İletileri Göster

Bu sayfada bu üye tarafından gönderilen iletileri görebilirsiniz. Unutmayın, sadece size izin verilen bölümlerdeki iletileri görebilirsiniz.

Konular - D??i?

1


EVDE: 0-5 yaþ arasý çocuklarda görülen ölüm ve yaralanmalarýn baþlýca nedenlerinden birinin ev kazalarý olduðunu biliyor muydunuz? Evinizin içinde ve çevresinde alacaðýnýz önlemlerle bu tür riskleri minimum seviyeye indirmeniz mümkündür:

• Ev içindeki tel ve kablolarýn bebeðinizin dikkatini çekecek, görünür yerlerde deðil, gizlenmiþ olmasýna özen gösterin
• Masa ve sehpa köþelerine köþe korumasý takýn
• Evdeki bitkileri ve süs eþyalarýný bebeðinizin eriþemeyeceði bir yere koyun
• Pencere yakýnýnda üzerine týrmanabileceði eþya bulundurmayýn
• Duy kapaklarý takýn
• Mümkünse evdeki radyatörlere koruyucu takýn
• Banyoda elektrikli aygýt kullanmamaya özen gösterin
• Musluk koruyucularý taktýrýn
• Evdeki deterjan, temizlik malzemeleri, krem, deodorant gibi kimyasal madde içeren ürünleri çocuðunuzun eriþemeyeceði yerlere koyun
• Mümkünse evde bir yangýn alarmý ve yangýn söndürücü bulundurun
• Mutfaktaki kesici ve çocuðun kendine zarar verebileceði tüm aletleri onun eriþemeyeceði yerlerde muhafaza edin
• Mutfakta tezgah kenarlarýna yakýn yerlere sýcak yemek ya da su kaplarý koymayýn
• Çocuðun içine girme ihtimaline karþý buzdolabý, çamaþýr makinesi, bulaþýk makinesi gibi eþyalara çocuk kilidi taktýrýn
• Mutfak ve banyoda yerlerin herzaman için kuru olmasýna özen gösterin, ya da zemin ýslak ve kayganken bebeðinizi buralardan uzak tutun


 
BAHÇEDE: Bebeðinizle birlikte evinizin bahçesinde vakit geçirmekten hoþlanýyor, ya da onun bahçede oynamasýna izin veriyorsanýz dikkat etmeniz gereken noktalar þunlardýr:

• Bahçenizin sokaða açýlan kapýsýný kapalý ve kilitli tutun
• Bahçenizde yetiþen dikenli ve zehirli bitkileri sökün ya da çitle çevirerek bebeðinizin eriþmesini engelleyin
• Bahçenizde havuz varsa çevresini çitle çevirin
• Bahçe alet ve malzemelerini çocuðun eriþemeyeceði yerlerde muhafaza edin
 


SOKAKTA:• Bebeðinizi sokaða çýkardýðýnýzda kullanacaðýnýz bebek arabasý ya da taþýma askýsýný özenle seçin; kullaným kolaylýðý saðlayan; bebeðin rahatlýðý ve saðlýðý için tasarlanmýþ ürünleri seçmeniz uygun olacaktýr.
• Bebeðinizi pusetle gezdirirken trafiðe dikkat edin, karþýdan karþýya geçerken yaya geçitlerini ya da trafik ýþýklarýný kullanýn. Park eden arabalarýn arasýndan karþý karþýya geçmeyin, sürücü sizi görse bile bebek arabasýný görmeyebilir.
• Bebeðinizi arabalarýn egzozlarýndan mümkün olduðunca korumaya çalýþýn
• Alýþveriþ yaparken bebeðinizi yanýnýzdan ayýrmayýn; dükkanlara girerken bebek arabasýný dýþarda býrakmak zorunda kalsanýz bile bebeðinizi yanýnýza alýn.
&• Alýþveriþ sýrasýnda bebeðinizi kaybettiyseniz panik yapmamaya çalýþýn ve vakit geçirmeden bulunduðunuz maðazanýn ya da alýþveriþ merkezinin güvenliðine haber verin. Birçok maðaza ve alýþveriþ merkezinde güvenlik kameralarý sayesinde çocuðunuz kolaylýkla bulunabilir.
• Çocuðunuza küçük yaþlarýndan itibaren yabancýlara karþý temkinli olmasý, tanýmadýðý kiþilerin onu biryerlere götürmesine izin vermemesi gerektiðini, onu korkutmayacak bir tarzda öðretin.




2
 

1. Ay:

• Yeni doðanýn hareket yetenekleri fazla etkileyici deðildir. Çocuðun ilk kazandýðý yeteneðin baþýný kaldýrmak olduðu, bunun ardýndan el ve kollarýný kullanabildiði, nihayet ayak ve bacaklarýný kullanmaya baþladýðý görülmüþtür.
• Çenesini kaldýrabilir
• 19-20 cm. Uzaklýktaki nesneleri net görebilirler. - Kokularý ayýrt edebilirler,
• Bebeklerin daha çok gözlere baktýðý belirlenmiþtir. Bu nedenle, bebekle saðlanan göz temasý, bebekle bakýcýsý arasýnda sosyal baðýn geliþmesinde önemli rol oynar.
• Annelerin çocuðuna karþý duyduðu baðýn oluþumunda kritik bir dönemin varlýðý ileri sürülmektedir ki bu da doðumdan hemen sonraki dönemdir. Bu dönemde bebeklerini kucaklarýna alarak seven annelerin, çocuklarýna daha kuvvetli baðlarla baðlandýklarý belirlenmiþtir.
• Bu ayda konuþmaya yönelik bir faaliyet genellikle görülmez.
• Bebeðin baþý her zaman desteklenmelidir.
• Elleri yumuktur veya hafifçe açýktýr.
• Hýçkýrýklar sýk görülür ama önemsizdir.
• Hapþýrýklardan korkmayýn, bu burnu temizler.
• Bu ay objelere bakmaya baþlayabilir.
• Ýþitmeye baþlamýþtýr ama sesin geldiði yeri anlayamaz.
• Yüzüne 0.5 metreden yakýn objeleri daha iyi görür.
• Bu ayda bebek siyah beyaz geometrik objeleri çok iyi seçer.
• Yataðýnýn çevresindeki bu tür objelere dikkatini çeker.
• Bebekler insan yüzünü diðer objelerden ayýrýrlar.
• Bebeðiniz insan sesini diðer seslere tercih eder.
• Bebeðinizi beslerken onunla konuþun.
• Günlük banyoya ihtiyacý yoktur. Fazla yýkamak bebeðinizin cildini kurutur.
• Doðumda Hepatit B aþýsýnýn ilk dozunun yapýlmýþ olmasý gereklidir. Birinci ayýn sonunda (ilk dozdan 1 ay sonra) Hepatit B aþýsýnýn 2.dozu uygulanmalýdýr.



Kiþilik geliþimi: Bebeðin diðer önemli özelliði tümüyle kendi gereksinimlerini gidermeye yönelik olmasýdýr. Bu özelliðine egosantrik de diyebiliriz. Ancak burada söz konusu olan bencillik bilinçli olarak kendi gereksinimlerini en ön planda tutmak deðildir. Bebek ilk iliþkisini bu çerçeve içinde annesi ya da annelik görevini yapan kiþi ile kurar. Çocuðun bu iliþki içinde iki temel gereksinimi vardýr: fiziksel bakým ( doyurma ve korunma ) ve sosyal bakým ( sevgi ve duygusal yakýnlýk ). Bu iki temel gereksinimin nasýl ve ne ölçüde yerine getirildiðini bilirsek çocuðun ilerdeki kiþiliðinin temeli hakkýnda çok þey öðrenmiþ oluruz. Önce fiziksel bakýmý ele alalým. Olumlu bir anne çocuk iliþkisinde çocuk zamanla annesini ve ona doyum veren, onu koruyan, rahat ettiren bir kiþiyi bir ödül kaynaðý olarak beller, ona deðer verir. Anne yokken arar, görünce sevinir, ona baðlýlýk duyar ve baðlanýr. Bebeðin kýsa süre de olsa annenin gözden uzaklaþmasýna dayanabilmesi bebeðin özbenliðine de varlýðý artýk kesinlik kazanmýþ bir anne tasarýmýnýn bulunduðunu gösterir. Anne bir süre gözden uzaklaþmýþ olabilir, fakat az sonra gelecektir, çünkü gözden þu anda silinmesi tümden yok olmasý deðildir. Demek ki düzenli alma verme iliþkisi bebeðin zihninde annenin sürekliliðini saðlar. Anne çocuða karþý tutarlý ve olumlu ise çocukta genel olarak yaþamda doyum bulacaðýna iliþkin bir temel güven duygusu oluþmaya baþlar. Ama anne tutarsýz, olumsuz ya da kaygýlý ise çocuk bu temel güveni oluþturmakta zorluk çeker.

Fiziksel bakým eksiksiz de olsa temel güveni oluþturmada tek baþýna yeterli deðil. Sevgi ve duygusal yakýnlýk görmeyen çocuðun kiþiliði bu durumdan olumsuz etkilenir. Hatta bakým evlerinde yaþayan çocuklar üzerinde yapýlan araþtýrmalar yeterli fiziksel bakým gören ama sevilip okþanmayan, konuþulmayan çocuklarýn önce çevreden ilgi aradýklarý, fakat zamanla adeta yaþama küsüp çevreyle iliþkilerini kestiklerini ortaya koymuþturlar. Oysa sevgi ve duygusal yakýnlýk gören çocuk insanlarla iliþki kurmayý tatmin edici bir olay olarak görür. Annesinin ona deðer vermesi onda deðerli olduðu kanýsýný uyandýrýr. Genellikle insanlarca sevileceðine, sevilmeye deðer bir insan olduðuna iliþkin temel güven oluþturur. Ýþte, anne çocuk iliþkisindeki bu süreklilik, tutarlýlýk ve aynýlýk çocukta "temel güven duygusunun" özünü oluþturur.
 
2. Ay:

• Emmeye baþlama refleksi, arama refleksi, yutma refleksi, moro refleksi, babinksi refleksi, yakalama refleksi, adým atma refleksi bu ayda görülen reflekslerdir.
• Bu reflekslerden çoðu doðumdan sonraki 2-5 ay içinde azalarak geçmektedir.
• Bu ayda bebek göðsünü kaldýrabilir
• Baþarýsýz uzanmalarda bulunur.
• Ellerini açmaya baþlar.
• Anneyi babayý tanýr.
• Seslere tepki vermeye baþlar.
• Birinci ay tamamlandýktan sonra Hepatit B aþýsýnýn 2. dozu uygulanmalýdýr.
• Bebeðinizin ikinci ayý dolduðunda, 5li karma aþýnýn (difteri, boðmaca, tetanoz, menenjit(Hib), çocuk felci(polio) aþýsýnýn) 1.dozunun yapýlmýþ olmasý gereklidir.

Algýsal geliþim :

• Doðumdan hemen sonra parlaklýktaki deðiþime duyarlýdýrlar.
• Bu duyarlýlýk ilk iki ay içersinde hýzla geliþir.
• Bebeðe gösterilen oyuncak saklanýnca þaþýrdýðý görülür
• Ýki aylýk bebeklerin þeklin deðiþmezliðinin algýsýna ulaþmýþ olduklarý gösterilmiþtir.

Ýlk hafta ve aylarda anne-baba ile bebek arasýnda karþýlýklý olarak birbirlerine kenetlenme, baðlanma þeklinde davranýþ örüntüleri gözlenir. Gerçek bir baðýn oluþmasý için zamana ve denemelere ihtiyaç vardýr. Bu süreç sakin bir þekilde yürüdükçe ve anne-baba çocuklarýnýn ihtiyaçlarýný sezmeye baþladýkça, anne-babalýk görevi daha doyumlu olmaya baþlar ve bebeklerine olan baðlarý kuvvetlenir.
 
3. Ay:

• Bebek bu aylarda kiþileri ayýrabilir.
• Çevredeki ilginç deðiþiklikleri fark edebilirler.
• Bebekler konuþma seslerini algýlayabilir .
• Konuþucularý çok erkenden ayýrt edebilirler.
• Anne babalarýnýn yüzlerini daha henüz tanýmadan önce, onlarý seslerinden ayýrt edebilir gibidirler.
• Yüksek sesle güler.
• Seslerin kaynaðýna bakar.
• Ellerini birleþtirir.
• Bu aylarda evde sessiz zamanlar yaratýn.
• Bebeðinizle konuþurken ayný sesleri tekrar edin.
• Bebeðiniz hasta olmasa bile normal kontrollerine götürün.
• Genizden konuþanlar incelendiðinde, genellikle sütleri çok yavaþ emdikleri, bu nedenlerle annelerin biberon deliðini fazla geniþlettiði öðrenilmiþtir, ancak bu konuþmaya yardýmcý olacak olan normal emmeyi engellediði için önerilmemektedir. Biberon deliði gereðinden fazla küçük olanlarda ise ileri de peltek konuþma olabileceði için bu da önerilmemektedir. - Üçüncü ayýn içinde bebeðinizin BCG (verem) aþýsýnýn uygulanmasý gerekmektedir.
• Bebekler hem tatlý, ekþi ve biberli gibi tatlara duyarlýdýrlar hem de aralarýnda ayýrým yapabilirler.

Babalarýn çocuklarýna olan baðlarýnýn annelere benzediði, fakat doðumdan birkaç ay sonra(genellikle 3. Ay), babalarýn annelerden farklý bir rol üstlendikleri araþtýrmalarda saptanmýþtýr. Annelerin çocuklarýn bakýmýný üstlendikleri gibi, onlarla daha fazla konuþtuklarý, daha fazla kucaklarýna aldýklarý, daha fazla þefkat gösterdikleri ve daha sakin bir etkileþime girdikleri görülmüþ; babalarýn ise daha çok çocuklarýyla fiziksel boðuþma davranýþýna girdikleri ve daha çok oyun oynadýklarý gözlenmiþ, bunun da bebekle etkileþim örüntüsünde pek etkili olmadýðý bulunmuþtur.

 
4. Ay:

- Dört aylýkken normal bir yetiþkin gibi görebilirler.
• Renkleri farkedebilirler.
• Bebekler hareketleri üzerinde daha istemli bir denetim saðlayabilir.
• Yaptýklarý davranýþý yinelemekten hoþlanýrlar.
• Bu ayda destekle oturabilir.
• Objeleri elden ele geçirebilir.
• Ýki heceli sesleri çýkarabilir.
• Yabancýlardan korkmaya baþlar.
• Bebeðin ayaklarý düz olarak görülebilir veya baþparmaklarý içe dönük görünebilir. Doktorunuz bu konuda en doðru bilgiyi verecektir ancak bu durum genellikle geçicidir.
• Konuþmayý öðrenmek uzun ve karmaþýk bir olgudur. Bu ayda çocuk iletiþimini mimiklerle, ve anlamsýz mýrýldanmalarla dile hazýrlýk þeklinde yapar.
• Sesli uyarýcýlarý bol çevrede yetiþen bebek, daha fazla seslendirme etkinliðinde bulunmakta ve daha çeþitli sesler çýkarabilmektedir.
• Bebeðinizin dördüncü ayýnda, 5li karma aþýnýn (difteri, boðmaca, tetanoz, menenjit(Hib), çocuk felci(polio) aþýsýnýn) 2.dozunun yapýlmýþ olmasý gereklidir.



Beslenme: Ýlk dört ay bebeðin emerek beslenme evresidir. Bu süreden önce yutma refleksi zayýftýr vesüt çocuðu kaþýkla verilenleri yeterince yutamaz, aðzýndan geri çýkarmaya eðilimlidir. Bu dönemde böbrekler de immatürdür.protein ve elektrolitlerin yükünü atamaz. Sindirim sisteminde yabancý proteinlere karþý koruyucu mekanizma tam geliþmemiþtir. Mideden yeterli asit salgýlanamaz. Niþasta ve yaðlarýn emilimi için gerekli enzimleri de yetersiz salgýlanýrlar. Bu nedenle bu dönem için en ideal gýda,içinde bu enzimleri içeren,protein ve elektrolit içeriði düþük olan anne sütüdür. Anne sütünün verilemediði nadir durumlarda içeriði anne sütüne yaklaþtýrýlmýþ sütlerin verilmesi gerekir.

 
5. Ay :• Kucaða oturup nesneleri yakalar.
• Bebek yüzler arasýnda ayýrým yapar .
• Desteksiz oturmaya baþlayabilir.
• Objeleri aðzýna götürerek keþfetmeye baþlar (ayaðý dahil)
• Yabancý olmayanlarý tanýr.
• Aþina olduðu kiþi bebeði daha kolay sakinleþtirir.
• Önce çocuk dili anlamlý þekilde kullanamaz, ancak seslendirme (vocalisation) iþlevi vardýr kiþilik geliþimini etkileyen diðer bir faktör ise duygusal geliþimdir. Duygusal geliþim saðlýklý bir insan geliþimini inceleyebilme açýsýnda önemli olduðu kadar, duygusal temelde sorunlarý olan çocuklarýn bu sorunlarýnýn anlaþýlmasý ve tedavisi açýsýndan da araþtýrýlmasý gereken bir konudur. Duygusal geliþimin parçasý olan korkuya þöyle bir bakalým. Bu dönemde ses korku yaratan uyarýcýlar arasýnda birinci sýrada gelir. 5.aysonrasýnda bebeklerin yaþýndaki ilerlemeye baðlý olarak bebeklerde uçurum görüntüsüne karþý korku tepkileri artmýþtýr. Diðer bir korku türü ise bebeklerin yabancýlara karþý gösterdikleri korku tepkileridir.
• Bu aydan sonra ek gýdalarabaþlanmýs olmasý gereklidir. Kaþýkla beslenmeye geç baþlanan çocuklarýn bazýlarýnda çiðneme ve katý gýdayý yutabilmek için dilin dönme reflekslerinde gecikme olmaktadýr. Bu nedenle büyümesi yeterli olsa bile 5. Ayda kaþýkla ek gýda verilmeye baþlanmasý önerilmektedir.



6. Ay :

• Mama sandalyesinde oturup sallanan nesneleri yakalar
• Arama davranýþý buaylarda görülür.
• Neden ve sonuçlarý ayýrma yeteneði görülmeye baþlar.
• Sabit duran nesneleri tüm duyularýyla inceler, dikkatlice bakýp seslerini dinler. Nesneleri birçok kez elleri içinde döndürürler.
• Sadece zevk almak için birçok karmaþýk ve ilginç yolu denerler ve böylece de oyun davranýþlarýna ilk kez giriþirler. Yetiþkinlerin kol ve bacaklarýyla yaptýklarý hareketleri taklit edebilirler.
• Bebekler annelerinden ayrýldýklarýný anlayabilir. Uykularýndan uyandýklarýnda korkup aðlayabilirler. Bu duruma alýþtýrmak için kendinizi saklayýp tekrar ortaya çýkartan "cee "oyunu oynayabilirsiniz. Bebeðiniz günde 11 saat uyur. Ama unutmayýn bu süre yalnýzca gece uyuyacak anlamýnda deðildir.
• Altýncý ay tamamlandýktan sonra Hepatit B aþýsýnýn 3. dozu uygulanmalýdýr.
• Bebeðinizin altýncý ayýnda, 5li karma aþýnýn (difteri, boðmaca, tetanoz, menenjit(Hib), çocuk felci(polio) aþýsýnýn) 3.dozunun yapýlmýþ olmasý gereklidir.

Hayatýn dört-altý aylarýnda süt çocuðunda yutma refleksi geliþir.

Ancak henüz diþleri olmayan çocuk katý gýdalarý çiðneyemez ve aðzýndan geri çýkarýr. Sindirim sisteminin yað ve karbonhidratlarý emme iþlevi ve yabancý proteinlere karþý koruyucu mekanizmasý da bu dönemde geliþir. Bu geçiþ döneminde baþlanan ek gýda lar yumuþak ve düþük allerjenik özellikte olmalýdýr. Unlu, sütlü mamalar, yoðurt anne sütünün yaný sýra bu dönem için uygun besleyicidirler. Allerjen olmadýðý için pirirç unu tercih edilmelidir. Dördüncü aydan sonra meyve ve sebze pürelerine de azar azar baþlanabilir. Sebze püreleri patates,havuç, kabak ve pirinç ile hazýrlanabilir. Mevsime göre elma, þeftali bu dönem için tercih edilen meyvelerdir. Vitaminlerin kaybolmamasý için pürelerin yapýmýnda cam rende kullanýlmasý önerilmelidir. Gaz, karýnaðrýsý ve allerji yapmadýðýndan zengin c vitamin kaynaklarý olan portakal, mandalinaya da bu ayda baþlanabilir.
 
