyeceğin bir yere çıkarmayacağım olduğun gibi seviyorum seni. Olmanı istediğim gibi değil... Hiç olamayacağın gibi değil... Neredeysen orada dur... Nasılsan öyle kal...


Bütün mevsimleri bir günde bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle. Yanımda olduğun zamanlar nasıl apaydınlık oluyorum nasıl içim huzurla doluyor görmüyor musun? Gözlerimin derinliğine bakma; başın dönmesin... Gelecek günleri düşünme korkma büyük hazlar yaşamaktan. Erişemeyeceğin hiç bir mutluluk yok. "Yaşadım" diyemeyeceğin hiç bir günün olmayacak benimle...


Hiç aldatma beni hiç yalan söyleme... Bir gün aldatsan bile; aldandığımı senden öğrenmeliyim önce. O zaman ölsem de mutlu ölürüm inan... Biraz da olsa inanmış ölürüm.


Aldanmak...


En büyük yıkıntısı iç dünyamızın...


Aldanmak...


Ses veren üç telimizden birinin kopması...


Aldanmak...


O en son fakat en kesin kabullendiğimiz gerçek...


Sen hiç aldatma ne olur!..


Yıkılışım da sevgim kadar büyüktür benim. Bırak kalbimden ses veren bütün teller ben yaşadıkça sana inanmayı söylesin. Sana kayıtsız şartsız inanmak olsun; bütün kazancım yaşamaktan. O zaman her şeye katlanırım. Korkulardan endişelerden uzakta her saniye yaşadığımı bilirim. Çaresizlikler beni korktumaz. Şu aşağılık dünyanın hiç bir acısı seni sevmeyi unutturamaz bana artık.


İnanmak; seni düşündükçe söylediğim bir şarkı sözleri olmalı dudaklarımda...


İnanmak; gökyüzünün en karanlık zamanında bile görebileceğim bir yıldız olmalı...


Dağlardan denizlerden esen serin rüzgarlar gibi senden gelen bir şey olmalı inanmak. Kimi gün kalem olmalı parmaklarımda kimi gün kulağımda musuki gözlerimde ışık olmalı. İçtiğim suda yediğim ekmekte sana tüm inanmanın tadını duymalıyım. Her sabah ilk ışık sana inanarak yaşayacağım mutlu bir gün getirmeli bana. İşte o zaman yokluğuna bile dayanabilirim özlemlerim daha derin bir anlam kazanır. Seni beklerken şüphelerin o kahredici zehiri ile geciktiğin her saniye bir defa ölmem.


Artık aldınmak istemiyorum. Seni aldatmak zevkinden sonuna kadar mahrum edeceğim. Beni aldatmanın acısını da sevincini de hiç tattırmayacağım sana. Çünkü aldattığın zaman; yemin ediyorum yeryüzünde olmayacağım. İnanmışlığım ölüme kadar sürsün bırak...
Zarımı son defa senin için atıyorum...!

ALINTIDIR..!!!!
SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?


Abdulllah


Bir gün Yokluğuna alışacak elbet bu mısralar..
Zorda olsa alışacak...
Biliyorum kalbim çok acıyacak..


Kör bir sevda var yüreğimde
Varlığı taa derinlerimde..
Gözlerin düşüyor bazen hayallerime..
Anılarla avutuyorum kalbimi..

Bitmek bilmeyen sensizlik duvarlarını yıkıyorum teker teker..
Ardında senin olmadığın bir saniye düşünüyorum..
Ardında yüreğimin acımadığı bir saniye..
Olmuyor..
Aynı şuan varlığını nasıl hayal ediyorsam
yokluğunda benim için hayal oluyor..

Sensizlik düşünmesi imkansız bir sonsuzluk..
Sensizlik imkansızların gölgesinde savaşıyor anılarımla..
Kazanan hep anılarım oluyor
Acıyan kalbim..


Kahretsin!
Seni seven bu kalbim dursun da acımasın daha fazla istiyorum..
Yokluğuna daha fazla katlanmak zorunda kalmasın.