7. Ay :

• Bu aydan itibaren bebeðe bir ses verildiðinde o da bir sesle tepkide bulunur. Kendi çýkardýðý sesleri dinlediði gibi baþkalarýnýn çýkardýðý sesleri de dinlemeye baþlar. Bu toplumsallaþmýþ seslendirmedir.
• Yetiþkinlerin kol ve bacaklarýyla yaptýklarý hareketleri taklit edebilirler.
• Bebeðiniz sürünmeye baþlamýþtýr.
• Kendi kendine yiyecek alabilir.
• Düþen objeler dikkatini çeker.
• Ýlk diþi çýkar.

Yedinci aydan itibaren çocuða uygun olarak hazýrlanmýþ sofra yemekleri verilebilir. Bunlar etli dolmalar, etli sebze yemekleri, tarhana,þehriye ve benzeri çorbalar, azilmiþ makarna(haþlama suyu dökülmeden)ve pilav olabilir. Baharatsýz ýzgara köfte ve tavuðun beyaz eti didiklenerek küçük parçalar halinde sebze pürelerine eklenebilir.



8. Ay:

• Sesli ifadeleri duygularýný açýða vurur.
• Daha önce yapmadýklarý yetiþkin davranýþlarýný taklit edebilirler.
• Oyuncaklarý tanýmaya baþlar.
• Kendi kendine oturma pozisyonuna geçebilir.
• Yatarken okuduðunuz kitabý dinler
• Bu ayda bebeðin enbüyük özelliði daha mükemmel þekilde neden ve sonuçlarýn birbirinden ayrýlmasýdýr.

Bu aydan baþlayarak, haþlanmýþ beyaz etli balýklar, haftada bir-iki defa bir-iki çorba kaþýðý karaciðer ezmesi verilebilir. Beyin ezmesi vermenin herhangi bir faydasý yoktur. Sekiz-dokuzuncu aylarda tam yumurta verilebilir. Yumurtanýn kolesterol içeriði yüksek olduðundan haftada iki-üç defa verilmesi önerilmelidir.



9. Ay:

• Köfteyi ve diðer birçok yiyeceði ýsýrarak yiyebilir,
• Aile sofrasýna oturabilir
• Evde hazýrlanan eriþkin besinlerin tamamý
• Oyuncaklarýný vurarak ses çýkarabilir.
• Hayýr kelimesini anlar.
• Ortaklaþa oyun oynayabilir.
• Etrafa tutunarak yürüyebilir.
• Kendini çekerek ayaða kalkabilir.
• Ýþaret parmaðý ve baþ parmaðý ile objeleri tutabilir.
• Buayda çocuðunuza okuduðunuz kitabýdinler.
• Bu ayda kýzamýk aþýsý yapýlmalýdýr. Bu ay içinde kýzamýk aþýsý yapýlmasý gerekip gerekmediðini hekiminize danýþýnýz.



10. Ay:

• Ýþittiði sesleri taklit eder gibi görünür, ancak baþarýlý olamaz.
• Ellerinizi tutarak yürüyebilir.
• Bir elini tutularak yürüyebilir
• Kaþýkla bir þeyler yiyebilir.
• Bu durumda evdeki emniyet kontrolünü bir kez daha yapýn.
• Balkonlara dikkat edin.
• Mobilyalarýn sivri köþelerini plastik koruyucularla kaplayýn.
• Ocaktaki tavalarýn saplarýný çocuðun ulaþamayacaðý bir þekilde tutun.
• Bebeðinizi mutfakta,balkonda, tuvalet ve banyoda yalnýz býrakmayýn.
• Sýcak içecekleri çocuðun ulaþabileceði yerden uzak tutun.
• Ne anlama geldiðini bilerek anne ve baba diyebilir.
• Bebeðinizle þarký söyleyebilirsiniz.



11. Ay:

• Bardaktan su içebilir.
• Bir elinizi tuttarak yürüyebilir
• Anne ve baba dýþýndabir kaç kelime daha söyleyebilir.
• Bu ayda karþýlýklý oyun oynayabilirsiniz. En favori oyunu karþýlýklý top yuvarlamak olabilir.
• Bebeðiniz artýk kendi baþýna dolaþan bir bireydir ve evinizde tedbir almanýn zamaný gelmiþtir.
• Emirleri anlar.
• Bebeðiniz artýk size cevap verebilir.
• Sevdiði oyuncaklarý gösterebilir.
• Bir ya da iki kelime söyleyebilir.
• Yetiþkinin çýkardýðý sesleri papaðan gibi yineler ancak, konuþmasýnda anlaþýlýr bir akýcýlýk yoktur.



12. Ay:

• Tek baþýna ilk adýmýný atar.
• Sizin haraketlerinizi taklit eder.
• Yemeklerde artýk masanýza oturmak ister.
• Ýkiden fazla kelime söyleyebilir.
• Bu ayda biberondan bardaða geçiþ yapabilir.
• Bir yaþýn sonunda kendi ayaða kalkýp yürür.
• Kimi çocuklar bir süre sonra da yürüyebilir
• Ýlk yaþ gününü kutlama hazýrlýklarý!!!!
• Bebeðiniz 1 yaþýný doldurduðunda, Hepatit A ve KKK (Kýzamýk, Kýzamýkçýk, Kabakulak) aþýsýnýn ilk dozlarýnýn uygulanmasý gerekmektedir.

15. Ay:• Bebeðinizin tek dozluk su çiçeði aþýsýnýn uygulanmasý gerekmektedir.

18. Ay:• Bu ay içinde, 5li karma aþýnýn tekrar dozunun ve Hepatit A aþýsýnýn 2. dozunun uygulanmasý gerekmektedir.



Sevgili anne babalar, unutmayýn ki her bebeðin farklý ve kendine özgü bir fiziksel, algýsal ve sosyal geliþim tablosu vardýr. Bu sebeple eðer bebeðiniz yukarýda bahsedilen geliþim aþamalarýndan bir kýsmýna henüz ulaþmadýysa gereksiz endiþe ve korkuya kapýlmayýn. Eðer bebeðinizin geliþiminde dikkat çekici ölçüde bir problem olduðunu düþünüyorsanýz mutlaka doktorunuza danýþýn. Bebeðinizin geliþim süreciyle ilgili en doðru bilgiyi doktorunuzdan alabilirsiniz.


3
bir aile vardý bu ailenin 2 tane çocuklarý vardý en büyükleri kýzdý ve14 yaþýndaydý diðeri ise 4 yaþýnda ve erkekti.kýz erkek kardeþini hiç sevmezdi.onu hep kýskanýrdý ve onun daha çok sevildiðini düþünürdü.bir gün kardeþi gece vakti nefes alamamaya baþladý ve git gidide kötüleþti.hemen ambulansa haber verdiler ve hastaneye gittiler.kardeþinin hastalýðýný araþtýrmak için doktorlar 2gün boyunca
araþtýrma yaptýlar.hemen çocuðun ailesine haber vermediler.önce ailenin tüm üyelerinden kan örnekleri alýndý ve o gün gelmiþti.o gün sonuçlar açýklanacaktý.
doktorlar çocuðun ümitsiz bir hastalýða kapýldýðýný ve sadece bir tek umudun kaldýðýný ve bu çarenin acilen gerçekleþtirmek gerektiðini söyledi.aile yýkýldý.sonra ablasýnýn aklýna bir soru takýlmýþtý.bu ümit neydi.hemen toparlandý ve doktora sordu:
-bir umut olduðunu söylemiþtiniz bu umut ne?
doktor kýza doðru bir adým attý ve 'bu umut senin hayatýn'dedi.
kýz ve ailesi þaþýrmýþtý ve sonra doktor konuþmaya baþladý.
-iki gün önce sizden kan,doku örnekleri ve bir çok test yapmýþtýk.bu testin sonucunda sadece kýzýnýzýn test sonucu oðlunuza uyuyor.bunusöylemek gerçekten çok zor ama bir karar vermeniz gerek.daha doðrusu bunun kýzýnýzýn karar vermesi gerek.sonra kýza döndü.
-sen nediyorsun kýzým?
kýz önce bir duraksadý.saniyeler saatler gibi geçmeye baþlamþtý.sonra kýz elind e ýslaklýk fark etti.eline baktý ve kýz aðlýyordu.sonra doktora baktý:
-peki ben kardeþim için ölmeye raðzýyým dedi.
ailesi þaþkýndý.çünkü kýz kardeþini sevmezdi.anne baba ne yapacaðýný bilmeden öylece kýzlarýna baktýlar.donmuþlardý.içlerinde hem sevinç hemde üzüntü vardý.oðullarý yaþayacak kýzlarý ölecekti.sonra ne yapacaklarýný bilemediler.öylece kalakaldýlar.kýz doktora tekrar sordu:
-ne zaman kardeþime yeniden hayat vereceðim?dedi.
bu sözlerin üzerine doktorda gözyaþlarýna boðuldu.
cevap verdi:
-hemen þimdi.fazla vaktimiz yok,dedi.kýz sadece doktordan yarým saat istedi.doktor þaþýrdý.yarým saat çok kýsaydý.kýz ailesine dönüp:
-sizden sadece 3 þey istiyorum.birincisi ben öldükten sonra eve gidin ve tüm bana ait eþyalarý yakýn dedi.ikincisi bana telefon verin bir kaç kiþiyi aramam gerek dedi.üçüncüsü sakýn benden kardeþime söz etmeyin.beni zaten büyüdüðünde hatýrlamaz dedi.kýzýn annesi bayýlmanýn üstüne geldi.aile büyük bir þok yaþýyordu.sonra kýz devam etti:
-lütfen bana son kez bunlarý yapacaðýnýza söz verin dedi.
aile çok üzgün bþr lekilde söz verdi.kýzlarýný vaz geçirmeye çalýþmadýlar bile çünkü kýzýnýn yarým saati kalmýþ ve ne kadar inatçý olduklarýný biliyorlardý.
kýzýn yarým saati dolmuþtu.doktor kýzý hazýrladý ve son kez ailesiyle konuþmak için izin verdi.kýz annesiyle babasýnýn yanýna gitti ve onlara sýkýca sarýldý.sadece tek bir þey söyledi
-kardeþim iyileþince benim için ona sarýlýn ve onu hergün 1000 defa öpün dedi.ailesi birþey anlamamýþtý.
kýz ameliyata girdi.sonra yanýndaki yataða kardeþini getirdiler ve son kez ona bakýp elini tuttu ve þu sözleri söyledi:
meraketme caným sen benim biricik küçük sevgilim olarak kalacaksýn.seni çok ama çok seviyorum dedi.sonra ameliyat baþladý ve 5-6 saat sonra ameliyat bitti.artýk anne-baba ayakta ilaçlarla duruyorlardý.çok garip duygular içindeydiler.sonra oðullarý odaya alýndý ve oðullarýnýn odasýna gittiler.oðullarý çoktan uyanmýþtý.kýzlarý ise direk morga gitmiþti.çocuk annesiyle babasýna bakarak þöyle dedi:
-ben bir rüya gördüm ablam gelmiþ bana biricik küçük sevgilim diyordu.biliyormusun anne ben ablamýn biricik sevgilisiymiþim.onunla ben yaþlandýktan sonra buluþacakmýþýz.bana öyle söyledi.artýk onu çok seviyorum ve size söz veriyorumki onu unutmayacaðým....
4
Ortaokulda okuyan ve kýsa bir süre önce annesini kaybeden genç,babasýyla birlikte yaþýyordu. Babasýyla aralarýnda çok güzel bir dostluk vardý.Genç okulun futbol takýmýndaydý.Takýmdaydý ama, ufak-tefek yapýsý ve tecrübesizliði sebebiyle hoca ona bir türlü maçlarda görev vermiyordu. Bu yüzden her zaman yedek kulübesinde otururdu. Buna raðmen babasý hiçbir maçýný kaybetmez ve her zaman ayaða kalkar tezahürat yapardý. Liseye baþladýðýnda yine sýnýfýn en sýska öðrencisiydi.Fakat babasý onu hep futbol oynamaya teþvik etti;bununla birlikte,eðer istemezse oynamayabileceðini de belirtti.Delikanlý futbolu seviyordu ve takýmda kalmaya karar verdi.Her idmanda elinden geleni yapýyor takýmýn as oyuncusu olmaya gayret ediyordu.Ama sürekli yedek kulübesinde oturmaktan kurtulamadý. Ýnançlý babasý tribünde her zaman ki yerini alýp oðlunu desteklemek için tezahürat yapmaya devam ediyordu. Genç üniversiteye baþladýðýnda futbol onun için önemini kaybetmeye yüz tuttu,ama yine de elinden geleni yaptý.Herkes onun okul takýmýna giremeyeceðinden emin olsa da

o bunu baþardý. Takýmýn antrenörü onu listeye dahil ettiðini,Çünkü her idmana yüreðini koyduðunu ve takýmýn diðer üyelerini de þevke getirdiðini itiraf etti. Takýma girebildiði onu o kadar heyecanlandýrdý ve sevindirdi ki , soluðu en yakýn telefon kulübesinde aldý ve babasýna müjdeyi verdi.Onun bu ba?arýsýna sevinen baba mutluluðunu paylaþtý ve kendine maçlarýn sezonluk biletlerini göndermesini istedi. Üniversitede dört yýl boyunca hiçbir idmaný kaçýrmayan genç, ne yazýk ki hiçbir maçta oynayamadý. Futbol sezonunun sonlarýna doðru,büyük bir eleme maçýnýn idmaný için sahaya çýkmaya hazýrlanan gencin yanýna, elinde telgrafla antrenörü geldi.Delikanlý elgrafý okuyunca ölüm sessizliðine büründü.Güçlükle yutkunarak hocasýna þunlarý söyledi "Bu sabah babam ölmüþ izninizle bu gün idmana gelmesem?" Hocasý onun þefkatle boynuna sarýldý ve "bu hafta dinlen evlat" dedi. Ve cumartesi günkü maçada gelmeyi aklýndan geçirme." Cumartesi geldi çattý,ama okul takýmýnýn durumu hiçde iyi deðildi. Maçýn sonlarýna doðru sessizce bir kiþi soyunma odasýna girdi,formasýný ve futbol ayakkabýsýný giyip sahanýn kenarýna çýktý. Babasý ölen ufaklýktý bu! Antrenör ve oyuncular bu azimli arkadaþlarýný bu kadar kýsa sürede tekrar aralarýnda görmekten son derece þaþkýndýlar.. Hocasýnýn yanýna giden genç "Lütfen izin verin oynayayým" dedi. "Bu gün oynamak zorundayým." Hocasý önce onu duymamýþ gibi davrandý. Böylesine zor bir eleme maçýnda takýmýnýn en kötü oyuncusunu sahaya çýkarmasýna imkan olmadýðýný düþünüyordu.Ama genç o kadar ýsrar etti ki,sonunda ona acýyan hocasý razý oldu: "Peki,oyuna girebilirsin." Gencin oyuna girmesinin üstünden çok geçmemiþti ki,hem hoca,hem oyuncular hem de arkadaþlarý gördüklerine inanamadýlar.Daha önce hiç oynamamýþ bu meçhul ufaklýðýn her hareketi harika attýðý her pas isabetliydi. Karþý takýmýn oyuncularý onu durduramýyordu. Koþuyor pas veriyor, savunmaya

geçiyor ve maçýn yýldýzý gibi parlýyordu.Sonunda gencin takýmý aradaki farký kapattý,nihayet atýlan gollerle de beraberliði yakaladý.Ve son saniyelerde ufaklýk topu tek baþýna sürükleyip herkesi geçti ve galibiyet golünü attý.Maç bitmiþti,okulun taraftarlarý sevinç çýðlýklarý atýyor,arkadaþlarý ufaklýðý omuzlarýnda taþýyordu. Seyirciler stadyumu terk ettikten,oyuncular duþlarýný alýp soyunma odasýna boþalttýktan sonra,takýmýn hocasý ufaklýðý bir köþede tek baþýna sessizce oturduðunu fark etdi.Yanýna gidip "Evlat,inanmýyorum.Bu gün bir harikaydýn" dedi. "sana ne oldu bunu nasýl yaptýn anlat bana " dedi. Hocasýna bakan genç gözleri dolu dolu þunlarý anlattý: "Babamýn öldüðünü biliyorsunuz. Peki onun gözlerinin görmediðini de biliyor muydunuz?" Delikanlý güçlükle yutkundu,Gülümsemeye çalýþtý. "Babam bütün maçlara geldi.Çünkü görmediði halde beni desteklemek

istiyordu. Ve ilk defa bu gün beni görebilirdi. Ben bu fýrsatý kullanmak ve oynayabildiðimi ona göstermek istedim!!!!
5
Büyük Iskender bir gün vezirlerini toplamis ve onlara :

-Ben öldügümde cenaze merasimimi söyledigim gibi yapin
demis !
-Ülkemin dörtbir yanindan tebaamdan olan insanlari
çagirin !
Cenazemin önünden askerlerim yürüsünler silahlariyla,
Cenazemin sagindan alimler yürüsünler kitaplariyla,
Cenazemin solundan zenginler yürüsünler mallariyla,
Cenazemin arkasindan ise fakirler ve garipler
yürüsünler gözyasi ve dualariyla !..
Sag elime bir Altin küre verin, sol elimi ise bos
birakin taa ki
Mezara dek, demis !

Vezirler Büyük Iskender'in bu söyledikleri karsisinda sasirmislar
ve "Bunu bilse bilse Büyük Iskender'in hocasi Diyogen bilebilir"
demisler ve Diyogen'e sormaya karar vermisler!..

Vezirleri dinleyen Diyogen demis ,

- " Iskender'in Ne kadar büyük oldugunu bir kez daha anladim" demis
ve ilave etmis :
- Iskender sunu anlatmak istemis . :
Cenazenin önünden yürüyen askerler ölümüne silahlariyla dahi engel
olamadilar,
Cenazenin sagidan yürüyen alimler ölümüne kitaplariyla dahi engel
olamadilar
Cenazenin solundan yürüyen zenginler ölümüne mallariyla dahi engel
olamadilar ve
Cenazenin arkasindan yürüyen fakirler ve garipler ölümüne gözyasi ve
dualariyla dahi engel olamadilar!..
Sag elindeki altin küre ise bu dünyada sahip olabilecegi her seye
sahip oldugunu,
Sol elinin bos olmasi ise bu dünyadan ELI BOS geldim ELI BOS
gidiyorum!… dedigini gösteriyor…
6
....Bir kadýn çocuktur aslýnda.....çocuk gibi davranmayý sever.erkeðin kendisine bir çocuða gösterdiði þefkati göstermesini ister.

Bir çocuðu okþar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadýný..ama hiç bir kadýn çocuk muamelesi görmek istemez.söylediði þeyler çocukça da olsa dinlenilmesini,dikkate alýnmasýný ister. Yani bir kadýnýn çocukluk yapmasýna izin vereceksiniz; ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..

Bir kadýn güçlüdür aslýnda.hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. ama bu gücünü herzaman ortaya koymasýný sevmez.ister ki,erkeðin gücü kendisine huzur versin.kendi kendine yapabileceði þeyleri bile erkeðin
yapmasýný bekler.böylece hem daha kadýn olduðunu hissedecektir hem de erkeðinin ne kadar güçlü olduðunu görecektir.ancak kadýn gücünü göstermek istediðinde onu engelleyemezsiniz.yapmak istediði birþey
varsa mutlaka yapar.

Bir kadýn sevgidir aslýnda.içinde her zaman sevgiyi >taþýr.sevdiklerinden kolay ayrýlamaz.sevdiklerini kolay kolay kýramaz.zor sever;ama,tam sever.bir kadýnýn tam anlamýyla sevebilmesi için yüreðinin kabul ettiðini beyninin de kabul etmesi gerekir.ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsýnýz.belki kolayca yüreðine girebilirsiniz.ancak beyninde
yer her an terk edilebilirsiniz.sevmediði halde terk
etmeyen kadýnlar da var elbette.bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri
acýmak" duygusudur.

Bir kadýn yalnýzdýr aslýnda.hiçbir zaman kadýný bütünüyle elde edemezsiniz.kendisine ait bir dünyasý vardýr ve orada hep yalnýzdýr.o dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.hiçbir anahtar o dünyanýn kapýsýný açamaz.yalnýzlýk onun sýðýnaðýdýr.o sýðýnaða ne zaman gireceðine,ne kadar kalacaðýna hep kendisi karar verir.sýðýnaktayken oradan çýkmaya
zorlarsanýz,onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

Bir kadýn çýlgýndýr aslýnda.neler yapabileceðini erkek aklý hayal bile edemez.üreticiliðinin sýnýrý yoktur.ama bunu ortaya çýkartmak için hayatýnýn erkeðini bekler.hoyratça harcamaz üreticiliðini.sadece erkeðine saklar.bir kadýnýn gerçek erkeði olmayý baþarabilmiþseniz çok þanslýsýnýz demektir.çünkü hayatýn içinde olan herþey ancak kadýnlar olduðunda
anlam kazanýyor.yemek yemek,su içmek bile.bir kadýnýn elinden içtiðiniz suyla kendi kendinize bardaðý doldurup içtiðiniz su arasýndaki lezzet farkýný anlayabiliyormusunuz?anlýyorsanýz ne mutlu size.anlamýyorsanýz ne
yazýk ki yaþamýyorsunuz


............bir kadýný aðlatýrken çok dikkat edin..! >
....... çünkü Allah gözyaþlarýný sayar.....!

kadýn;erkeðin kaburgasýndan yaratýldý,ayaklarýndan yaratýlmadý..!
öyle olsaydý ezilirdi......!
üstün olsun diye baþýndanda yaratýlmadý......!

AMA GÖÐSÜNDEN YARATILDI......

Eþit olsun diye......
kolun biraz altýnda...Korunsun diye...!
KALP HÝZASINDA SEVÝLSÝN DÝYE!

Alýntýdýr
7
Hayatta imkans?z diye bi ?ey yoktur!
Bazen an gelir ya?am omuzlar?m?za o kadar bask? uygular ki. . sanki dünyada kendimizi minicik bi böcek kadar hisseder yüklerin alt?nda eziliyormu?uz gibi hissederiz. . ço?u zaman bu yükün bizi ezip geçice?ini dü?ünürüz.. durmadan u?ra?t???m?z i?in ne denli büyük, ne kadar a??r oldu?unu dü?ünür onu dahada gözümüzde büyütürüz. . ama yapt???m?z en büyük hata da bu zaten! biz ba??m?za gelen i?te durmadan yükümüze bakmaktan ünümüzdeki yolu unuturuz ve ilerliyemeyiz.. . hayat çok zor ve yükü a??r. . Ama biz hayattan DAHA GÜÇLÜYÜZ!!! Allah kimseye ta??yam?yaca?? yükü vermez.. altta ki foto?rafta dikkatinizi en çok ne çekti bilmiyorum. . ama benim dikkatimi çeken ?ey onca yükün alt?ndayken bile o kar?nca gözünü hedefledi?i yoldan ay?rm?yor. . yükünü incelemek yerine onun üstesinden geliyor. . yük sadce hissedildi?i an a??r gelir insana! sonras?nda o da bizden bir parça olur ve en güzeli onun üstesinden gelip üzeirimizden atmakt?r.. Her zaman en güçlüsü oldu?unuzu SAKIN UNUTMAYIN!! Hayata inat biraz daha fazla gülmeyi ihmal etmeyin. . Her zaman DAHA GÜÇLÜ olman?z dile?imle.

sizler bu konuda neler dü?ünüyorsunuz.. yorumlar?n?z nelerdir?
8
Domatesli Biberli Yumurta

Buyukce bir tavaya yag domates ve biber koyup bir sigara yakiyoruz.
Sigaranin kulu yere dusmek uzereyse yumurtalari eklemenin zamani gelmis demektir. Yumurtalari kirip sigaramizi bitiriyoruz. Pismistir herhalde ocagin altini kapatiyoruz.

Biberli Domatesli Yumurta
Her gun domatesli biberli yumurta yemekten sikildigimizda
yapabilecegimiz bu enfes yemek tipki biberli yumurtali domates gibi pisiriliyor.

Makarna
Bir tencere dolusu sicak suya makarna posetini bosaltip mac
izlemeyebasliyoruz. Ilk yarinin ortalarina dogru kalkip altini kapatiyoruz. Tencerenin icinden sectigimiz makarnayi fayansa firlatiyoruz. Yapisirsa pismis demektir. Devre arasinda hala icinde su kaldiysa tencerenin kapagini kapatip lavabodaki en kirli tabagin uzerine dogru dokuyoruz. (o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar catalla yenebiliyor) Uzerine ketcap sikip yiyiyoruz.
Not: Fayansa firlattiginiz makarnayi bi ara oradan alin. Sayica
fazlalastiklarinda bazen hangisini firlattiginiz karisiyo.

Tuzlu Makarna
Yapilisi ayni makarnaya benziyor. Tek farki bu kez makarnalari suya atmadanonce tuz koymayi akil ediyoruz ..Oyle daha guzel oluyor.

Pilav
Pilav aslinda basit bir yemek degil. Aranan kriterler var. Tuzlu
yumusak ve tane tane olmasi gerekiyor. Sonuncusu kolay. Pirincleri tek tek pisirdiginizde tane tane oluyorlar ama uzun suruyor. Maharet hepsini bir arada pisirebilmekte; ama cok da sorun etmeyin. Nasil olsa icine yogurt koyup bulamac haline getirdigimizde hepsi birbirine yapisiyor. Kisaca yag koyup uzerine pirinc ekliyorsunuz. Sonra da su ve tuz koyup pisiriyorsunuz. Hem bunu suzmeye de gerek yok.

Patates Kizartmasi
En kolay islerden biri. Patatesleri soyup parmak gibi kesiyorsunuz ve kizgin yaga atiyorsunuz. Tek yapmaniz gereken altini zamaninda kapatmaniz. Yoksa tencere alev alabiliyor. Bu yuzden sadece tvde pembe dizi varken yapin.Bir de diger yemeklerin aksine bunu tencereden yiyemiyoruz. Mutlaka tabaga koymak gerekiyor. Onun disinda cok kolay.

ORTA ZORLUKTAKI YEMEKLER
Hazir Pizza
Pizzamizi firinimiza atip pismesini bekliyoruz daha sonra firindan
cikarip yanik yerlerini bicakla kaziyoruz. Dikkat edilmesi gereken tek sey kazirken uzerindeki malzemeleri mutfak tezgahina yapistirmamak.

Hazir Kofte
Bu da nispeten zor bir yemek. Bir miktar sivi yagi teflon tavaya koyup kofteleri icine diziyoruz. Kofteler tavayla ayni renk olmadan
altini kapatmak gerekiyor. O yuzden basinda beklemek lazim.

ZOR YEMEKLER
Konserve Turlu
Bir miktar yag ve salcayi tencereye koyup konservenin icindekileri dokup uzerine su koyuyoruz. Pismesi cok uzun suruyor. O sebeple basinda beklemiyoruz. Gidip tv izliyoruz. Her seferinde yandiklari icin henuz tadina bakamadim ama konservenin uzerindeki resme bakilirsa guzel bi seye benziyor.

Tavuk
Yapilisi makarna gibi. Sicak suyun icine atiyoruz arada pisip
pismedigine bakmak icin hayvanin kaba etine catal sapliyoruz. Bu yemek pistikten bir iki gun sonra uzeri jelibon gibi oluyor. Bu yuzden pisirirken istege bagli olarak bolca toz seker eklenebilir.

ULTRA ZOR YEMEKLER
Kiymali Bamya
Konserve turluye benziyor ama icine daha onceden kavrulmus kiyma konulmali. Kiyma kavurmak cok zor ve zahmetli bir is. Bu yuzden makarna pisirmeyi oneriyorum.

PUF NOKTALAR
1-) Yemekleri daima tencerenin icinden yiyin. Boylelikle tabak
kirletmemis olursunuz.
2-) Asla sade pilav yapmayin. Domatesli pilav yaptiginizda altini
tuttursaniz bile renginden anlasilmaz.
3-) Mutlaka soganli bir yemek yapacaksaniz asla sogana dokunmayin. Ozellikle rendelediginizde elleriniz cok kotu kokuyor. Bunun yerine sogana ekmek tahtasiyla bes alti kez vurmayi deneyin, ayni isi gorur.
4-) Patates kizartacaksaniz soydugunuz patatesleri asla yikamayin. Kizgin yaga attiginizda cok kotu patliyorlar.
5-)Yemekler asla kendi baslarina hareket etmezler. Sayet gecen ay yaptiginiz tavuk kendi kendine kimildamaya basladiysa kurtlanmis demektir. Sakin yemeyin.
6-) Sebzeleri pisirdikce vitamin degerleri duser. Mumkun oldugunca cig tuketin.
7-) Karpuz tabaga koyulmamasi gereken bir meyvedir. Ikiye ayirip ortasindan kasikla yiyebilirsiniz.Tencere kapagi en mukemmel tabaktir.
Buzdolabinin sebzelik olarak adlandirilan kismi yemeyi
dusunmediginiz seylerin saklanmasi icin idealdir. Bu bolume konan seyler nasil olsa bir sure sonra unutulur.
9-) Sebzeligin kapagini sikikapatirsaniz curuyen seylerin kokusu dolaba daha az yayilir.
10-) Spagetti pakedini acmak icin pakedi ortasindan sikica kavrayin ve altini tum gucunuzle fayansa vurun. Pakedin ust tarafi yirtilacaktir. Belki bu islem sirasinda makarna unufak olabilir ama risk almaya deger.
Ozellikle misafirlerin yaninda yaparsaniz tavsiye ediyorum. Oyle daha guzel, bu size cok maco bir hava verir.
11-) Sagda solda kulagima caliniyordu. Mutfak robotu denen bisey varmis. Birden icimi bir heyecan kapladi. Ulan madem bu isin robotu var ben niye kosturuyorum yillardir diye sinirlendim. Hemen gidip aldim bi tane. Eve gelip kutusundan cikardigimda itiraf etmeliyim ki hayal kirikligina ugradim biraz. Ben acikcasi ufo gibi bisey bekliyodum, bu bildigimiz tencerenin plastigi. Icindede vantilator gibi bisey var. Bununla birlikte bi ton plastik zimbirti daha cikti icinden ama bi ise yarayacaklarini sanmiyorum.
Neyse fisini taktim denemek icin bi tane sogan attim icine. Bakalim ne yapacak diye bekledim. Kabuklarini bile soyamadi essogluesek. Paramparca etti birakti. Sinirlendim attim bi kenara yazdan beri duruyo orda. Bir ara yikayip vantilator gibi olan seyi bilgisayarima takmayi dusunuyorum. Belki fan olarak is gorur. Onun disinda tamamen para tuzagi.
Ilerde cikarsa mutfak androidi almayi dusunuyorum
9
anne ben asik oldum
+....odani topla!

- anne ben asik oldum.
+ bu sefer hangi zibidiye?
- of anne yaa, valla söylemiycem bi daha!
+ yok canim sen öyle begeniyorsun da, senin zevkin sonuçta, ben ne diyeyim ki, di mi ama.........

- anne ben asik olduumm!!..
+ panik yapma geçer..

- anne ben asik oldum!
+ evlen, geçer.

- anne ben asik oldum
+ bu seferkinin ne sorunu var?

- anne ben asik oldum
+ hayir olmadin! sen asik olunca ben sana söylerim

+ anne ben asik oldum.
- inanmiyorum sana.
+ neden ama?
- gözlerinde göremiyorum ben o isigi.

+ anne ben asik oldum!!
- dersler ne alemde??

+ anne ben asik oldum.
- kimin nesi bu çocuk !

+ anne ben asik oldum.
- yalancinin!?!
+ valla bu seferki farkli
- nedense hep farkli oluyo zaten

+ anne ben asik oldum..
- iyi halt ettin! bak orada aspirin var
10
þaklaban (tam dövmelik) tip:

-nasýldý yavrum?
+ühü ühü ühü
-ne oldu evladým?
+ühü ühü ühü
-evladým kötü bir þey mi oldu?
+þakaaaaa

.............................. ...............

sýkýlgan tip:

-nasýl geçti oðlum?
+efendim baba!
-nasýl geçti diyorum
+hýýýýýýýýýý
-oðlum delirtme adamý!!!
+anne hadi gidelim
-?!!!

.............................. ..................

hazýr tip:

-kýzým benim geçmiþ olsun
+saðol baba ama þey...
-ee kýzým ne þeyi
+ya baba biliyosun abim de dördüncü giriþinde kazandý ama bak þimdi nerelerde!!!
-vay eþþoðlu meþodunu...þuna yapamadým demiyoda

.............................. ..................

ezik tip:

-baba! babacýðým!
+yavrum!
-babam benim!
+buyur kuzum!
-eller kadir kýymet bilmiyor baba!
+yine ne oldu len!..yine bi þey yok deme artýk yeter...sekiz senedir ömrümü çürüttün...nedir ulan senden çektiðim...
-sen de vur baba sen de vur...yara benim...yara benim....

.............................. ....................

kaderci tip:

-nasýl geçti kýzým?
+her þey nasib kýsmet...
-nasýl yani...bir þey söyle
+nasibten öte köy yok...alnýmýza ne yazýldýysa o olacak
-hay alnýna burnuna...

.............................. .....................

bayýlgan tip:

-nasýl geçti yavrum?
+(arkadaþ yerde)!!!

.............................. ......................

bahaneci tip:

(aðlayarak gelen bir kýza...)
-kýzým ne oldu?
+of baba ya...
-ne oldu?
+biri ordan kusar...öbürü suyu optiðime döker... gürültünün biri bin para... ohooooo ho...
-vah yavruuum kýyamam...olur olur seneye olur...

.............................. ........................

hasta tip:

-nasýl geçti kýzým?
+of ellerim titriyor
-geçti yavrum geçti
+midem de bi hoþ
-nasýldý ki sýnav
+baþýmýn aðrýsýndan bi þey yapamadým ki...

.............................. .........................

rezil tip:

-ne oldu aslaným nasýl geçti?
+ya baba iyi geçecekti de yanýmdaki gýz bi cevap vermedi gitti
-puhh sýfatýna...hangi gýz goçum, göster þunu!!!

.............................. ............................

heyecansýz tip:

(uzaktan babasýný görür ve baðýrarak)
-ben iyiyim...iyi geçti...PATTT!!!(arkadaþ yerde
11
Bakalým aramýzda Gay olan arkadaþarýmýz var mý?? :D

Test Ýçin Týklayýn
12



Bir erkeðin düþünsel yeteneði estetik birikimleri ne olursa olsun, hayatta durduðu kat, içine doðduðu kattýr. Tanýdýðý ilk kadýnýn annesinin onu býraktýðý kat. Giyim zevkinin olmadýðý bir bahçede doðduysanýz, giyim zevkinin geliþmiþ olduðu bir bahçeye sizi ancak bir kadýn götürür. Sofralarýnýn inceliklerle donatýlmadýðý bir katta doðduysanýz, incelikli sofralarýn bulunduðu kata sizi götürecek olan da bir kadýndýr.

Birlikte olduðunuz kadýn deðiþtiðinde, deðiþen yalnýzca bir kadýn deðildir. Hayatýn neredeyse bütünü deðiþir. Bir baþka kata, bir baþka bahçeye geçersiniz. Orada herþey farklýdýr. Dinlediðiniz müzik, okuduðunuz kitap, yediðiniz yemek, gittiðiniz yerler, buluþtuðunuz arkadaþlar hatta taktýðýnýz kravat bile deðiþir.

Bir erkeði hayatýn içinde kadýnlar gezdirir, hayatýn katlarý arasýnda kadýnlar dolaþtýrýr.

Zevkli bir kadýna rastlarsanýz zevkiniz,
bilgili bir kadýna rastlarsanýz bilginiz,
esprili bir kadýna rastlarsanýz espriniz,
zeki bir kadýna rastlarsanýz zekanýz geliþir..
Yeni huysuzluklar, kaprisler, kavga nedenleri, acýlar da öðrenirsiniz..

Hayat kutsal kitaplarda anlatýldýðý gibi kat kattýr.. Babil'in asma bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir. Bir terastan bir terasa sizi kadýnlar götürür. Ve bugün durduðunuz teras, seyrettiðiniz manzara, gördüðünüz hayat, yanýnýzdaki kadýnýn terasý, manzarasý, hayatýdýr. Hayatýn hangi katýnda durduðunuzu yanýnýzdaki kadýnýn durduðu kat belirler..

Hayatýnýz seçtiðiniz kadýndýr!

Bir kadýn deðil, bir hayat seçersiniz çünkü..

..Ahmet Altan..
13
ßir Kýz Sana Tokat Attý Sen Ne Yaparsýn ??
14
bir erkek size tokat atsa siz naaapardýnýz kýzlar ?
yorumlarýnýzý bekliyorum herþey olabilir

a.küfrederim
b.bende tokat atarým
c.engel olurum
d.wurmasýna izin weririm
e.kaçarým
f.gözlerine derin derin bakarým we sonra giderim
g.bu iliþki bittti derim çeker giderim
h.bilmiyorum
ý.kararsýz kaldým
i.o aný yaaþamadan biþi diyemem
j.bu ne biçim soru
k.bir erkek bir kadýna tokat atamaz atarsa way haline.......
l.dawa açarým
m.üf sýktý bu soru
n.kazýk sorular sormayýn bana
o.cevap wermicem
p.napçaðýmý sölemem
r.ayy yeter çok þýk war kafam karýþtý bilmom napçamý ;D ;D ;D
15
Koç

Ben bilirim gerisi boþ,
Ýstiyorsan peþimden koþ.
Emir almam, ben veririm,
Önderiyim bu feleðin...

Boða

Tek dileðim vardýr
Bolca para, zengin sofra...
Çok bir þey mi istediðim,
Güvencemdir bunlar benim...

Ýkizler

Zekam parlak, dilim oynak,
Her konuya elim kývrak,
Sýkýntýya hiç gelemem,
Bir de karar verebilsem!...

Yengeç

Tezcanlýyým, duygusalým,
Dokunsalar akar yaþým,
Annem, babam, cocuklarým,
Ben onlarsýz ne yaparým...

Aslan

Ben yarattým bu dünyayý,
Bir de dönse etrafýmda!.
Her dediðim hemen olsun,
Zenginlik ve ün beni bulsun...

Baþak

Yazdým, çizdim, notlar aldým,
Her bir þeyi ayarladým,
Yoktur bende bozuk, yamuk,
Mükemmeli ben yaþattým...

Terazi

Ben müziksiz yaþayamam,
Hele sevmeden hiç duramam.
Danýþsam da her konuda,
Bildiðimden þaþmam asla...

Akrep

En güçlü þüphesiz benim,
Herkesi ezip geçerim.
Hele bana ters yapaný
Doðduðuna piþman ederim...

Yay

Maceradan, maceraya,
Koþmak asýl iþim benim
Toplarým hep ilim, irfan,
Bilgeliktir sanim benim...

Oðlak

Cimrilik mi, benimkisi?
Hesabýný bilmek gerek.
Günler aylar düþünürüm
Kararlarým þaþmaz benim...

Kova

Taklitçiliði hiç sevmem,
Ýstesem de beceremem,
Orijinaldir fikirlerim,
Takip edilecek olan benim...

Balýk

Bir dünyam var, sýrça saray
Dokunursan kýrýlýrým.
Ben gelemem gerçeklere,
Avunurum hayallerle..
16
*Bana yakýþýyor.

*Erkeklik hormonu fazla salgýlanýnca saçlar dökülürmüþ. Ne kadar kellik o kadar erkeklik.

*Tarihe bir bakýn, bütün büyük adamlar keldir.

*Bütün saç kozmetikleri para tuzaðýdýr.

*Ýstesem saç ektiririm; ama insanýn doðal hali daha güzel.

*Kelliðimle dalga geçilmesine kýzmýyorum; çünkü o benim kusurum deðil, karizmamýn bir parçasý.

*Benim saç kurutma derdim yok neyse ki.

*Benim babamýn kirpi gibi saçlarý vardý.

*Çekicilik beyinden gelir, üzerindeki saçlardan deðil.

*Sen kafaný kazýtsan sana yakýþmaz. Kafa derin benimki kadar düzgün ve benimki gibi yüz fizyonomisine uygun olmalý.

*Tarihte Japon dövüþçüleri kafalarýný kazýtýp daha erkek görünürlermiþ.

*Bir adamýn kafasýnda ya kýl ya da akýl olur...