Artık ölüm bile daha tatlı geliyor sensizlikten..

Gitme diyemiyorum

Gün batımında boş boş bakıyorum sokaklara..
Senin olmadığın olamayacağın sokaklarda ayak izlerini arıyorum..
Yokluğunu kabul edemiyor bu kahrolası yürek!
Her düşüncede bir damla yaş süzülüyor
bir damla sensizlik ayrılıyor gözlerimden yanaklarıma..

Sonsuz bir sevdanın son damlaları can çekişiyor yüreğimde..


Metehan AK (DirectLost)

SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?


Abdulllah


Sevmek dedim
Yoluna ölmek dedi
Yol dedim
Alıp başını gitmek dedi


Gitmek dedim
Bir Ahh çekip dostlardan ayrılmak dedi
Dost dedim
Durdu bana baktı dost diye mırıldandı
Yüreğime nasıl koysam bilemediğim dedi


Yürek dedim
Dünyaları içine sığdıramadığım dedi
Dünya dedim
Hayatın bir yüzü dedi


Yüz dedim
Ardında ne gizli bilemediğim dedi
Giz dedim
Hep çözmeye çalıştığım dedi
Çalışmak dedim
Bitmeyecek öykü dedi
Öykü dedim
Binlercesini içimde gizliyorum dedi
Gizlemek dedim
İşte her şeyin bitimi dedi


Sevda dedim
Ellerimde bir çiçekle
Peşinden koştuğum dedi
Koşmak dedim
Hayat bir maraton dedi
Hayat dedim
Öyle kısa ki dedi
Niçin kısa? diye sordum
Yaşanacak çok şey var zaman yok dedi


Yaşanması gereken ne var? diye sordum
Aşk dedi
Kaç kere? diye sordum
Bin kere dedi milyon kere Aşk
Neden bir kere değil? diye sordum
Bütün aşkların toplamı en yüce ve tek aşk dedi
Önce ona varsan olmaz mı? diye sordum
Keşke olsa dedi ama önce yoğrulmak gerek
Acı çekmek mi? diye sordum
Evet aşk acısında yok olmak dedi
Yok olunca! dedim
İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın dedi


Gerçek aşk dedim
Büyük o dedi
Durdum Durdum Ve sustum
Neden sustun? diye sordu
Yüreğim titredi sanki dedim
Neden? diye sordu
Bilmiyorum dedim büyük o
Evet dedi büyük O
Nerede diye sordum
Her yerde dedi
Nasıl diye sordum
Yüreğini aç dedi


Yüreğimi açmak dedim
Bir tebessümle bak her şeye dedi
Tebessüm dedim
Her kapının anahtarı dedi
Kapı dedim
Girmeden bilemezsin dedi
Ya korku dedim
Bilinmeyenden korkar insan dedi
Ben kimim? diye sordum
Sevgiyle beslenensin dedi
Durdum durdum dine sustum
Kimsin diye sordum
SEN'im dedi

ALıntıdır..!!!
SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?


Abdulllah

``Delilerden sen anlarsın konuş onlarla...`` dedin bana. 15 senelik bir hikayenin sonbahara iki kala tekerrür etmesi kaderden çok daha fazlası gibi geliyor artık. Aşk yeniden kar suyu kaçırıyor kulaklarıma ve ben doğduğum güne iki kala zerre kadar tereddüt etmiyorum bu fikirden.
Yeni Bir Gün İçin Sebeplerim Var
Dürtülerim diyor ki yeni bir hayal kırıklığına yelken açıyorsun! Diyorum ki atın ölümü arpadan olmazsa olmaz! ... Ve ata binmeyi isteyipte çok korkan bir fısıltıyla doğduğum güne denk düşecek bir çarşamba öğleni baş başa kalacak olmam daha romantik bir sentez hazırlayamaz.