*Maden olan yerde ot bitmez

;D ;D ;D ;D
17
Eski Konular Arþivi / Admin'e Þiir :)
09 Kas, 2007, 17:15
Yazýklar olsun yazýklar olsun
adminin böylesine yazýklar olsun
herþey karanlýk nerde insanlýk
moda yaðcýlýk edene yazýklar olsun

batsýn bu site bitsin bu forum
banlayýp da gülene yazýklar olsun
açýlmamýþ baþlýklar teþekkürsüz mesajlar
banlanan hesaplar benim mi olsun

ben ne yaptým admin sana
mahkum ettin beni ban'a
her forumda bin mesajým var
þikayetim kurucuya þikayetim kurucuya

banlayan sen mi yoksa o mu bilemedim
öyle bir banladýn ki kendime gelemedim
çýkmaz bir forumdayým kendimi bulamadým
offf offff offff

ben mi açtým ben mi açtým
bu topiciði yanlýþ yere ben mi açtým
eksi karma vermek zevk olmuþsa teþekkürler yorulmuþsa
forum bozulmuþsa ben mi yarattým

batsýn bu site bitsin bu forum
banlayýp da gülene yazýklar olsun
açýlmamýþ baþlýklar teþekkürsüz mesajlar
banlanan hesaplar benim mi olsun...






son zamanlarda açtýðým anlamsýz konulara bakma ne olursun
benim aklým baþýmda deðil
msn'de etiðim küfürleri kafana takma ne olursun
onlar ipe sapa gelir þeyler deðil
bu forumu sevmiyorum dedim yalandý
siliyorum üyeliðimi palavra
ellerimde anlamlý konular
forumda 24 saat online görürsen þaþýrma
beni böyle banlý ortalarda býrakma
18
hoþgeldiniz efendim, buyrun ne alýrdýnýz?
- bana bi hamburger..
- hemmen geli..
- yalnýz daha bitmedi..
- buyrun dinliyorum.
- benim hamburger çift köfteli olsun, köftenin biri az piþmiþ diðeri çok piþmiþ olsun.. az piþmiþ
olan altta olsun.. ketçabý az mayonezi bol olsun.. yalnýz hamburgerin ortasýnda mayonez olmasýn,
kenarlara yayýn onu.. ayrýca domates ve marul da koyun ama birbirlerine deðmesinler.. ha unutmadan
ne olacak bu fenerbahçenin hali?!..


- hoþgeldiniz, ne alýrdýnýz?
- sprite var mý?
- var efendim.
- o zaman bir light cola alýyým.
- ?!
- buyrun ne alýrdýnýz efenim?
- cola varsa bi çay getir de ayran içelim
- ??!!
19
Sürekli küfür etmeye alýþmýþ ya da kýzgýnlýkla birlikte kendini kaybetmiþ kiþilerin, söylenmemesi gereken bir ortamda küfür etmeleri sonucu olayý toparlamak için caba sarf etmesi durumudur. Bazýlar bu konu da çok baþarýlýdýr. Tez, anti tez, sentez ve hatta mastýr yapan arkadaþlar bile vardýr 

- ben bu Þelçuðun anasýnýýýýý....
- þþþ olum arkada len (dürtüklemeler)
- ehöeh hee ne diyodum? hee ben bu selçuðun taaa anasýnýfý zamanýný hatýrlarým. ayný okuldaydýk yaa.. Demi selçuk
-he öyle abi bende hatýrlýyom 

Bu konuyu küçük bir fýkrayla kapatalým 



amerika'da bir süpermarkette, müþteri yarim kivi satýn almak istiyor. tezgahtar bunun mümkün olmadýðýný söylüyor. kavga cýkýyor. tezgahtar koþa koþa müdüre çýkýyor: " efendim, hayvanin biri yarim kivi almak istiyor " der demez þöyle bir arkasýna dönünce ne görsün !!
müþteri arkasýndan gelmiþ, ensesinde duruyor...
tezðahtar hemen müþteriyi iþaret ediyor: " bu beyefendi de diðer yarýsýný almak istiyor, efendim..."müdür durumu anlýyor, adama yarým kiviyi mecburen verip gönderiyorlar.
müdür bir saat sonra tezgahtari caðýrtýyor:
-tebrik ederim, cok zeki davrandýn, iyi idare ettin. nerelisin sen?
+" brezilya'liyim efendim..."
-"amerika'ya niye geldin?"
+"brezilya cazip bir yer degil efendim, orada insanlar ya orospu,ya da futbolcu..."
-"biliyor musun benim karim da brezilyali..."
+"yaa oyle mi, acaba kariniz hangi takimda futbol oynuyor ??? 
20
ne güzeldi diil mi yaþadýklarýmýz, ne güzeldi...
artýk ne sen, ne de ben bulamayýz o günleri.
bazen düþünüyorum da...
bende de kazmalýk vardý galiba, diyorum.
Ýkimiz de kýymetini bilemedik gençliðimizin.
hatýrlar mýsýn, akþam olur pijamalarýmýzý giyerdik.
sen kokunu sürerdin...
oda mahvolurdu, adeta içinde yüzerdin çünkü.
olmadýk þeylere güler, durup-dururken aðlardýk.
görenler deli sanýrdý, sanýrsam.
güzel havalarda sokaklara çýkardýk.
ama hep yaðmura yakalanýr, sýçana dönerdik.
bir de kar yaðýnca kartopu oynardýk seninle.
toplarýn içine hep taþ koyardýn, atardýn.
sen, iskambil kaðýtlarýndan fal bakardýn.
Ýstediðin çýkmadýðýnda sövüp kalaylardýn, aðzýn bozuktu biraz
Çok kýzardýn sigara içtiðime.
ve içkime karýþýrdýn, oklavayla karþýlardýn beni
eve sarhoþ geldiðimde.
az dayaðýný yemedim.
arasýra rejim yapardýn, ama ihtiyacýn vardý.
hükümet gibi karýydýn þerefsizim.
komþunun çocuklarý vardý, bizim oðlanýn kafasýný yarmýþlardý
beraber çocuk bahçesine giderdiniz.
ben televizyonda maça bakardým.
ne iþim var çocuk parkýnda.
arasýra arkadaþlar gelir poker oynardýk.
ben hile yapardým, sen yardým ederdin.
benim askerde yediðim dayak hikayeleri...
senin anderson'dan hikayelerin hiç bitmezdi..
Ýlk tanýþtýðýmýz günü hatýrlar, gülerdik.
sen bana, üstümde ne vardý diye sorardýn.
ben de, '40 sene geçti, ne bilim ben?' derdim
sen kýzýnca ben de sallamaya baþlardým.
Çingene pembesi bi kazak,

ördek yeþili bi etek,

beyaz çoraplar, mor pabuçlarýn....
güzel bir bahar akþamý sinemada karþýlaþmýþtýk.
Ýkimiz de önümüze bakmamýþtýk.
Özellikle ben, güneþ gözlüklerimin ardýndan kýzlarý kesiyordum.
Çarpýþtýk önce, sen,'ÇÜÞÞÞ ayi' dedin.
sonra ben 'güzel olduðunuz kadar küstahsýnýz da! dedim.
sen hemen yavþadýn, göz-göze geldik ve baþladýk, film gibi yani..
sonra ayrýldýk.
sen benim ayak kokuma dayanamamýþtýn.
ben senin sarmýsak kokan nefesine..


;D ;D ;D ;D ;D ::) ::) :teytey:
21
Konuyu anlatmaya geyek yok sanýyým aykadaþlay  :D
23
Kýzlar Kamyon Soforu Olsa Arkasýna Ne Yazarlar?

---gaz fren þanzuman
manikürsüz halim duman

---sen batan güneþ
ben yollarda kremþanti

---miras deðil sevgilim hediye etti güzelim


---bir sana hastayým
diyete girdim yastayým

---kulaðýma takarým küpe
geçemez beni hiç bir züppe


---torpidonda aseton yoksa güselim
mühim deðil ben mazotlada silerim

---nazar etme ne olur evlen seninde olur


yaratýcý arkadaþlar sizlerden de bekliyorum....
24
Anketçe / Erkeklere Özel Anket....
09 Kas, 2007, 11:57
evet beyler sizlerin yorumlarýnýzý bekliyoruz ne düþünüyorsunuz bu konuda ???? ;)
25
buyrun bakalým :ok
26
bebeði mangalda yaktýlar

Bebeði barbeküde yaktýlar!
08 Temmuz 2007 Pazar 11:03
Bu cinayet tüyler ürpertti. Anne-baba istenmeyen bebeði bakýn nasýl ortadan kaldýrdý...
10 günlük bebeklerini barbeküde yaktýlar!

Kýrklareli'deki Trakya Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu'nda okuyan 24 yaþýndaki Mesut Baþaran ile 25 yaþýndaki Aslý Kuran, tanýþýp birlikte olmaya baþladý. Ancak bir süre sonra Aslý, hamile kaldý. Çocuk doðunca genç ikili konuyu ailelerine açtý. Her iki gencin ailesi de, evlenmeleri yönünde karar alýnca rahat bir nefes alan ikili, kendi aralarýnda söz kesti.



Bebekten kurtuldular

Evlenip çocuðu nüfuslarýna alacaklardý. Fakat Mesut, on gün sonra evlenmekten vazgeçti. Aslý da evlenmek istemiyordu. Ancak bebekten kurtulmalarý gerekiyordu. Baþaran, on günlük bebeði Ýstanbul Sefaköy'de misafir olarak kaldýklarý arkadaþlarýnýn evlerinde boðup, sevgilisiyle birlikte cesedi Kýrklareli'ne götürdü. Burada kaldýklarý evin barbeküsünde ölü çocuðu yakýp, sonra da küllerini götürüp Kýrklareli'nin deðiþik yerlerine savurdular.

Aslý yeniden evlendi

Ýkili daha sonra ailelerine, "Bebeði sokaða terk ettik. Biz de evlenmekten vazgeçtik" dedi ve konu da öylece kapandý. Aslý Kuran, okulu bitirip Ýstanbul'a geldi. Bir þirkette kalite kontrol müdürü oldu ve 7 ay önce de baþkasýyla evlendi. Mesut ise hâlâ okulu bitirmeye çalýþýyordu.

Ýsimsiz ihbar mektubu

Ancak bu sýrada polise bir mektup geldi. Ýsimsiz mektupta Aslý Kuran ve Mesut Baþaran'ýn 2004 yýlýnýn Aðustos ayýnda evlilik dýþý iliþki sonucu dünyaya gelen 10 günlük erkek bebeklerini öldürmüþ olabilecekleri yazýyordu. Polis adý geçen kiþileri tespit edip takibe aldý. Mektuptaki iddialarýn doðruluðunu anlayabilmek için o yýllara ait okul kayýtlarýný araþtýrýp bilgi topladý.

Polis titizlikle çalýþtý

Ýhbar mektubunun asýlsýz olabileceði ihtimaliyle dikkatli davranan polis henüz daha 7 aylýk evli olan Aslý Kuran'ý takibe aldý. Endüstriyel Elektronik Bölümü'nde öðrenim gören Mesut Baþaran okullarýn tatil olmasýyla birlikte Ýstanbul'daki evine döndü. Savcýnýn talimatýyla önceki gün polis tarafýndan evinde yakalanan Baþaran, göz altýna alýndý.

'Sur dibine býraktým'

Emniyete götürülen Mesut Baþaran olanlardan habersiz beklemeye baþladý. Daha sonra hakkýndaki ihbar nedeniyle alýndýðýný öðrenen cani baba, suçlamalarý reddetti. Her seferinde 10 günlük bebeði Topkapý'daki surlarýn dibine býrakýp terk ettiðini söyledi. Bunun üzerine 2004 yýlýnýn Aðustos ve Eylül aylarýndaki kayýtlarý inceleyen polis bu aylarda buluntu bir bebeðin olmadýðýný öðrendi.

Ve þoke eden itiraf

Kaçamak ifadelerin ardýndan bitkin düþen Baþaran, daha sonra ifade deðiþtirip polise gerçeði soðukkanlýlýkla anlattý. Anlattýklarý polisi bile dehþete düþürdü: "Üniversitede okurken Aslý ile tanýþtým. Birbirimize aþýk olup birlikte olduk. Aslý hamile kaldý ve 2004'te doðum yaptý. Çaresizdik ve durumu ailelerimize anlattýk. Onlar da bize, 'Evlenin ve yavrucak anasýz-babasýz kalmasýn' dedi ve niþanlandýk. Ama birkaç gün sonra vazgeçtim evlenmekten. Okulum vardý. Aslý ve ben bir akþam Sefaköy'de bir okul arkadaþýmýzýn evine gittik."

Cesedi valizle taþýdýk

"10 günlük olan bebek de yanýmýzdaydý. Bir ara ben bebeði alýp üst kata çýktým. Boðarak bebeði öldürdüm. Daha sonra aþaðýya inip Aslý ve ben ayrýldýk. Ölü bebeði bir valize koyup atmayý düþündük ama bulunur diye korktuk. Aslý ve ben valiz içindeki ölü bebekle birlikte Kýrklareli'ye gittik. Burada ormanlýk alana bebeði gömmeyi düþündük ama bir gören olur diye korkup Aslý'nýn kaldýðý kiralýk eve döndük. Benzin alýp bebeði barbekünün içine koyduk ve üzerine benzin döküp yaktýk. Etraftakiler barbeküden gelen yanýk et kokularýndan pek þüphelenmedi. Sonra da küllerini toplayýp etrafa yaydýk. Ýstanbul'a döndük ve ailelerimize ise bebeði sokaða terk ettiðimizi anlattýk"

Ýkisi de tutuklandý

Cani baba Mesut Baþaran'ýn itirafý üzerine polis yeni evli Aslý Kuran'ý da gözaltýna aldý. Emniyete getirilen genç kadýn kendisine yöneltilen sorularý duyunca bir anda þok oldu. Eski sevgilisi Mesut Baþaran'ýn yakalandýðýný ve polisin gerçekleri tüm detaylarýna kadar öðrendiðini fark eden Kuran, "Evet doðru. Bebeði öldürdük ve yaktýk" diyerek her þeyi itiraf etti. Ýfadeleri alýnan iki zanlý, tutuklanýp cezaevine gönderildi
27
Hangisi ilk aþk?

GEÇTÝÐÝMÝZ pazar günü, ilk aþkýn unutulmadýðýnýn bilimsel olarak kanýtlandýðý haberi vardý gazetelerde.

Ýlk aþka ait anýlar, beyinde baðýmlýlýk yaratan ilaç ya da uyuþturucu kadar etki yapýyormuþ.

Bunu okuyunca ilk aþkýmý hatýrlamaya çalýþtým. Doðruluðunu test etmek açýsýndan.

Gerçi anladýðým kadarýyla, bu, bizim farkýna varabileceðimiz bir durum deðil. Yoksa çoktan keþfetmiþ olurduk.

Fakat bilim bizim gibi deðil tabii.

Göremediðimizi görüyor. En azýndan adýný koyuyor. Demek baktý ki yeryüzünde bir tek iyi giden iliþki yok... "Nedir bu?" diye araþtýrdý, buldu, çýkardý.

Ýlk aþk maðduruyuz hepimiz.

Benim yandýðým, bugüne kadar iliþki konusunda verdiðimiz akýllarýn tamamý çöpe gitmiþ bulunuyor. Uzmanlar olsun, dergiler, köþeciler olsun, hiçbirimiz ilk aþktan yola çýkmamýþtýk zira. Þimdi sil baþtan yapacaðýz. Neyse, iþ çýkmýþ oldu.

* * *

Uzatmayayým, ben yine de ilk aþkýmý hatýrlamaya çalýþtým.

Fakat nafile!

Hayýr efendim, düþündüðünüz gibi deðil!

Hatýrlamayacak kadar eskilerde kaldýðý için deðil yani!

Hem siz de bilirsiniz ki, insan, yaþý ilerledikçe dün ne yediðini unutabilir ancak "fi tarihi" sular seller gibidir.

Ayrýca dün yediðim de "dün gibi" aklýmda çok þükür!

Derdim, hangisini ilk aþk olarak kabul edeceðimi bilememem.

Sahi hangisi ilk aþk sayýlmalýdýr arkadaþlar?

Ýlk öpüþtüðümüz erkek mi?

Ýlk seviþtiðimiz mi yoksa?

Yoksa, okul çýkýþýnda, karþý kaldýrýmda beklediðini görünce yüreðimizin aðzýmýza geldiði, uzaktan bakýþtýðýmýz fakat sesini bile duymadýðýmýz sivilceli oðlan mý?

Hatta daha da geriye giderek, ilkokuldaki sýra arkadaþýmýz mý? Hani bizi beðenmez endiþesiyle her sabah annemize saçýmýzý bir ördürüp bir açtýrdýðýmýz, bir toplatýp bir bozdurduðumuz, o kara gözlü çocuk mu?

Ya da hayatýmýza kaçýncý sýrada girerse girsin, "Daha önceleri neredeydiniz" dedirten mi?

Hangisidir sahi?

Buna bir karar verebilsek, hakikaten bilim adamlarýnýn dediði doðru mudur deðil midir bakacaðýz.

Uzmanlarýn dediðine göre, ilk aþklarýyla yeniden bir araya gelen insanlar ergenlik dönemine ait bir hormon salgýlýyorlarmýþ. Bir "hormonölçer"le bir bir eski defterleri yoklamak lazým belki de. Baktýk hormon geliyor "Budur" diyeceðiz zahir.

Hormona deðil de bana sorarsanýz, ilk aþk habire deðiþir. Yenisi gelene kadar sonuncusu ilk aþktýr.

Pakize Suda...
28
EZAN-I ÞERÝF'ÝN DÝLÝ


1932'de baþlayýp 1950'ye kadar Türkçe okutulan bir ezan macerasýný hep biliyoruz. Dile kolay on sekiz yýl boyunca "Tanrý uludur, yoktur ondan baþka tapacak" ibareleri kulaklarý týrmalamýþtýr. Sanki Akif'e inat dinin temeline dinamit koyarcasýna yurdun üzerinde inlemeyen bir ezan icat edilivermiþtir. Tutmayan Türkçe ezan mayasý nasýl olsa yok olup gidecekken siyasi bir manevrayla DP'ye maledilerek sözde bir Ýslam kahramaný icat edilmiþtir. Gariptir ki ezanýn Türkçe okunmasýný zorlayarak kanunlaþtýran þahsa anayasal koruma saðlayan hükümet yine DP'dir. "Hem nalýna hem de mýhýna" tabirini ister istemez hatýrlatan bu tezat cidden dramatiktir.


Son günlerde yeniden gündeme taþýnmaya çalýþýlan bu garip Türkçe ezan sevdasý üzerine yine birçok kalem yazacaktýr, yazmýþtýr. Bizde konuyu hem siyasi hem de usul çerçevesinde kaleme alalým istedik. "Kâbe Arabýn olsun Çankaya bize yeter" sözleriyle beþeri peygamberlerine övgüler düzen laikçi faþistlerin anlamadýklarý ya da anlamak istemedikleri bir konu vardýr. Bu ýrkçý, ulusalcý laikçi faþist taife zannediyor ki; "Kur'an, ezan gibi Ýslami deðerler Arabýn dilidir. Bizde Türküz o halde Ýslam olacaksa bile bu Türklüðün içinde yerini bulmalýdýr. Bu sebeple Kur'an'da, ezanda Türkçe olmalý hatta tesettürde olmayýp Þamanist tarzda örtü olmalý ya da çýplak olmalý."


Sonra bu ifadelere yoðun itirazlarýn gelmesi tabiidir. Bir çok izah gelir mü'minlerden. Ezanýn evrensel oluþundan haklý olarak bahsedilir ve dünyanýn her yerinde ayný dilde okunmasý gerektiði vurgulanýr. Doðrudur. Ancak, gerek ýrkçý ulusal faþist laikçilerin gerekse mü'minlerin ezanýn Arapça okunmasý þartý konusunda usul açýsýndan bir gereklilik vardýr ki konuyla ilgili hayati bir önem taþýr. Þöyle ki; Ezan-ý Muhammedi iki meþhur sahabenin sadýk rüyasý ile gelmiþ ve Hz. Muhammed(s.a.v) tasdik ve emirleri ile Hz. Bilal Efendimiz tarafýndan okunmuþtur. Ve bu hal meþhur tevatür yolu ile nakli sabit bir konudur. Burada hadis usulü ve fýkýh usulü açýsýndan önemli bir nokta vardýr. Oda þudur; gerek rivayet yolu ile gerekse uygulama yolu ile bize ulaþan ezanýn okunma tarzýndaki aslý koruma ýsrarýmýz sadece dil yönü ile deðildir. Irkçý faþistlerin ýsrar ettiði gibi konu sadece Arapça ve Türkçe meselesi deðildir. Çünkü burada birde metin meselesi vardýr. Ezan bize dil olarak Arapça nakledildiði gibi ayný zamanda belli bir metin ve dizgi üzere nakledilmiþtir. Yani ýrkçý faþistler dese ki "ezan Arapça okunsun ama Allah-u ekber yerine Allah-u azim densin" dese yine biz itiraz ederiz. Ya da ezandaki kelime-i þehadet ortaya alýnsýn "Hayyalel felah" ibaresi baþa gelsin dense yine olmaz. Çünkü mevcut ezandaki ýsrarýmýz sadece dil yönüyle olmadýðý gibi ayný zamanda metin ve dizgininde muhafaza edilmesidir. Bu durumda biri çýksa dese ki ezan yerine Kur'an'dan namaz kýlýn emirlerini içeren ayetleri Arapçasýyla okusak dese ya da ezan vakti ezan yerine Fatiha okunsa dense bu da mümkün deðildir.




Hal böyle olunca bizim derdimiz ýrkçý faþist laikçilerin zannettiði gibi baþka bir kavmin dilini dayatmak deðildir.
Çünkü ezanýn bir tek dili vardýr.

O dilde Ýslamca dýr.
29
Genç kýzýn son senesiydi okulun bitmesine bir sene kala baþörtüsü yasaðýnýn polis nezaretinde uygulanmaya baþlanmýþtý. Yasaða karþý direniþ zincirleri de yavaþ yavaþ aile ve bazý cemaatlerden gelen baþýnýzý açýn emeðinizi zay etmeyin, büyük hayýrlar için küçük þerleri kabul edin, yasaða direnmeyin, islama hizmet için baþka çare yok, zaten baþörtüsü fer-i bir mesele olduðunu islamýn tek otoriter efendi hazretleri beyan etmeleriyle, çözülmeye baþlamýþtý, direniþ zincirleri.
Genç kýz bu fetvalar ve aile baskýsý karþýsýnda baþýný açýp taviz veren kervanýna katýlan kýzlarýn gitmesiyle artýk iyice yalnýz kalmýþtý, kendisi gibi direnen birkaç kýz kalmýþtý yanýbaþýnda.Onun vicdaný bu fetvayý kabul etmiyordu bir türlü.baþörtüsü farzdý nasýl farzý terk edebilirdi.Ýkna odalarýna girmeden cemaat aðabeylerinin baþýnýzý açýn iknalarýna maruz kalmýþtý,nefsi aç diyordu,ama vicdaný rahatsýz ediyordu onu açma diyordu.Bazý cemaatler ise haramdýr baþýný açmak diyordu bazýlarý zaruret haramlarý helal eder diyordu.genç kýz bu fikir ve fetva karmaþasý karþýsýnda bocalamaktan býkmýþtý.artýk sadece medet umacaðý ve güveneceði Allah kalmýþtý.ONDAN YARDIM ÝSTEDÝ.Rabbim iþin hakikatini göster yardým et rabbim diye yaþlý gözlerle yalvarmýþtý.
O gece rüyasýnda iki hakikat sinemasý görmüþtü. O hakikat sinemasýnda mason vali Nevzat Tandoðan Bediüzzaman hazretlerine: Hoca þu sarýðý çýkarýp þapkayý baþýna geçireceksin. Kanunlarýmýza riayet edeceksin diyordu. Bediüzzaman hiddetlenmiþti bana bak Nevzat bu sarýk bu baþ ile çýkar saçlarým adedince baþým olsa hakikati Kuraniyeye hepsini feda ederim diyordu. Ýkinci hakikat sinemasýnda þöyle nida ediyordu: Bediüzzaman :Ekmeksiz yaþarým ama hürriyetsiz asla,ve o BAÞÖRSÜNÜ TEFEURAT GÖREN FETVA SAHÝBÝNÝ minberden aþaðý atýyordu.ÞÖYE DÝYORDU:
sizin hayýr bildiklerinizde þer, þer bildiklerinizde hayýr vardýr diye haykýrýyordu. Genç kýz kan ter içinde rüyadan uyanmýþtý, Rabbine þükür etti kendisine hakikati gösterdiði için. Kendisine kimin kötülük edip baþlarýný din namýna Ýslam adýna açtýranlarýn gerçek yüzlerini anlamýþtý artýk .
Bediüzzaman sünnet olan sarýðý için baþýný verirken, ben farz olan örtüm için hayatýmý versem azdýr diyordu niçin okulu býraktýn diyenlere.
30
Rus araþtýrmacý Sofi Tram Semen, ilk astroloji sistemini Türkler'in oluþturdu unu ve burçlarýn gerçekte 36 tane oldu unu iddia etti.

Yeni Aktüel Dergisi'nde yayýmlanan bir yazýya göre, astroloji tarihini araþtýran Sofi Tram Semen Türk astrolojisini gün ýþý ýna çýkardý. Rus araþtýrmacýnýn, 'Türk Astrolojisi' adlý çalýþmasýna göre, Hun-Karaçay Türklerinin oluþturdu u astroloji 12 de il 36 burçtan oluþuyor. Ýþte Türk astrolojisine göre burçlar:

"TORUK (21 Mart-31 Mart): Ýrade sahibi, gururlu, þerefli, iyi yüreklidir. Ýyi bir yöneticidir.

HIMMIY (1 Nisan-10 Nisan): Ýyimser, idealist, romantiktir.

HUTTUS (11 Nisan-20 Nisan): Hassas, mantýklý, dürüst, kýskanç ve irade sahibidir.

HUNTA (21 Nisan-30 Nisan): Ýnatçý, zevk sahibi, kýrýlgan ve duygusaldýr.

ÇOLPANCI (1 Mayýs-10 Mayýs): Duygu tutsa ýdýr. Çocuk ruhlu temiz kalpli ve sadýktýr.

KÖLKÖL (11 Mayýs-21 Mayýs): Enerji dolu, aþkta þahane, kahraman yapýlý ve iktidarcýdýr.

ÇAMAY (22 Mayýs-31 Mayýs): Mantýklý, temiz ahlaklý, idealist, fikirde önder, yeteneklidir.

KÜYLÜ (1 Haziran-10 Haziran): Düzeni sever. Güç sembolüdür. Ýhaneti kabul etmez.

KUÞMUÞ (11 Haziran-21 Haziran): Mantýklý, parlak, iyimser, eleþtirici, þen ve þanslýdýr.

SEZGEK (22 Haziran-30 Haziran): Mýzmýz, tatlý dilli, içine kapanýk, inatçý, yetenekli, þendir.

KUÞDÜGER (1 Temmuz-11 Temmuz): Duygularý mantý ýndan üstündür. Yeme i sever; sanata ve siyasete yeteneklidir.

GONDARAY (12 Temmuz-22 Temmuz): Ýyi bir hafýzaya sahiptir, his dünyasý zengindir.

ÖTGÜR (23 Temmuz-31 Temmuz): Zeki, gururlu, çekicidir. Maddi problemlerini büyütür.

KÜSÜMMÜ (1 A ustos-12 A ustos): Dedikoduyu, iþte önder ve bir numara olmayý sever.

KÜNLÜ (13 A ustos-23 A ustos): Duygusal, gururlu ve aþkta önderdir. Psikolojiye meraklýdýr.

SINÇIMA (24 A ustos-1 Eylül): Þerefli, dürüst, insancýl, yaratýcý, zeki ve otoriterdir.

ATÇAK (2 Eylül-13 Eylül): Ýyimserdir ama depresyona da müsaittir. Gururlu ve hassastýr.

KILLI (14 Eylül-23 Eylül): Otoriter, gururlu, sabit fikirli, süper zekalý ve insancýldýr.

CANAKKI (24 Eylül-3 Ekim): Sorumluluk taþýr. Yetersizlik kompleksi vardýr. Gösteriþi sever.

BAN (4 Ekim-12 Ekim): Duygusaldýr, zor iþte arkaya bakmaz. Aþk tutsa ýdýr.

CEMÝÞ (13 Ekim-23 Ekim): Altýncý hissi kuvvetlidir. Uygun zamaný seçmekte üstüne yoktur.

BATIK (24 Ekim-1 Kasým): Çift karakterli, cesur, gaddar, önderdir. Mükemmel arkadaþtýr.

HIRTLI (2 Kasým-12 Kasým): Çabuk karar verir ve kararlarýný bozmaz. Suç komplekslidir.

TUTAMIÞ (13 Kasým-22 Kasým): Dinci, idealist, de iþkendir.Mistik konulara meraklýdýr.

USLU (23 Kasým-2 Aralýk): Objektiftir. Hoþgörülü, gözlemci, otoriter bir yapýsý vardýr.

KUTAS (3 Aralýk-12 Aralýk): Mistik, sabit fikirli ve kýskançtýr. Anlaþýlamaz huylara sahiptir.

TUSANAK (13 Aralýk-21 Aralýk): Güçlü bir karakteri vardýr. Ýktidarcýdýr. Emir vermeyi sever.

TUTAR (22 Aralýk-1 Ocak): Zor durumlardan kolayca çýkar. Sýk küser. Arkadaþý azdýr.

BEÇEL (2 Ocak-12 Ocak): Karamsardýr. Dýþý ve içi farklýdýr. Kötülü ün karþýsýnda zayýftýr.

PIRSIUAY (13 Ocak-20 Ocak): Geniþ bir mantý a sahiptir. Uzun yaþar. Þan sever.

BALAUZ (21 Ocak-1 Þubat): Mantýklý, gaddar, önder ve dehadýr. Bilim adamý olabilir.

CANTAY (2 Þubat-10 Þubat): Titiz, mantýklý, zekidir. Astronomiyle ilgilidir.

ERGÜR (11 Þubat-18 Þubat): Aþkta hayalcidir. Önder fikirleri vardýr. Psikolojisi hassastýr.

SÖNEGEY (19 Þubat-28/29 Þubat): Dengesizdir. Çekici, gizemli, kurnaz, nazik ama serttir.

CANNAN (1 Mart- 9 Mart): Ýyi yürekli, tatlý dilli, zarif ve hüzünlüdür. Baþkalarýna baský yapabilir. Mistik ve pratik hayat arasýnda bocalar.

ÞATIK (10 Mart-20 Mart): Sanatkar, özgür, depresif ve þehvet düþkünüdür. Rahatsýz bir ruha sahiptir. Sinir hastalýklarýna yakalanabilir".
31
32
Uluslararasý Ölçülerin Kabulü

Atatürk Devrimleri

Osmanlý Devleti'nde kullanýlan saat, takvim ve ölçüler, Avrupa devletlerinde kullanýlanlardan farklýydý. Bu durum, sosyal, ticarî ve resmî iliþkileri zorlaþtýrýyor, bazý karýþýklýklara sebep oluyordu. Osmanlý Devleti'nin son dönemlerinde bu farklýlýðý gidermek için bazý çalýþmalar yapýldý. Fakat yeterli deðildi. Cumhuriyetin ilânýndan sonra bu zorluklan ortadan kaldýrmak için çalýþmalara baþlandý. Önce 26 Aralýk 1925'te çýkarýlan bir kanunla, o zamana kadar kullanýlmakta olan, Hicrî ve Rumî takvimlerin yerine Milâdî takvim kabul edildi, 1 Ocak 1926'dan itibaren de kullanýlmaya baþlandý. Böylece devlet iþlerinde karýþýklýk önlendi. Takvimdeki bu deðiþikliðin yanýnda, alaturka denilen, güneþin batýþýna göre ayarlanan saat yerine, çaðdaþ dünyanýn kullandýðý saat sistemi kabul edildi. Batýdan alýnan zaman ölçüsü ile bir gün 24 saate bölünüp, günlük hayat düzene sokuldu. 1928 yýlýnda yapýlan bir deðiþiklikle milletlerarasý rakamlar kabul edildi. 1931'de kabul edilen bir kanunla eski aðýrlýk ve uzunluk ölçüleri deðiþtirildi. Eskiden kullanýlan arþýn, endaze, okka gibi ölçü birimleri kaldýrýldý. Bunlarýn yerine uzunluk ölçüsü olarak metre, aðýrlýk ölçüsü olarak kilo kabul edildi. Uzunluk ve aðýrlýk ölçülerinde yapýlan bu deðiþikliklerle ülkede ölçü birliði saðlandý. Bu yeniliklerin yanýnda millî bayramlar ve tatil günleri de yeniden düzenlendi. 1935'te çýkarýlan bir kanunla, cuma günü olan hafta tatili deðiþtirilip, cumartesi öðleden sonra ve pazar günü hafta tatili olarak kabul edildi.

Uluslararasý Saat, Takvim ve Uzunluk Ölçülerinin Kabulü
(1925-1931)
Cumhuriyet döneminden önce Batý uluslarýndan ayrý takvim, saat, sayý ve ölçülerin kullanýlmasý, hafta tatillerinin cuma günü olmasý, takvimin baþlangýcý olarak Hazreti Muhammet'in Mekke'den Medine'ye göç ettiði tarih olan 622 yýlýnýn alýnmasý (hicri takvim), sayý olarak eski sayýlarý, ölçü olarak da okka, dirhem, arþýn, endaze, vb. ölçülerin kullanýlmasý, Türk toplumu ile Batý toplumlarý arasýndaki iliþkilerde büyük karýþýklýk ve güçlüklere yol açmaktaydý. 26 Aralýk 1925'te miladi takvimin kabul edilip, alaturka saat yerine Batý'da kullanýlan alafranga saatin kabul edilmesiyle, 23 Mart 1931'de çýkarýlan yasayla da gram, kilogram, ton, metre, kilometre gibi ölçülerin benimsenmesiyle, bir yandan Batý ülkeleriyle iliþkiler kolaylaþtýrýlýrken, bir yandan da yurdun her yerinde tutarlý bir ölçü ve aðýrlýk düzeni kurulmuþ oldu.

Takvim, saat ve ölçülerde deðiþiklik (1925 ve 1931)

Cumhuriyet döneminden önce Batý uluslarýndan ayrý takvim, saat, sayý ve ölçülerin kullanýlmasý, hafta tatillerinin cuma günü olmasý, takvimin baþlangýcý olarak Hazreti Muhammet'in Mekke'den Medine'ye göç ettiði tarih olan 622 yýlýnýn alýnmasý (hicri takvim), sayý olarak eski sayýlarý, ölçü olarak da okka, dirhem, arþýn, endaze, vb. ölçülerin kullanýlmasý, Türk toplumu ile Batý toplumlarý arasýndaki iliþkilerde büyük karýþýklýk ve güçlüklere yol açmaktaydý. 26 Aralýk 1925'te miladi takvimin kabul edilip, alaturka saat yerine Batý'da kullanýlan alafranga saatin kabul edilmesiyle, 23 Mart 1931'de çýkarýlan yasayla da gram, kilogram, ton, metre, kilometre

Atatürk'ün Türk Tarihi ile ilgili Çalýþmalarý Kültürel alanda bir tür milliyetçilik anlamýndaki yazý devrimi sonrasýnda, Atatürk tarih konusuna aðýrlýk verdi ve 1931 yýlýnda Türk Tarih Kurumunu kurdu. Burada, Türkiye Tarihi kapsamlý bir þekilde incelenmekte ve deðerlendirilmektedir. Bunlarýn dýþýnda, Yeni Takvim, Aðýrlýklar ve Ölçüler, Tatiller ve Soyadý Kanunu gibi diðer birçok devrimler de gerçekleþtirilmiþtir. Bu konudaki bazý örnekler arasýnda 1924 Hafta sonu Yasasý, 1925 Uluslararasý Zaman ve Takvim Sistemi, 1926 Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu, 1933 Ölçü Sistemleri ve 1934 Soyadý Yasasý sayýlabilir. 1932 yýlýnda Büyük Millet Meclisi tarafýndan kabul edilen yasa gereðince Türkler soyadý aldýlar ve Milletin liderine de "Türklerin Babasý" anlamýna gelen Atatürk soyadý verildi.
ATATÜRK ÝNKILÂPLARI .: Takvim, Saat ve Ölçülerde Deðiþiklik (1925 ve 1931) :.
Cumhuriyet döneminden önce Batý uluslarýndan ayrý takvim, saat, sayý ve ölçülerin kullanýlmasý, hafta tatillerinin cuma günü olmasý, takvimin baþlangýcý olarak Hazreti Muhammet'in Mekke'den Medine'ye göç ettiði tarih olan 622 yýlýnýn alýnmasý (hicri takvim), sayý olarak eski sayýlarý, ölçü olarak da okka, dirhem, arþýn, endaze, vb. ölçülerin kullanýlmasý, Türk toplumu ile Batý toplumlarý arasýndaki iliþkilerde büyük karýþýklýk ve güçlüklere yol açmaktaydý. 26 Aralýk 1925'te miladi takvimin kabul edilip, alaturka saat yerine Batý'da kullanýlan alafranga saatin kabul edilmesiyle, 23 Mart 1931'de çýkarýlan yasayla da gram, kilogram, ton, metre, kilometre gibi ölçülerin benimsenmesiyle, bir yandan Batý ülkeleriyle iliþkiler kolaylaþtýrýlýrken, bir yandan da yurdun her yerinde tutarlý bir ölçü ve aðýrlýk düzeni kurulmuþ oldu.

Beynelmilel (uluslararasý) Saat ve Takvim Hakkýndaki Kanunlarýn Kabulü (26 Aralýk 1925). Kabul edilen bu kanunlarla Hicri ve Rumi Takvim uygulamasý kaldýrarak yerine Miladi Takvim, alaturka saat yerine de uluslararasý saat sistemi uygulamasý benimsenmiþtir.
Beynelmilel (uluslararasý) Erkamýn (Rakamlarýn) Kabulü Hakkýndaki Kanun (20 Mayýs 1928)
Ölçüler Kanunu (1 Nisan 1931). Bu kanunla ölçü birimi olarak uygar uluslarýn kullandýklarý metre, kilogram ve litre kabul edilmiþtir.
33
Karanfil

Karanfil tomurcuklarinin ve karanfilyaginin sagliga yararli etkileri söyle özetlenebilir:

Karanfil tomurcuklari gaz söktürücüdür. Mide bulantisini bastirir. Kusmalari önler.

Nefesin kötü kokusunu yok eder. Bunun için tomurcuklar agizda çignenip sert bakiye atilir


Karanfil tomurcugu agri kesici ve hafif uyusturucudur. Bir adet karanfil tohumu ya da pamuga damlatilan karanfilyagi agriyan dise bastirilir.

Ayrica karanfilyagi agrili eklemlere distan ovusturularak uygulanir
34
Türkiye'nin karþý çýkmasýna raðmen þimdiye kadar 19 ülkenin parlamentolarý sözde 'Ermeni Soykýrýmý' iddialarýný tanýdý. ÝÞTE O ÜLKELER:



1965'den bu güne kadar toplam 19 ülke sözde soykýrýmla ilgili iddialarý kabul etti.

Bu ülkelerde, sözde soykýrýmla ilgili tasarýlar en çok 2005 yýlýnda kabul edildi. Toplam 7 ülkede sözde soykýrým, 2005 yýlýnda tanýndý.

Sözde Ermeni soykýrýmýný kabul eden ülkeler ve kabul ettikleri yýllar þöyle:

- Uruguay: 1965, 2004, 2005.

- Kýbrýs Rum Kesimi: 1982.

- Arjantin: 1993, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007.

- Rusya: 1995, 2005.