İşte bu yüzden sırf bu yüzden yaşanmakta olanı sonsuza taşımak istercesine; elbette bir gün kırılacak olmam nedeniyle sessizliğim susuyorsa yalnızlığım uyumayacak bu gece. Ayıp mı? Sanmıyorum... Prens değilim ki peri kızına aşık olayım! Ama peri kızı olmayı hak ediyormuşçasına gülümsüyor gözleri. Şimdi bütün bunları hiçe sayıp da prens olmamak yakışır mı?

Yeni bir güne uyanmayı istiyorum ki güneşin doğuşuyla aynı paralel ve boylamda seyretsin ben de onu seyredeyim... Ardından yıkılmak olsa da her gün doğumu onu hatırlatacak bir sebep sunacak önüme.

...Ve ben onu hatırlamak için nedenlerden çok usülsüzlüklerimin sebebi için savaşacağım..! Savaşacağım ki her gün Güneş`in doğuşuyla uyanayım...

ALINTIDIR..!!!
SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?


Abdulllah



Usulca Öperek Gözlerimden Düşlerimi Alsana Kollarına

Sırrımyasağımsebebimsin bu karmaşık dünyada nefesimsin soluk soluk tertemiz dağ havası gibi içime çektiğim Bir çocuk masumiyetiyle beni sürekli gözünden sakınır gibi koruyan anamsın babamsın Yoldaşımsın sırdaşımsın gönüldaşımsın her derdime ortak olanSevdiğimsin Karımsın Ruh eşimsinAma rahat değilsin yeterince bunu biliyorum Bir şeyler aklını deşiyor Kalbine bir sızı veriyor olmalı o son sözlerim hareketlerimBenim sevgi sağanağımda ıslanmadan yürümeyi başaranlardansın sen birtanemYangınımsın sensiz gecelerde beni yakan sabrımsın sensiz saatlerde teselli veren mutluluğumsun umudumsun uzaklardan bana nefes gibi içimde dolanan damarımdaki kansın sıcacık içimde dolanan çarpan kalbimdesin her an her dakika hissettiğim
Yalnızlığımın yaşamla kırılma noktasında ve pes edeceğim o kötü anlarımda karşıma çıkıp bana hayatı sevdiren ve yaşanılası yapansın senHiç farkındamısınGecenin tam ortasında yüreğim haykırıyorsa seni susmalı evren hiçbir ses yüreğimden daha anlamlı ve derin konuşamaz ki bu saatlerdeDinle hayatımın kadını sen dinle beni Yüreğinin kapılarını arala biz seninle konuşmadan anlaşabiliyoruz sadece beni hisset bu geceYüreğini verdiğin ben sana mühimmat taşımak istiyorum bu bir türlü içinden çıkamadığın ve hep bir savaş verdiğin sevdamıza
Usulca öperek gözlerimdendüşlerimi alsana kollarına sabaha az kaldı küçüğüm İnandığın zaman aşk'a kıskanırsın Kıskandığın an'da zaten aşksın benim aşkım Sende farklı bir tarafı var hayatın Farklı bir yüzü daha farklı bir tadı Eskimeyen Hiç eskitmeyen Hep beni sevdiğini haykıran

seni seviyorum!!!!!

alıntı
SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?


Abdulllah

Adam telaşlı öfkeli bir halde hanımına bağırıp çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce korkmuş sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı.

Adam çocuklara hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu:

-Söyledim değil mi söyledim. Bu gün toplantı olduğunu açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. "Kahverengi gömlekle gidiversen nolur!"muş. Bugün sunum yapacağım karamsar bir görüntü mü vereyim dinleyenlerin içi kararsın bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun?

-Tamam bey bitti işte.

Adam açık mavi göleği hışımla aldı;

-Bitti tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neye yarar.

Hanımı çocukların korkmuş yüzlerine baktıktan sonra yine eşini sakinleştirmeye çabaladı;

-Dün bundan da geç çıkmıştın vakit var yetişirsin.