- Kanada: 1996, 2000, 2004

- Yunanistan: 1996

- Lübnan: 1997, 2000

- Belçika: 1998

- Ýtalya: 2000

- Vatikan: 2000

- Fransa: 2001

- Ýsviçre: 2003

- Slovakya: 2004

- Hollanda: 2004

- Polonya: 2005

- Almanya: 2005

- Venezuella: 2005

- Litvanya: 2005

- Þili: 2007
35
[youtube=425,350]http://www.youtube.com/watch?v=lVjjL-hBluM[/youtube]
Bir gün karanlýk sokakta
Sabahýn tez saatinde
Baktým yalýn ayaðým ben
Çýrýlçýplaðým ben

Kýrýk dökük hayata
Yenik baþladým derken
Duydum o çýðlýklarý ben
Kendi kendimden

Sordum hep acýlara
Döndüm kendi içime
Sordum derinlerime ben
Neden kaçarsýn sen

El olmuþum
Yýkýlmýþým ne çýkar
Yurtsuzmuþum
Dilsizmiþim ne çýkar

El olmuþum
Yýkýlmýþým ne çýkar
Öldürseniz
Yok etseniz ne çýkar

36
[youtube=425,350] http://www.youtube.com/watch?v=m8iLYJ-Z2Bo[/youtube]

bu senden son arzum
son dileðim
ne olur aþkým kollarýnda can vereyim


bak bir ömür bitti bu son dileðim
Daðý taþý aðlattý yaralý yüreðim


denizde kaybolmuþ bir sandal gibiyim
seni sensin yaþadým öksüz mü öleyim


bu senden son arzum
son dileðim
ne olur aþkým kollarýnda can vereyim

37
Hepimizin baþýna gelebilecek þeylerden biri, yemekte kýl görmek...

Bir dostunuzun evine yemeðe davet edildiniz,size eþinin binbir zahmetle yaptýðý yemekleri anlattý, yemek sýrasýnda bir de tabaðýnýzýn içinde bir kýl / saç...

O andaki tepkiniz ne olurdu?

Bozuntuya vermeden yemeði sona mý erdirirsiniz, yoksa durumu belli eder misiniz?


38
Eski Konular Arþivi / Uður-Uðursuzluk
11 Eki, 2007, 11:43
Uður-Uðursuzluk

Birlikte yaþayan insanlar arasýnda kimi zaman korkudan,kimi zaman çaresizlikten,kimi zaman da rastlantýlardan doðan bir takým inanýþlar vardýr.Bunlara "batýl inanýþlar" denir.Bu inanýþlar,ilk insanýn var oluþundan günümüze kadar sürüp gelmiþtir.

Çoðunun bilimsellikle, akýlla, çaðdaþlýkla ve dinsel inançla bir ilgisi yoktur.Bunlar akýlla baðdaþmadýðý halde yazýk ki insan oðlunun gönlünden, beyninden, vicdanýndan sökülüp atýlamamýþlardýr.

Bu tür inanýþlarýn doðmasýnda kiþilerin doðal yapýsý etken olduðu kadar büyüklerin, kimi din görevlilerinin cehalet örneði sözlerinin de etkisi olmaktadýr.Ýnanýþlar kiþiden kiþiye deðiþmekle birlikte ortak yanlarý da vardýr.


Ruh, Mezarlýk,Türbe ve Ziyaret Yerleri ile Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Ziyaret yerlerindeki aðaçlarý kesenler çarpýlýr.
- Türbeden dýþarýya bir þey, bir nesne götüren kiþiler çarpýlýr.
- Mezarlýðý parmaðý ile iþaret etmek iyi deðildir.Parmaklarý ile iþaret eden kiþilerin parmaklarý kurur.
- Kurban kesilirken hayvan dilini dýþarý çýkarýrsa kurban sahibi o yýl içerisinde ölür.
- Bir çocuk sürekli aðlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir.
- Ölüye talkýn verilirken can gelir, kalkmak ister,baþýna tahtaya çarpar.O zaman ölü "eyvah ben ölmüþüm" der.
- Ölen bir kiþinin etleri ölümünden 40 - 52 gece sonra kemiklerinden ayrýlýr.Ölünün etleri kemiklerden kolay ayrýlsýn diye o gece evinde dua edilir.
- Bir kiþi gömüldükten sonra ruhu 7 gün evini ziyaret eder.
- Ayakkabý çýkarýldýðýnda ters dönerse,ayakkabý sahibinin tez vakitte öleceði düþünülür.
- Rüyada ölü görmek diriye iþarettir,misafir gelir.
- Yatarken çoraplarý baþ tarafa koymak iyi deðildir,insan çabuk ölür.
- Eve ölü girmesi iyi deðildir, eve dýþarýdan ölü getirilirse o evden birbiri ardý sýra üç ölü çýkar.
- Resim yapmak günahtýr, resim yapan kiþi ahrette ona can verecektir.
- Resim olan yerlerden melekler kaçar.
- Ölünün elbiseleri ölü yýkayýcýlarýna verilir.
- Mezarlýktan aðaç kesilmez.Aðaçta cin olduðuna inanýlýr.
- Mezarlýkta yatýlmaz.
- Gece ölen kiþinin üzerine sabaha kadar býçak konulur.
- Mezara toprak atýlýrken elden ele kürek verilmez.
- Yoðurdun güzel olmasý için mezardan çýrpý toplanarak kaynayan sütün altýna atýlýr.
- Kýrýk ayna uðursuzluktur.
- Ölünün yýkandýðý evde üç gün ýþýk yanar.
- Baþ saðlýðýna gelen kiþilerin ayakkabýlarý ters çevrilmez.
- Mezar kazýcýsýna para verilmezse ölünün rahatsýz olacaðýna inanýlýr.
- Ezan okunurken bacak bacak üstüne atýlmaz.
- Mezarlýktan taþ,toprak alýnmaz.
- Köpek ulumasý ölüme iþarettir.
- Ölü gömülene kadar ev süpürülmez, çamaþýr yýkanmaz, eve su getirilmez.
- Mezarlýk geniþletilemez,çünkü ölü sayýsý artar.
- Ölünün elbiselerini giyenin ömrü uzar.
- Ölü bulunduðu odadan yýkanmaya götürülürken yataðýna bir baþ soðan konur.
- Kefen makasla veya býçakla kesilmez.
- Ölü evden çýkarýlmadan üzerinden kedi atlarsa ölünün hortlayacaðýna inanýlýr.
- Evde namaz kýlýnýrken seccadenin önünden bir hayvan geçerse namaz bozulur.
- Kýrda namaz kýlýnýrken namazdan önce bir taþ veya sopa dikilir (öne hayvan geçmemesi için)
- Mezarlýkta sigara içilmez.
- Bir kimsenin bitlenmesi yakýn zamanda öleceðine iþarettir.
- Ölü olan evin komþularý evlerindeki sularý dökerler. Aksi halde birbiri sýra ölümler meydana gelir.
- Yatak katlanýrken baþ taraftan katlanmaz, ayak tarafý önce katlanýr. Baþ tarafýndan yalnýz ölünün yataðý katlandýðý için o yatakta yatan kimse ölür.

Hayvanlarla Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Ev yýlaný o evin bekçisidir.
- Yýlan öldürülüp, suya atýlýrsa ve yýlan suda kaybolursa yaðmur yaðar ve durmaz,seller olur.
- Kurt uluyunca ya ayaz olur ya kar yaðar .
- Bir evin baþýnda baykuþ öterse,o evde biri ölür yada bir yýkým olur.
- Kurtlar uluyunca inekleri yemesinler diye gökten aðýzlarýna yiyecek düþer.
- Ýnek doðurunca eve aðýr bir þey alýnýrsa yada aðýr bir þey kaldýrýlýrsa ineðin sütü kesilir.
- Ýnek ilk yavrusunu doðurduðu zaman onun "aðýz" ý (ilk sütü) evden çýkarýlmaz,aksi halde ineðin sütü kesilir. Sütün içerisine kömür atýlýp öyle verilir.
- Ýneðin sütünü yere saðmak iyi deðildir, hayvan hastalanýr.
- Ýlk yaylaya çýkýþta sýðýrlarýn ortasýndan bir yabancý geçerse sýðýrlar hamile kalmaz, doðum yapmazlar.
- Bir kimsenin önünden kara kedi geçmesi uðursuzdur.
- Baykuþ ötmesi uðursuzluktur, yanan bir odun alýnarak baykuþa atýlmalýdýr.
- Bir kiþinin önüne tavþan çýkmasý uðursuzluktur, mümkünse gidilen yoldan geri dönülür.
- Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir,yoksa insanýn baþýna bir yýkým gelir.
- Çakal ulumaya baþlayýnca hava açacak,günlük güneþlik olacak demektir.(Bir baþka inanca göre yaðmur yaðarmýþ)
- Bir kiþi gerdeðe girmeden önce yanlýþlýkla kediye basarsa baþarýsýz olur.
- Yýlan canlý canlý ateþe atýlýrsa yaðmur yaðar.
- Bir evin önünde karga öterse o eve haber gelir.
- Rüyada akrep görmek iyidir.
- Kedi ile ayný yerde yatmak doðru deðildir.Kedi insanýn ruhunu çalar, ömrünü kýsaltýr.
- Karga öttüðünde kar yaðacaðýna inanýlýr.
- Köpeðin vakitsiz gece havlamasý,horozun vakitsiz ötmesi,öküzün gece böðürmesi kötü þeylere iþarettir.(Düþman saldýrýsý,deprem, doðal afet vs.)
- Köpek havaya doðru bakarak havlarsa kan dökülecek demektir.
- Güvercin, kumru, kýrlangýç, leylek öldürmek günahtýr.
- Kuzular satýlýncaya kadar yabancýlara gösterilmez.
- Avlanan hayvan baþkasýna verilmez,verilecekse karþýlýðýnda demir para alýnýr.
- Yýlan görmek uðurludur.
- Keklik görülmesi uðursuzluktur.
- Horoz öttüðünde yaðmur yaðar.
- Baykuþun bir eve konmasý o ev için uðursuzluktur.
- Tavuðun horoz gibi ötmesi uðursuzluktur, öten tavuk kesilir.
- Kediyi Hz. Ali sývazladýðý için hiçbir zaman sýrtüstü düþmez.
- Kesilen kurbanýn kemikleri kýrýlmaz.
- Kurbanýn kaný kaný ve kemikleri gömülür.

Ocak ve Ateþle Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Ateþe tükürmek, ateþe sövmek, ateþe týrnak atmak, su dökmek uðursuzluk getirir.
- Sabah evinden baþkasýna ateþ verenin ocaðý söner.
- Ateþ yanan yere cinler girmez.
- Ateþ sönünce cinler, periler ocak baþýna toplanýr.
- Ocaðýn üstünü boþ býrakmak uðursuzluk getirir.
- Sacayaðýnýn birdenbire devrilmesi evin baþýna bir yýkým geleceðini gösterir.
- Sacayaðý boþ býrakýlýrsa þeytanlar yemek piþiriyor denir.
- Sacayaðý boþ býrakýlýrsa o evde ölü suyu kaynar.
- Tencerede su boþuna boþuna kaynarsa düþmanlar çoðalýr.
- Akþam evden dýþarý ateþ verilmez.
- Lamba yakýlmayan evin ocaðý her vakit kararýr. Ayný zamanda ev sahibinin öldükten sonra mezarý da karanlýk olur.
- Hastalanan hayvanlarý ateþten geçirmek iyidir.
- Ateþi söndürmek için su dökülmez, ateþ toprakla örtülür.
- Ateþ çok önceden sönmüþ olsa dahi külün yanýnda yatýlmaz. Külde cin ve þeytanýn oynak yaptýðýna inanýlýr.
- Külün üstüne su dökülmez,iþenmez.
- Gece kül dökülmez, evin bereketi kaçar.
- Hayvan ve insan pisliðinin üstüre kül dökülmez.
- Yaðmurun dinmesi için avluya sacayaðý atýlýr,sacayaðýnýn ortasýna da býçak saplanýr.
- Sönmüþ ocaðýn yanýnda yatmak günahtýr.
- Gece külün yanýndan geçilmez, üstünden atlanmaz, þeytan gelir.
- Ateþin çýkardýðý ses ateþi yakan kiþi hakkýnda dedikodu yapýldýðýna iþarettir.

Tarým ve Bitkilerle Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Karaaðaçtan düþen yaþamaz.
- Karaaðaçtan beþik,sandýk yapýlmaz.
- Ýncir aðacýnýn altýnda uyuyanlarý þeytan alýr götürür.
- Ceviz aðacýnýn altýnda yaþayanlarý þeytan alýr götürür.
- Tarlada zina yapýlýrsa bereket olmaz.
- Üzümün tanesini,karpuzun sap kýsmýndaki kabuðunun içini yiyenler yetim kalýr.
- Zeytin kutsaldýr.
- Ulu aðaç altýnda tek baþýna uyumak iyi deðildir.
- Ekin ekili tarlada iþenmez,cinsel iliþkide bulunulmaz.
- Ekin savrulurken harmanýn içerisinden geçilmez, geçilirse harmanýn bereketi azalýr.
- Ekin ekmeye, ekin biçmeye giden kimselerin önceden yýkanmasý, abdest almasý uður getirir.
- Ceviz aðacýnýn gölgesinde yatan kiþi beceriksiz baþarýsýz olur.Ceviz aðacý çevresinde olup biten her þeyi resim gibi iþlermiþ.Kesildiði zaman urlarýndaki iþaretlerle tüm gizlilikleri açýða çýkarmýþ.
- Çocuðun bezleri yabani aðaca asýlýrsa çocuk yabani olur.
- Nar tanelerini yere dökmek günahtýr, nar cennet meyvesidir.
- Yoðurt veya süt dýþarýya verilirken üzerine üzerlik, kömür, yeþil yaprak konulmazsa ineðe nazar deðer.
- Dut aðacý dibinde yatmak, oturmak doðru deðildir, cin çarpar.
- Hamur yoðururken dýþarý hamur sýçrarsa misafir gelir.
- Su kabaðýnýn çok olduðu evde ölüm olayý da çok olur.
- Buðday çok olan evde ölüm az olur.
- Tarla sýnýrýnda uyuduðunda insaný aðýrlýk basar, çarpýlýr.
- Zeytin aðacýnýn altýnda uyuduðunda insaný aðýrlýk basar.
- Ýncir aðacýnýn altýnda yatan insaný aðýrlýk basar.

Ýnsan Vücuduyla Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Diþ düþürülünce o diþi kimsenin göremeyeceði bir yere saklanmalý yada gömmeli.
- Elleri diz üzerinde kavuþturmak, parmaklarý birbirine geçirip el baðlamak iyi deðildir,insanýn kýsmeti kapanýr.
- Parmaklarýn çatýrdamasý iyidir, insanýn saðlýklý olduðunu gösterir.
- El yýkanýrken önce sað elden baþlamalý,önce sol elden baþlamak uðursuzluk getirir.
- Tokalaþýrken yada birisine bir þey verirken sað el kullanýlmalýdýr, sol el uðursuzluktur.
- Çorap giyilirken ayaðýn Kýbleye doðru uzatýlmasý doðru deðildir.
- Çorap giyilirken önce sað ayak giyilir.
- Burun kaþýnýrsa kiþi hakkýnda dedikodu yapýlýyor demektir.
- Sað avuç kaþýnýrsa para gelir, sol avuç kaþýnýrsa elden para çýkar.
- Akþam týrnak kesilmez.
- Akþam sakýz çiðnenmez,akþam çiðnenen sakýz ölü etidir.
- Ayak kaþýnýnca yolculuk var demektir.
- Baþ taranýrken dökülen saçlarý dökmek doðru deðildir, bunlar toplanýr, ölünce o kiþinin kabrine konur. Çünkü bu saçlar kýyamet gününde tekrar bitecektir.
- Hamile kadýn aþ ererken neye bakarsa doðacak çocuk ona benzeyecektir.
- Akik taþý kanamayý keser,insaný yoksulluktan kurtarýr.
- Henüz bir yaþýný doldurmamýþ kiþi abdestsiz iki kiþi arasýndan geçerse vücudunda yaralar oluþur.
- Sol kulaðýn çýnlamasý zenginliðe iþarettir.
- Sað kulaðýn çýnlamasý saðlýða iþarettir.
- Gözün seðirmesi olumsuzluða iþarettir, çevrede ölüm meydana gelebilir.
- Kulaðýn çýnlamasý birisi tarafýndan anýlmaya iþarettir.
- Bacak bacak üzerine atmak günahtýr.
- Üst çenenin önündeki diþlerden birisi düþerse ana babadan birisinin öleceðine inanýlýr.
- Sað üst azý diþi düþerse aðabey yada amcanýn öleceðine inanýlýr.
- Sol üst azý diþi düþerse evlat yada kardeþin öleceðine inanýlýr.(Diþ ile ilgili inançlarýn gerçekleþmesi için sadaka verilir, sabah kahvaltýdan önce kuþlara yem verilir)
- Avuç içi kaþýnýrsa bir yerden para geleceðine iþarettir.
- Kesilen saçýn üzerine basýlmaz, basýlýrsa o kiþinin baþý aðrýr.
- Kesilen saçlarý kuþlar alýp yuvalarýna götürürlerse o kiþinin baþý aðrýr.

Gökcisimleri ile Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Gece gizlice ay ýþýðýnda,gölgede yýkananlar ay gibi parlak olur.
- Ayýn yansýmasýnýn vurduðu su içilmez.O suyu içenin baþýna mutlaka bir kötülük gelir.
- Yýldýz kaydýðýnda bir insan ölür.
- Dolunayda doðan çocuk uðurludur,geleceði ýþýklýdýr.
- Dolunayda doðan kýzlar ay gibi parlak ve güzel olur.
- Gece aya doðru tükürmek, sövmek uðursuzluk getirir.
- Güneþ batarken uyuyanýn ömrü kýsalýr.
- Gün dönümünde tarým iþleriyle uðraþýlmaz, düðün dernek yapýlmaz.
- Güneþ tutulacaðý zaman hayvanlar korkudan baðýrýrlar,güneþin tutulacaðýný önceden sezerler.
- Güneþ güzele vurur.
- Ay eskisinde ekilen sebze ve meyveler verimli olur.
- Ay hilal halinde iken iki ucu aþaðý olursa o ay yaðmurlu, yukarý doðru olursa kurak olur.
- Güneþ batarken (zaval zamaný) çocuðu ölen kiþi su içmez.
- Ay yeniye geçmeden tohum ekilmez,ekin biçilmez.
- Aysýz günlerde aðaç kesilmez,kesilirse kerestesi dayanýklý olmaz.
- Aysýz günlerde diþ çekilmez.
- Aysýz günlerde yaylaya çýkýlmaz, yayladan inilmez,ormana gidilmez.
- Gün batarken yemek yiyenin bahtý kararýr.
- Akþamüstü yemek yiyenin anasý babasý ölür.
- Yýldýz kaydýðýnda evliyalarýn buluþtuðuna inanýlýr.

Doðum ve Kýrkla Ýlgili Olan Halk Ýnançlarý:

- Kýrklý kadýn evden fazla uzaklaþmaz.
- Kýrklý kadýn gece evinden dýþarýya çýkmaz.
- Kýrklý bebeðin baþýnýn altýna Kuran, muska, býçak, çörek otu konulur.
- Kýrklý kadýnýn yattýðý odaya kibrit ve süpürge konulur.
- Kýrklý kadýn gece yalnýz býrakýlmaz.
- Kýrklý kadýn kýrkýnýn çýkacaðý gün üç yakýn komþuya gider, daha sonra evden uzaklaþabilir.
- Kýrklý kadýnlar ve bebekleri birbirleriyle karþýlaþtýrýlmaz.
- Kýrklý çocuðu görmeye gelen kiþi, kýrk basmamasý için demir veya kaðýt para verir.
- Kýrklý çocuðun yanýna kedi veya köpek sokulmaz, aksi halde "al" basar.
- Kadýn ve geyik kýrlý olursa karþýlaþtýrýlmaz, aksi halde kýrlarý karýþýr. Geyik yedi yýlda bir yavruladýðýndan kadýnýn da yedi yýl çocuðu olmaz.
- Kýrklý çocuk yalnýz býrakýlacaðý zaman baþucuna býçak, soðan, sarýmsak býrakýlýr.
- Üzerinde para yada altýn bulunan bir kiþi kýrklý çocuðun yanýna sokulmaz. Eðer çocuðun yanýna gelirse para veya altýn, çocuðun baþucunda bir süre bekletilir.
- Kýrký çýkmamýþ kadýn bir eve gittiðinde mersin yapraðý batýrýlmýþ suyu gittiði eve döker, daha sonra eve girer.
- Gelin alayý kýrký çýkmamýþ kadýnýn evinin önünden geçerse gelinin çocuðu olmaz.
- Kýrký çýkmamýþ kadýnýn bulunduðu eve deðirmenden un getirilmez.
- Kuzular kýrklarý çýkýncaya kadar kimseye gösterilmez.
- Kýrklý kadýnýn baþucunda gece ýþýk yakýlýr.
- Kýrklý çocuðu olan iki kadýn iðne deðiþtirir,yoksa kýrk kalkmaz.

Özel Günlerle Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Hýdrellez günü dikiþ dikilmez, aðaç, bitki kesilmez, canlý öldürülmez. Bunlar yapýlýrsa yeni doðacak ne varsa anasýnýn karnýnda hýdýrellez eðrisi olur.
- Arife günü, yakýný ölen kiþi dikiþ dikmez.
- Arife günü iþ yapýlmaz.
- Arife ve bayram günü aðaç kesilmez.
- Hýdrellez günü kapalý kapalý un çuvallarý açýlýr.
- Arife günü eve odun getirilmez, getirilirse eve odunlarla birlikte mutlaka yýlan girer.
- Arife günü sabun kullanýlmaz.
- Hýdrellez günü gün doðmadan eve getirilen suyla yoðurt tutturulabilir, mayaya gerek yoktur.
- Hýdrellez günü gün doðmadan akarsuda yýkanýlýrsa insan saðlýklý olur.
- Hýdrellez günü gün doðmadan eve mutlaka bir testi su getirilmelidir. Bu suyun saðlýk verileceðine inanýlýr.
- Aþure ayýnda (oruç süresince) yaþ aðaç kesilmez.
- Bayram günü týraþ olunmaz.
- Kuzular hýdrelleze kadar sayýlmaz.

Taþ ve Su Kültüyle Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Gece göle girmek iyi deðildir. Geceleri cinler, peri kýzlarý gölde yýkanýrlar. Girenlerin ruhlarýný periler çalar.
- Geceleri su üzerinden atlanmaz. Su birikintileri ecinnilerin ve perilerin mekanýdýr.
- Gece dýþarý su dökeni periler çarpar.
- Kaynayan suya býçak sokulmaz.
- Suya tükürmek uðursuzluk getirir.
- Çeþme baþýnda uyunmaz, þeytan gelir.
- Büyük, kökü derinde olan taþýn üzerinde uyunmaz, þeytan gelir.
- Çamaþýr yýkanan suyun üzerinden geçilmez, bu suda þeytan olur.

Karanlýk ve Iþýkla Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Akþam soðan yenen yere melekler gelmez.
- Gece aynaya bakanýn ömrü kýsa olur.
- Gece acý (biber, soðan, sarýmsak) evden dýþarýya verilmez.
- Yoðurt, süt, peynir, vs. gece dýþarýya verilmez. Vermek gerektiðinde üzerine kömür, üzerlik veya yeþil bir dal konularak verilir.
- Gece ýslýk çalmak günahtýr.
- Gece evden eve tuz verilmez.
- Akþam kapýnýn önü süpürülmez.
- Ekmek aktaracaðý evden eve verilmez.
- Çocuklar gece beþ taþ oynarsa düþman gelecek denir.

Bereketle Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Deðirmenden ilk gelen unla yapýlan ilk ekmeði yiyen kiþinin karýsý ölür.
- Dýþarýya maya verilirse evin bereketi gider.
- Ekmek kýrýntýlarýný yere atmak, ayakla çiðnemek evin bereketini götürür.
- Gurbete giden kiþinin azýðýndan bir parça ekmek çalýnýr.
- Bir kiþinin üzerinde dikiþ dikilirse o kiþinin kýsmeti baðlanýr.
- Býçakla ekmek kesilmez, evin bereketi kaçar.
- Bismillah demeden yemek yiyen kiþi doymaz. Þeytan da onunla birlikte yemek yer.
- Çorap örerken boðazýndan baþlamalý yoksa dayanýklý olmaz.
- Kürek kemiðinin kýrýlmasý bahtý açar, t yenildikten sonra bu kemik kýrýlýr.

Evle Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Evin temeline karataþ koymak iyi deðildir.
- Kapýnýn önünde oturan kiþi iftiraya uðrar.
- Duvar dibinde uyumak iyi deðildir, insan çarpýlýr.
- Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler deðil þeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk deðil geçimsizlik olur.
- Evden bir kiþi gurbete gittiði zaman o gün ev süpürülmez, dýþarýdan misafir alýnmaz.
- Eþya taþýmak için kullanýlan ala iple komþunun evine girilmez. Komþunun baþýna bir uðursuzluk geleceðine inanýlýr.
- Kapý eþiðinde oturulmaz. Ýnsan fakir olur.
- Kapý eþiðinde oturulmaz, insan bekar kalýr.
- Urganla komþunun evine girilmez. Aksi halde komþunun evinde kýtlýk olur.
- Kapý eþiðinde oturulmaz, kapý eþiðinde þeytan bulunur.
- Yaðmur yaðarken kapý eþiðinde oturmak günahtýr.

Atmosfer Olaylarýyla Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Dolunun kesilmesi için avluya býçak atýlýr.
- Mezardan çýkarýlan kafatasý suya atýlýrsa yaðmur yaðar.
- Þeytan düðün ederken (nisan yaðmuru) yaðmurun altýnda duranlarý cinler alýr götürür.
- Nisan yaðmuru zemzem suyu gibidir, uðurludur. Nisan yaðmurunda ýslanmak insana saðlýk verir.
- Gök gürlediðinde demir ýsýrmak uðurludur.
- Gökkuþaðýnýn altýnda bir erkek geçerse kýz, kýz geçerse erkek olur.
- Dolu ilk yaðdýðýnda birkaç tane yemek saðlýðý iyi gelir.
- Ýlk dolu yaðdýðýnda ismi Mehmet olan yada anasýnýn ilk oðlu doluyu býçakla ikiye ayýrýr.
- Gök gürleyince bir býçak alýnarak dama atýlýr.
- Beþ taþ oynamak kuraklýða iþarettir.
- Dolu yaðdýðýnda dolunun kesilmesi için dýþarýya sacayaðý atýlýr.
- Þimþek çaktýðýnda yere býçak saplanýr.

Mevsimlerle, Aylarla ve Günlerle Ýlgili Hak Ýnançlarý:

- Martýn birinci günü eve dýþarýdan kimse giremez, girerse buzaðýlar, kuzular ölür.
- Ocak ayýnýn birinci günü görülen kimse sana iyi gelirse o yýl yaþarsýn, iyi gelmezse hasta olursun.
- Salý günü çamaþýr yýkanmaz, yýkanan çamaþýrý giyen kiþi onu kirletemez, ölür.
- Salý günü doðan çocuklar kan dökücü olur.
- Salý günü düðün yapýlmaz.
- Cuma günleri dýþarý toz dökülmez, iþe gidilmez.
- Cuma günü ana rahmine düþen çocuk bilgili olur.
- Cumartesi günü çamaþýr yýkanmaz.
- Cuma gecesi sabaha karþý doðan çocuðun rýzký bol olur.
- Cuma günü örgü örülmez, insan kýsmetini kaybeder.
- Cuma akþamý týrnak kesilmez, insan gözden düþer.
- Aðustosun yedisinde tarlaya giren kimse çarpýlýr.
- Cumartesi günü yorgana çarþaf kaplanmaz, çünkü Cumartesi kaplanan çarþaf ölü ister.
- Salý sallanýr.
- Tarlaya ilk tohum Salý ve Çarþamba günü atýlmaz.
- Cuma günü namaza kadar aðaç kesilmez.
- Salý ve Cuma günü hiçbir iþe baþlanmaz.
- Cuma günü ekin ekilmez.
- Pazartesi baþlanan iþler aðýr gider.

Cinsiyetle Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Odanýn ýþýðýný evin erkeði yakarsa o ev daima nur içerisinde ve bereketli olur.
- Kadýnýn yolda erkeðin önünü kesmesi uðursuzluktur.
- Bir kadýn iki erkeðin arasýndan geçerse çocuðu olmaz.
- Bir adam iki kadýnýn arasýndan geçerse sözü geçmez.
- Bir erkek iki kýz arasýndan geçerse köse olur.
- Yarým çay içen kadýn dul kalýr.
- Ava gidecek kiþinin önünden kadýn geçerse avlanamaz. Bundan dolayý o kiþi ava gitmekten vazgeçer.
- Kýz çocuðunun ilk kez kesilecek saçýný dayýsý keserse saçý gür olur.
- Oðlan çocuðunun ilk kez amcasý veya dayýsý keser.
- Kýz baba evinden Perþembe veya Pazar günü çýkar.
- Koç katýmýnda koçun üzerine kýz çocuðu bindirilirse doðacak kuzu diþi, oðlan çocuk bindirilirse erkek olur.

Yol ve Yolculukla Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Yola giderken tükürmek insana yýkým getirir.
- Yola giderken dönüp bakmak iyi deðildir.
- Üç yol aðzýnda yatmak uðursuzluktur.
- Býçak yere atýldýðýnda sýrtý üzerinde durursa misafir gelecek demektir.
- Elden kaþýk düþerse misafir geleceðine inanýlýr.
- Aðýzdan lokma düþerse misafir gelir.
- Ava giden kiþinin arkasýndan karýsý süpürge atar.
- Ava giden kiþiye "Nereye gidiyorsun?" diye sorulmaz. Sorulduðu takdirde kiþi avlanamaz.
- Ayakkabýlar üst üste gelirse yola gidileceðine inanýlýr.
- Yol kenarýnda yatýlmaz. Yatan kiþileri "yel üstünde gidersin" (þeytan çarpar anlamýnda) denilir.
- Ava giden kiþiyle konuþulmaz, rýzký kesilir.
- Ava gitmeden önce tüfek yere konulur. En fazla üç - dört yaþýndaki bir kýz yada oðlan çocuðu tüfeðin üzerinden atlar.

Eþyalarla Ýlgili Halk Ýnançlarý:

- Ayakkabýnýn ters gelmesi hastalýða iþarettir.
- Elden ele sabun verilmez. Verilirse kavga edilir. Sabunu vermek gerektiðinde elin tersi kullanýlýr.
- Yemekten sonra kaþýðýn aðzý yukarý çevrilir, yoksa nasip kapanýr.
- Kapakla su içilmez, nasip kapanýr.


40
Anketçe / Favori Dizin...???
10 Eki, 2007, 12:31
Evet Arkadaþlar Bu Aralar Tv De Dizilerin Rekabeti Hýzla Sürmekte,Herzaman Olduðu gibi En Beðendiklerimizi Ayný Güne,Ayný Saate Koyuyorlar Peki Sizin Favori Diziniz Hsngisi...???
41
O, âlemlere rahmet; âlemler ona hasret


Rabb'imiz her gün tebessüm eden güneþi semamýza perçinlemekle bize, rahmâniyetinin bir cilvesini göstermektedir. O güneþ ki, ýsýnacak þeyler için bir soba, piþecek þeyler için bir ocak ve rengarenk güzelliklerin çehresinde âdeta bir fýrça vazifesi görmektedir. Aynen öyle de, Cenab-ý Hak, âlemlere olan rahmetinin bir göstergesi olarak bize Efendimiz'i lütfetmiþtir. Kur'an-ý Kerim'de, "Seni âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 27/107) ifadeleriyle anlatýlan Allah Rasulü, insanlar içinde Cenâb-ý Hakk'ýn rahmâniyet ve rahîmiyetinin temsilcisidir. O gelmeseydi ve diðer peygamberlerin davasýný yenilemeseydi belki de bizim Rabb'imizin rahmetine mazhariyetimiz hiç mi hiç söz konusu olmayacaktý. Cehaletin, küfrün ve dalâletin vahþi çöllerinde, hep kimsesiz, þaþkýn ve hayret içinde kalacaktýk.

Allah, O'nu bütün âlemlere rahmet olarak göndermiþtir. O, pýrýl pýrýl Hakk rahmetini aksettirmektedir. Sanki O, çöl ortasýnda bir su kaynaðý, bir kevser havuzudur da, kabýný eline alýp gelen herkes o havuzun baþýna varmýþ, hem kabýný doldurmuþ, hem de ondan kana kana içmiþtir. Ýþte O, rahmet yönüyle böyle herkese açýk bir kevser kaynaðý gibidir. Ýsteyen her fert O'ndan istifade edebilir.

Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in âlemlere rahmet olarak gönderilmesi, bütün varlýðý alâkadar eden bir husustur. Ýnananlar bu sayede dünyevî ve uhrevî hayatlarýný tanzim eder ve ebedî huzuru kazanýrlar. O'nun sayesinde insanlýk sahipsiz ve yetim olmaktan kurtulmuþ ve yine O'nun sayesindedir ki insanlýk, yokluk çukuruna yuvarlanmaktan kurtulmuþtur. Ölüm, ahirete ve cennet saraylarýna giden bir koridor haline gelmiþ ve aydýnlanmýþ; bu itibarla imanýn kuvveti nispetinde herkes, deðil ölümden korkmak ve kabirden geriye durmak, ahireti iþtiyakla arzular hale gelmiþtir. Çünkü ahiret O'nun yanýnda bütün dostlarýn toplandýðý bir yerdir.

Medyundur O'na bütün beþeriyet

Yine O'nun neþrettiði nur sayesinde ihtiyarlýk, baþarýlý bir hayatýn finali haline gelmiþ; hastalýklar, musibetler, insaný manevi kirlerden arýndýran birer kurna haline gelmiþ; hiç olmazsa öyle algýlanmaya baþlamýþ ve kâinat, bir belirsizlikler arenasý olmaktan çýkmýþtýr. O rahmet ve ümit insanýnýn neþrettiði hakikat ve nur sayesinde daðlar, taþlar adeta bize birer dost haline gelmiþ ve O'nun mesajýnýn ulaþtýðý yerlerde küfür ve nifakla kararmýþ ve zift gibi görünen bütün eþya birdenbire aydýnlanývermiþtir. Evet, adeta her þeyin mahiyeti deðiþmiþ, baþ aþaðý gidenler, ayaklarýnýn üzerinde yürür hale gelmiþ; daðlar birer canavar görünümünde olmaktan çýkmýþ, vahþi hayvanlar ise emrimize âmâde birer görevli memur haline gelmiþlerdir.

Daha önemlisi de bizler O'nun sayesinde küfrün ve dalaletin korkunç girdabýndan kurtulup imaný elde etmiþizdir. Bununla birlikte Bediüzzaman'ýn yaklaþýmýyla O'nun neþretmiþ olduðu nur sayesinde mükemmel insan olma yoluna girmiþizdir. O'na yönelen ve gereken gayreti gösteren herkes, kâmil bir insan olabilir. Ýþte bu yönüyle Efendimiz, bizim için rahmettir. Kendisine verilen kabiliyetlerini yerinde kullanýp o Rahmet Çeþmesi'ne uðrayanlar, o sayede hem dünyalarýný hem de ahiretlerini mamur etmiþ, küfür ve dalaletin verdiði susuzluklarýný giderip imansýzlýðýn o korkunç girdabýndan kurtulabilmiþlerdir. Bunlarýn hepsi, Efendimiz'in bizim aramýzda rahmet halinde temessül etmesi sayesinde olmuþtur.

Bizi þefaatinden mahrum eyleme!

Bizler de, "Vemâ erselnâke illâ rahmeten li'l-âlemîn - "Seni âlemlere rahmet olarak gönderdik" derken, Rabb'imizin âlemlere rahmet olarak gönderdiði O Zât'ýn bizim için ne büyük bir rahmet olduðunu görmeye çalýþmalýyýz. Hatta zerreden kürreye bütün mahlukatýn, O'nun neþrettiði nur sayesinde aydýnlýða kavuþtuðunu, onlarýn hal diliyle O'na minnet ve þükranda bulunduklarýný düþünmeliyiz. Böylece, Efendimiz'in bütün kâinatta nasýl büyük bir hamde vesile olduðunu anlamalý ve þöyle demeliyiz: "Ya Rasulallah! Sen, bütün âlemlere, insanlara, cinlere, daðlara, taþlara, bildiðimiz bilmediðimiz, canlý cansýz, þuurlu þuursuz, bütün âlemlere rahmetsin. Sana layýk bir ümmet olamadýk; ama kalbimiz Senin sevginle dolu. Bizleri þefaatinden mahrum eyleme!" Namazlarýmýzda her tahiyyat okuyuþumuzda ve her "Muhammedun Rasulullah" deyiþimizde, iliklerimize kadar bu manayý duymalý ve O'na baðlýlýðýmýzý ilan etmeliyiz.

O, bütün canlýlar için bir rahmettir

Efendimiz'in bir peygamber olarak gönderilmesi bütün canlýlar için de bir rahmettir. Çünkü O, her canlýnýn korunmasýna dair prensipler getirmiþtir. Bundan dolayý mahlukatýn kendi türünü temsilen O'na derin bir hürmet ve saygýsý vardýr. Bunu ifade için Allah Rasulü þöyle buyurur: "Bana peygamberlik geldikten sonra uðradýðým her taþ ve aðaç "Selam sana Ya Muhammed" diye selam veriyorlardý." (Tirmizî, Menâkýb 6; Dârîmî, Mukaddime 4)

Sahabi bize, bir devenin Allah Rasulü'yle konuþtuðunu anlatýr. Deve gelip Efendimiz'in önünde saygýsýný göstermiþtir. O'na kendi türü namýna hoþ geldin demiþ ve lisan-ý haliyle "Ya Rasulallah, senin gelmenle develerin bir manasýnýn olduðu anlaþýldý. Ben kýymet kazandým. Ýnsanlar beni Ýlâhi bir kitap olarak rahatlýkla okuyor ve Yaratýcý'ya giden yollar bulabiliyorlar" demiþtir. Ayný þeyi aðaç, "Ben ne zamandýr insanlara meyve veriyordum; ama alýp yemelerine raðmen nereden geldiðimi, nasýl olduðumu bilemiyorlardý. Sen geldin ve benim Allah'ýn bir nimeti olarak geldiðimi ilan ettin. Ben mânâmý seninle buldum" þeklinde düþünüyordu.

Hâsýlý, O'nun neþrettiði nur sayesinde, bütün canlýlarýn ne ifade ettiði aydýnlýða kavuþmuþ, adeta hayvan, hayvan olmaktan kurtulmuþ, Ýlahî sanat olma seviyesine yükselerek farklý bir kýymet almýþtýr.
42
Ýnanilmaz Ama GerÇek... BÝr Solukta Okuyacaksiniz...
Okulun ilk gününde 5. sýnýfýn önünde dururken, öðretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoðu öðretmen gibi, öðrencilerine baktý ve hepsini ayný derecede sevdiðini söyledi. Ancak bu imkânsýzdý, çünkü ön sýrada oturduðu yerde bir yana kaykýlmýþ ismi Mustafa Yýlmaz olan bir erkek çocuk vardý. Bayan Mediha bir yýl önce Mustafa yý izlemiþti ve diðer çocuklarla iyi oynamadýðýný, elbiselerinin kirli olduðunu ve sürekli olarak kirli dolaþtýðýný gözlemiþti. Ýlave olarak Mustafa tatsýz olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki, Bayan Mediha onun kâðýtlarýný büyük bir kýrmýzý kalemle iþaretlemekten, kalýn çarpýlar (x ) yapmaktan ve kâðýdýn üstüne büyük? F? (en düþük derece) koymaktan zevk alýr oldu.

Bayan Mediha nýn okulunda, her çocuðun geçmiþ kayýtlarýný incelemesi gerekiyordu ve Mustafa nýn kayýtlarýný en sona býraktý. Ancak, onun hayatýný gözden geçirdiðinde, bir sürpriz ile karþýlaþtý.

Mustafa nýn birinci sýnýf öðretmeni þöyle yazmýþtý:

Mustafa gülmeye hazýr parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapýyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olmasý çok eðlenceli?

Ýkinci sýnýf öðretmeni þöyle yazmýþtý:

Mustafa mükemmel bir öðrenci, sýnýf arkadaþlarý tarafýndan çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalýðý olduðu için sýkýntý içinde ve evde ki yaþamý mücadele içinde geçiyor.?

Üçüncü sýnýf öðretmeni þöyle yazmýþtý:

Mustafa nýn annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalýþýyor, ama babasý ona ilgi göstermiyor ve eðer bazý adýmlar atýlmazsa evde ki yaþamý yakýnda onu etkileyecek.

Mustafa nýn dördüncü sýnýf öðretmeni þöyle yazmýþtý:

"Mustafa içine kapanýk ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok
fazla arkadaþý yok ve bazen sýnýfta uyuyor.

Bunlarý okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradý ve kendinden utandý.

Öðrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâðýtlara sarýlmýþ hediyeleri
getirdiðinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nýn hediyesini alýncaya
kadar bu böyle devam etti.

Mustafa nýn hediyesi bir marketten aldýðý kalýn, kahverengi ambalaj kâðýdý
ile beceriksizce sarýlmýþtý.