-Anlamıyor ki anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım.
Herkesten önce gitmeliyim ki gelecek önemli konuklara 'Hoş geldin' demeliyim.

Adam bir sürü söz daha söylenerek bağırarak çıktı arabasını çalıştırıp uzaklaştı.
Hanımı direksiyon başında da öfke saçan eşinin halinden endişelendi "Bir kaza yapmasa bari..."

Eşi uzaklaşınca çocuklarının yanına gidip sarıldı rahatlatmaya çalıştı.

-Madem erkenden kalktınız hemen size sultanlara layık bir kahvaltı hazırlayıp getireceğim.

Mutfağa geçti zihnindeki huzursuzluğu dağıtmak için hemen neşeli müzikler çalan bir radyoyu açtı. Ocağa haşlamak için yumurta koydu cezvede süt ısıtmaya başladı. Masaya zeytin peynir reçel koymayı da ihmal etmedi.

Biraz sonra çocuklarına seslendi

-Kahvaltınız hazııır!

Çocuklar kahvaltıya otururken radyoda müziğin birden kesilmesi dikkatini çekti. Son dakika haberi anonsuyla radyonun sesini biraz daha açtı. Radyo'da zincirleme bir kaza haberi vardı. Ayrıntılarla biraz sonra birlikte olacağız demişti spiker ama kazanın yerini söylediği andan itibaren o sandalyesine yığılıp kalmıştı. Spikerin bahsettiği kaza yeri kocasının her gün işe giderken geçtiği dörtlü kavşaktı.

Eşinin bu kavşaktaki trafikten şikayetçi olduğunu her sabah yoğun bir trafik olduğunu söyleyişi aklına geldi. "Geç kaldım diye acele edip acaba o da..." Aklına gelen düşünce içini daha da yaktı hemen ayağa kalktı.

-Çocuklar unutmayın ocağa yaklaşmak yasak. Kahvaltınızı yapıp salona geçin oynayın. Benim acil bir yere uğramam gerek kapıyı da kimseye açmayın tamam mı?

Çocukları uslu söz dinler olduğu halde çok kısa süreli de olsa evde yalnız bırakmak zorunda kalsa tekrar tekrar tembihte bulunurdu.

Sokağa çıkmak için üzerine bir şeyler aldı cebine de bir taksi parası aldı. Kapıya yöneldiğinde kocasının bu kazada ölmüş olabileceği endişesiyle kabaran yüreğine daha fazla dayanamayıp ağlamaya başlamıştı. Göz yaşlarını çocukları görmesin diye açık olan mutfak kapısına sırtını dönmeye özen gösteriyordu. İçindeki acının kocasının ölmüş olma ihtimali kadar giderken kendisini kırması ve çocuklarının önünde bağırıp çağırmasından da kaynaklandığını anladı. Oysa her zaman böyle öfkeli değildi.

-Eğer ölürse çocuklarım babalarını son gördükleri haliyle mi hatırlayacak? Kalp kıran öfkeli bir baba olarak mı kalacak akıllarında?

Kapıdan çıkarken çocuklarına bir kez daha seslenecekti ama artık akan gözyaşları saklanamayacak haldeydi. Hemen kapıyı açıp dışarı çıkmak için hamle yaptı ama karşısında kapıya doğru adım atmakta olan kocası vardı.

Adam bir an karısının ıslak yanaklarına baktı; "Haberleri mi dinledin?" diye sordu. Hanımı konuşamadan sadece başıyla onayladı. Adam önce sarıldı sonra eşinin yanaklarını sildi.Hanımı zorlukla sordu;

-Hani önemli bir toplantına geç kalmıştın niye döndün?

-Kaza benim hemen yakınımda oldu. O anda toplantıdan daha önemli bir şeyi unuttuğumu hatırladım. Eğer o kazada ölseydim...

O anda çocuklar da yanlarına gelmiş babalarının yine öfkeli olabileceğini düşünerek annelerinin yanında durmuştu. Adam bütün içten samimi gülümsemesiyle çocuklarını yanına çağırdı boyunlarına sarıldı yanaklarından öptü.

-Ben bu gün büyük bir hata yaptım ve evden çıkarken sizleri ne kadar sevdiğimi söylemeyi unuttum. Böyle önemli bir şey unutulur mu hiç. Ne yapalım ben de geri döndüm.
SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?


Abdulllah

aLdandım ..
aLdandım..
tüm bedenım we warlığımı bıraktığım herşeyimden bassedıyorum ewet .. sonsuza kadar benım olacağını söyleyen . dağlara taşlara senı sewıyorum dıye haykıraaan
dağların bıle yankısı yalan yalan işte .. senın ıcın gözum kapalı kıyarım canıma dıyen

hadı kıy sımdı senı bu kadar delıce sewerken kıy ben senı bu dunyada bensız ıstemıyorum ........


telefon calıyor abla .. alo sewgılım gunaydın gunaydın hayatım bır gune daha senınle başlıyorum bu cok guzel senı bugun nereye nerelere götüreyim sennınle heryere warım aksam senı 7 de alacağım . beklıyor olacağım sewgılım .


her sabah kı tatlı we yalan konusmalar ne kadar gercekcı halbukı . bı newı kendını kandırmak hanı hayatını kaydırmak belkı ınanmak guvenmek .



hoş geldin bırtanem cıkıyormuyuz önden buyrun hanım efendı .. wooow burasıda neresı
burası senın benım kalbıme batışın ayın batışını ızlerken sende kalbıme batacaksın .



bu kucuk konusma sızınde hoşunuza gıttı tabıkı ama .. neyse dewam edelim


bır fotoraf cekılmek ıcın telefonunu alabılırmıyım sewgılım ? tabıkıde .. ben 5 dk ya gelıyorum sana suprızm war


herşey bu noktada başladı işte ne olduysa o telefonu almam la oldu . o dakıkalara kadar ben kandırılmışım ben aldanmışım kabul edemıyorum ama ben aldatıldım bedenımı paylastığım kişinin ruhu benı terk ettı o anda . gelenj kutusunda artık ayrıl o kızdan we tamamıyle benım ol sewgılım . o kız dıye bassedılen burda bendım . kırpıklerımdekı tuz sızlattı içimi hıc bırsey yapmadan sessızce telefonu yere bıraktım


bır şampanyayla görundu uzaktan ama aşkımızın ölümsüzlüğüne şampanya patlatmak yerıne sewgılımın ********lığı uzerıne suratına tokat patlattım .
bı dahakıne daha dıkkatlı ol msajları sılmeyı unutma o irenç kişiliğine bır tokat daha atılmasın diğerek hışkıra hıçkıra oradan uzaklaştım .

dediğim gibi herşey yalandı yaşadığım ılıskıde tek doğru ben mişim oysa yalan benım bunyeme fazla yaşadığım tranwada yaşadıklarım yanıma karda . kendı benliğim we kalbım heba oldu

ALINDIT..!!1
SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?


HAYAL

paylaşım için teşekkürler apo :lol:


Abdulllah

SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?


Abdulllah

Vazgectim inan !

Senden seni sevmekden
çok yoruldum gücüm kalmadı
dedim kendime dayan !

Artık ben yokum inan

ne zaman fark edersen beni sevgimi
ne zaman özLersen
ozaman geL haykır sevgini
yada git birdaha geLme..

Gücüm yok artık sana

sevgine
özLemeye
bekLemeye ..

Bundan sonra yokum inan

ALINTI
SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?


Abdulllah

AşKıN TaRiFi BuDuR!!! :'(
O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain... sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar... her şiirde anlatılan O'ysa... her filmin kahramanı O... her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa... bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa... iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız... kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü... özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız... O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine... uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız... kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... ...o halde yarın sizin gününüz!.. "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
[/color]
SanaL AleM İşte DalGasıZ DenİzE HerkeZ KapTaN ?