Bayan Mediha onu diðer hediyelerin ortasýnda açmaktan acý duydu. Bayan Mediha pakette taþlarýndan bazýlarý düþmüþ yapma elmas taþlý bir bilezik ve çeyreði dolu olan bir parfüm þiþesini çýkarýnca çocuklardan bazýlarý gülmeye baþladý. Ama o bileziðin ne kadar güzel olduðunu haykýrdýðýnda çocuklarýn gülmesi kesildi. Bileziði taktý ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öðretmenine þunu söylemek için kaldý.

Öðretmenim bugün ayný annem gibi kokuyordunuz.

Çocuklar gittikten sonra, Bayan Mediha en az bir saat aðladý. O günden
sonra, okuma, yazma ve aritmetik öðretmeyi býraktý. Bunun yerine, çocuklarý
eðitmeye baþladý. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalýþýrken, zihni canlanmaya baþlýyor görünüyordu. Onu daha fazla teþvik
ettikçe, daha hýzlý karþýlýk veriyordu. Yýlýn sonuna kadar Mustafa sýnýfta
ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocuklarý ayný derecede sevdiðini
söylemesine raðmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.

Bir sene sonra, Bayan Mediha kapýsýnýn altýnda Mustafa dan bir not buldu,
ona hala tüm yaþamýnda sahip olduðu en iyi öðretmen olduðunu söylüyordu.

Altý yýl sonra Mustafa dan bir not daha aldý. Liseyi bitirdiðini, sýnýfýnda
üçüncü olduðunu ve onun hala hayatýndaki en iyi öðretmen olduðunu yazmýþtý.

Bundan dört yýl sonra, bazý zamanlar zor geçmesine raðmen okulda kaldýðýný,
sebatla çalýþmaya devam ettiðini ve yakýnda kolejden en yüksek derece ile
mezun olacaðýný yazan baþka bir mektup aldý. Yine Bayan Mediha nýn tüm
yaþamýnda ki en iyi ve ne favori öðretmen olduðunu yazmýþtý. Sonra dört yýl
daha geçti ve baþka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasýný aldýktan
sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiðini açýklýyordu. Mektup onun hala
karþýlaþtýðý en iyi ve en favori öðretmen olduðunu açýklýyordu. Ama simdi
ismi biraz daha uzundu.

Mektup söyle imzalanmýþtý,

Prof. Dr. Mustafa Yýlmaz ( Týp Doktoru)

Öykü burada bitmiyor.

Görüyorsunuz, ortaya çýkan baþka bir mektup var.

Mustafa bir kýzla tanýþtýðýný ve onunla evleneceðini söylüyordu. Babasýnýn
birkaç hafta önce vefat ettiðini açýklýyordu ve evlenme töreninde Bayan
Mediha nýn damadýn annesine ayrýlan yere oturup oturamayacaðýný soruyordu.

Þüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu?

Taþlarý düþmüþ olan o bileziði takti. Dahasý, Mustafa nýn annesinin süründüðü parfümden sürdü.

Birbirlerini kucakladýlar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nýn kulaðýna þöyle fýsýldadý,

"Bana inandýðýnýz için teþekkür ederim, öðretmenim.

Bana önemli olduðumu hissettirdiðiniz ve bir fark meydana getirebileceðimi gösterdiðiniz için çok teþekkür ederim"

Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fýsýldadý, söyle dedi,

Mustafa, yanlýþ þeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceðimi bana
öðreten sensin. Seninle tanýþýncaya dek, nasýl öðreteceðimi bilmiyordum".

Birinin Hayatýnda Bir Fark Oluþturmaya Çalýþýn.

Bunu iletin, birinin yüreðini ýsýtýn, hayatýnda bir fark oluþturmaya çalýþsýn

43
buyrun bakalým
44
Her gelinin en büyük hayali düðününde kusursuz bir güzelliðe sahip olmak! Gelin adaylarý, düðün töreninden aylar önce gelinlik butiklerinin kapýlarýný çalmaya, dergileri karýþtýrmaya veya internette hayal ettikleri gelinliði bulmaya çalýþýr. Gelinlik seçiminde vücut tipi ve düðünün yapýlacaðý mekanýn yaný sýra artýk astroloji de etkili oluyor.

15 yýldýr gelinlerin en mutlu anlarýna tanýklýk eden Gün&Ay Gelinlik'ten Nazan Kocaoðlu, gelinlere burçlarýna uygun gelinlik önerilerinde bulunuyor. Uzun zamandýr astrolojiyle ilgilenen Kocaoðlu; müþterilerinden, düðün töreniyle ilgili detaylarý öðrendikten sonra burçlardan yardým alarak gelinlik modelleri belirlediklerini anlattý:



* KOÇ: Koç kadýnlarý, ateþ grubu olduklarý için iddiayý severler. Gelinlik modellerinin de ayný þekilde iddialý çizgiler taþýmasýný isterler. Fazla abartýlý olmamak kaydýyla, sade ve ýþýltýlý gelinlikleri tercih ederler.

* BOÐA: Gelinliklerinin ýþýltýlý olmasýný isterler. Sýrt ve göðüs dekoltesi onlar için vazgeçilmezdir. Güzellik adýna her türlü detayýn gelinliklerinde olmasýný arzularlar.

* ÝKÝZLER: Farklý ve sade çizgilerden hoþlanýrlar. Ancak burçlarýnýn özelliðinden ötürü çift karakterli olan Ýkizler kadýný, zaman zaman diðer kiþilikleri devreye girdiðinde sadeliðin tam aksine çok ihtiþamlý gelinlikler de isteyebilir.

* YENGEÇ: Gelinliklerinin mutlaka romantik bir yaný olmalýdýr. Þifon ve dantel gibi romantik görünümlü kumaþlar onlarý en iyi þekilde ifade eder.

* ASLAN: Aslan gelinleri kraliçe gibi görünmek ister. Ýhtiþam, onlar için vazgeçilmezdir. Düðün törenine göre kimsenin tercih edemeyeceði kadar sade ya da son derece iddialý tasarýmlar seçebilirler.

* BAÞAK: Her zaman çok sade ve klas olmaktan yanadýrlar. Kendilerine sonsuz güvenirler. Seçtikleri kumaþlarla sade ve þýk zevklerini ortaya koyarlar.

* TERAZÝ: Terazi gelini, dantellerle bezenmiþ çok ihtiþamlý bir gelinliðe sahip olmayý arzular. Dantelli duvak, kabarýk etek, uzun kuyruk, korsajlý üst, Ýspanyol kol ve taþlar vazgeçilmezidir.

* AKREP: Akrep kadýnlarý, her zaman olduðu gibi sistemli çalýþmalarýný gelinlik seçimlerine de yansýtýr. Ne istediklerini açýkça ortaya koyarlar. Kabarýk etekli, zarif ve romantik görünümlü gelinlikleri seçerler. Düðün mekanýna göre çiçek ya da taþlarla iþlenmiþ bir gelinlik giyebilirler.

* YAY: Çok deðiþik ve sanatsal gelinlikleri severler. Ayrýca çok çýlgýn bir yanlarý da olduðu için ortaya çok farklý ve iddialý tasarýmlar da çýkabilir. Gösteriþli gelinlikleri tercih ederler.

* OÐLAK: Oðlak kadýnlarýnda her zaman saraylara yakýþýr bir ihtiþama sahip olma duygusu vardýr. Kuyruk vazgeçilmezleridir. Çok iþli gelinlikler isterler. Önemli olan ise bu isteklerinin modern çizgilerle birleþtirilmesidir.

* KOVA: Kimsenin düþünemeyeceði kadar farklý detaylara sahip bir gelinlik ararlar. Tarihsel özellikleri olan ve bir dönemi temsil eden kostümleri düþünerek gelinlik modellerini belirlerler. Yunan mitolojisi, Fransýz kadýnýnýn korsajlý ve kabarýk elbisesi, 16 yüzyýlýn çizgileri onlarý etkiler.

* BALIK: Daha çok düðün gününün tüm özelliklerini kullanmayý hedeflerler. O özel günde yapabilecekleri tuhaf ve abartýlý olmayacaðýný düþündükleri tüm detaylarý gelinliklerinde kullanýrlar. Ýhtiþamlý, seksi, romantik ve ýþýltýlý bir gelin olmak isterler.
45
Eski Konular Arþivi / KEDÝ & FARE =)
21 Eyl, 2007, 11:56
Oyun klavyenin ok tuþlarýyla bilgisayara karþý oynanýr. Siyah kedi size ait olup ortadaki fareyi arkanýzdaki peynirlere yaklaþtýrmamanýz gerekmektedir.

BUYRUN BAKALIM :D
47
48
50
ALLAHIM!

BANA ÖYLE BIR GÖNÜL VER KI:
Bir kurulusun tepe noktasinda yetkili olsam bile, bunu
asla baska
sekilde kullanmamaliyim.
Günlük yasamda 'ben' yerine, daha çok 'sen' sözcügünü
kullanabileyim...

BANA ÖYLE BIR SEVGI VER KI:
Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çogalsin daha da
sevdikçe, doldursun
sarsin çevremi.
Hatta düsmanlarimi da sevebileyim...

BANA ÖYLE BIR GÜÇ VER KI:
Herkesten daha çok çalisabileyim, tutsak düsmeyeyim
doganin
kosullarina,
esim ve çocuklarimi da mutlu et ki, mutlulugu
baskalarina da
götürebileyim...

BANA ÖYLE BIR SAGLIK VER KI:
Düsünebileyim, konusabileyim.

BANA ÖYLE BIR ERDEM VER KI:
Ibadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten
bugulanmis gözlerle,
tesekkür edenlere; bir sey yapmadim, animsamiyorum
diyebileyim.

BANA ÖYLE BIR YETENEK VER KI:
Iyi es, baba, anne, iyi komsu, iyi arkadas, iyi
vatandas olabileyim.

BANA ÖYLE BIR UMUT VER KI:
Bugüne kadar yapmis oldugum hatalar için karamsarliga
düsmeyeyim,
Her seyden aklanmis olarak yasama yeniden baslamak
üzere
bagislanabilecegimi bileyim.

BANA ÖYLE BIR ANLAYIS VER KI:
düsünebildigim, yargilayabildigim, inandigim,
kahroldugum, varoldugum
su anda bu sözleri söyleyebildigim için
sükredebileyim.

BANA ÖYLE BIR TALIH VER KI:
Yillar sonra beni hatirlayanlar 'herkese iyilik eden,
tüm insanlari
seven,
o düzeyde de sevilen bir kisiydi ' diye konussunlar ve
ben de huzur
içinde olabileyim.

BANA ÖYLE BIR IRADE VER KI:
Bir gün yenilip, içimdeki seytanin kurallarina dogru
yönelirsem;
bu bir düsünce ise düsüncemi, bu bir adim ise ayagimi,
bu bir uzanma
ise elimi durdurabileyim.

BANA ÖYLE BIR SABIR VER KI:
Sükûneti bulayim, durabileyim, düsünebileyim.
(Amin)
51
Peygamber Efendimizin Ýsimleri Ve MaNaLarý Abdullah: Allah (cc)' ýn kulu

Âbid: Kulluk eden, ibadet eden

Âdil: Adaletli

Ahmed: En çok övülmiþ, sevilmiþ

Ahsen: En güzel

Alî: Çok yüce

Âlim: Bilgin, bilen

Allâme: Çok bilen

Âmil: Ýþleyici, iþ ve aksiyon sahibi

Aziz: Çok yüce, çok þerefli olan

Beþir: Müjdeleyici

Burhan: Saðlam delil

Cebbâr: Kahredici, gâlip

Cevâd: Cömert

Ecved: En iyi, en cömert

Ekrem: En þerefli

Emin: Doðru ve güvenilir kimse

Fadlullah: Allah-ü Teâlanýn ihsâný, fazlýna ulaþan

Fâruk: Hakký ve bâtýlý ayýran

Fettâh: Yoldaki engelleri kaldýran

Gâlip: Hâkim ve üstün olan

Ganî: Zengin

Habib: Sevgili, çok sevilen

Hâdi: Doðru yola götüren

Hâfýz: Muhafaza edici

Halîl: Dost

Halîm: Yumuþak huylu

Hâlis: saf, temiz

Hâmid: Hamd edici, övücü

Hammâd: Çok hamdeden

Hanîf: Hakikate sýmsýký sarýlan

Kamer: Ay

Kayyim: Görüp, gözeten

Kerîm: Çok cömert, çok þerefli

Mâcid: Yüce ve þerefli

Mahmûd: Övülen

Mansûr: Zafere kavuþturulmuþ

Mâsum: Suçsuz, günahsýz

Medenî: Þehirli, bilgilive görgülü

Mehdî: Hidayet eden, doðru yola erdiren

Mekkî: Mekkeli

Merhûm: Rahmetle bezenmiþ

Mes'ûd: Mutlu

Metîn: Çok saðlam ve güçlü

Muallim: Öðretici

Muktedâ: Peþinden gidilen

Mübârek: Uðurlu, hayýrlý, bereketli

Müctebâ: Seçilmiþ

Mükerrem: Þerefli, yüce

Müktefî: Ýktifâ eden, yetinen

Münîr: Nurlandýran, aydýnlatan

Mürsel: Elçilikle görevlendirilmiþ

Mürtezâ: Beðenilmiþ, seçilmiþ

Muslih: Islah edeci, düzene koyucu

Mustafa: Çok arýnmýþ

Müstakîm: Doðru yolda olan

Mutî: Hakka itaat eden

Mu'tî: Veren ihsân eden

Muzaffer: Zafer kazanan, üstün olan

Müþâvir: Kendisine danýþýlan

Nakî: Çok temiz

Nakîb: Halkýn iyisi, kavmin en seçkini

Nâsih: Öðüt veren

Nâtýk: Konuþan, nutuk veren

Nebî: Peygamber

Neciyullah: Allah' ýn sýrdaþý

Necm(i): Yýldýz

Nesîb: Asil, temiz soydan gelen

Nezîr: Uyarýcý, korkutucu

Nimet: Ýyilik, dirlik ve mutluluk

Nûr: Iþýk, aydýnlýk

Râfi: Yükselten

Râgýb: Raðbet eden, isteyen

Rahîm: Mü'minleri çok seven

Râzî: Kabul eden, hoþnut olan

Resûl: Elçi

Reþîd: akýllý, olgun, iyi yola götürücü

Saîd: Mutlu

Sâbir: Sabreden, güçlüklere dayanan

Sâdullah: Allah' ýn mübârek kulu

Sâdýk: Doðru olan, gerçekci

Saffet: Arýnmýþ, seçkin kiþi

Sâhib: Mâlik, arkadaþ, sohbet edici

Sâlih: iyi ve güzel huylu

Selâm: Noksan ve ayýptan emin olan

Seyfullah: Allah' ýn kýlýcý

Seyyid: Efendi

Þâfi: Þefaat edici

Þâkir: Þükredici

Tâhâ: Kur'ân-ý Kerîm' deki ismi

Tâhir: Çok temiz

Takî: Haramlardan kaçýnan

Tayyib: Helal, temiz, güzel, hoþ

Vâfi: Sözünde duran, sözünün eri

Vâiz: Nasihat eden

Vâsýl: Kulu Rabb'ine ulaþtýran

Yâsîn: Kur'ân-ý Kerîm' deki ismi, gerçek insan, insan-ý kâmil

Zâhid: Mâsivadan yüz çeviren

Zâkir: Allah' ý çok anan
52
Nasýl ki gelmiþ geçmiþ ümmetlerin en hayýrlýsý olmak (S.Ali Ýmran 110) gibi bir nimeti ekbere haizse Ümmet-i Muhammed,o ümmet içinde de günah ve isyana meyille mücadele cihetinden de ayný vasfa haizdir gençler. Hele cihan cihan olalý emsaline rastlanmamýþ, Ýstanbul boðazýndaki azgýn sularýn Marmara'ya aktýðý gibi insanlarýn cehenneme akýn akýn aktýklarý bir zamanda bu akýntýdan kurtulmak için çýrpýnan gençlerle sair zamandaki gençleri mukayese de abesle iþtigal olsa gerek. evden çýkýpta haram iþlemeden dönmenin neredeyse mümkün olmadýðý, akþam eve dönerken kafir olarak dönülebileceðinin haber verildiði bir zamanda imaný muhafaza etmek, kýpkýzýl ateþ kozunu elden düþürmeden diðer ele vermek olarak izah edilse gerek. "Þu zamanda 10 emirden 1'ini yapmayan helak olacak ,ahir zamanda ise 1'ini yapan kurtulacak" Hadisi Þerifinin ikinci fýrkasýna dahil olunan bir asýrda o bir emri de hakkýyla yapmak her baba yiðidin harcý olmasa gerek. Kýyamette karþýsýna çýkacak ilk sorulardan biri olan "Gençliðini nerede tükettin?" sorusunu cevaplamaya yüzün olmayacaðý bir asýrda bu sorudan yüzünün akýyla çýkmak ahir zaman evliyalýðýna alamet olsa gerek. Yaþadýðý her anýn tek gayesi imaný çalmak olan þeytan ve nefsin eline sayýsýz malzemenin geçtiði bir devirde, yani düþmanýn en aðýr silahlarla techizatlandýðý bir savaþta muzafferiyet "Race'na cihadil asðari ila cihadil ekberi" hadisi þerifindeki cihad-i ekber olsa gerek.

Þu durumda ahir zamanda gençlik, vasýlý Hüda yolunda kibrit-i ahmer, bulunmaz bir cevher, ya da cehennemin en güzel odunu olma yolunda güzel bir fýrsattýr. Zahmetin olmadan rahmetin olmadýðý bir hakikattir.Günah iþlenecek ortam ve fitnenin, engellerin olduðu bir zamanda Ýslam'ý yaþamakla, her aný günah iþlemeye müsait, engelsiz bir zamanda islamý yaþamak arasýndaki fark elbette mukayase edilemez. Bu yüzdendir ki insanlarýn yüksekleri, meleklerin yüksekleri bakýmýndan daha efdaldir. Zira bu efdaliyeti insana kazandýran, melekler gibi günah iþlemekten beri olmayýp iki seçenekten hayrý tercih etmesidir.

Ýmtihanýn baþ edilemez olmasýnýn en büyük etkenlerinden biri; gencin tamamen nefsi ile baþ baþa kalýp, düþman-ý ebedilerle mahza kendi iradesiyle savaþmasýdýr . Zira þeriatla yönetilen bir memleket olsaydý, o zaman haram ve günahlardan ictinaba riayet çok olmakla beraber, genelde þeriatýn koyduðu aðýr bedellerden ötürü cayma söz konusu olacaktý. Ve kiþi istese bile cürüm iþleyemeyecekti. Ama þeriat kanunlarýnýn tatbik edilmediði günümüzde ise herkesin þeriatý kendi içinde ve kendi inisiyatifinde kalmaktadýr.Ýþte bu durum, ahir zamaný ayrýcalýklý yapan hasaistendir. Nitekim Ýmam-ý Gazali Hazretleri:

("Aklý dinlemeyen, en çok ona isyan eden þehvettir. Ýnsanlarýn, baþkalarýnýn ayýplamalarý gibi sebeplerle bu þehvetten kaçýnmalarý faydalý ise de, büyük sevap alamazlar. Fakat günah iþlemek için bütün imkanlara sahipken, ortada hiçbir korku yok iken, sýrf Allah rýzasý için, Allah'tan korktuðu için þehvetine esir olmazsa, ona mani olursa, en büyük fazilete kavuþur. Bu derece sýddýklar, þehidler makamýdýr." )
53
Bizim milletimiz hangi nedenlerden ölmüþ biliyormusunuz?

Mideye kaçan sineði öldürmek için aðza Sheltox sýkmak suretiyle ölüm
(Ýstanbul/Sultanbeyli)


Bir arabaya 11 kiþi binip viyaduðe uçmak (Molla Gürani Viyadüðü/Ýstanbul)


Katta olmayan asansöre binme teþebbüsü (Ali Kýrca/Kuruçesme deki evinde; sadece yaralanma).


Balkona 50 kiþi çýkýlmasý sonucu balkonun çökmesiyle oluþan toplu ölüm.
(Dudullu da bir Köy niþan töreninde).


Ormanda zehirli mantarlarý ailece yiyerek," anaa ne guzel!" deyip akþama evde ölü bulunan Türk ailesi (Datça da).


Yataðýndaki tahtakurusu veya bilimum haþeratý öldürmek için yataðý
ilaçladýktan biraz sonra uykuya dalarak göçmek (Bodrum/Yalýkavak Köyü).


Elektrik direðine yaslanýp ayakkabýsýna kaçan taþý ayaðýný silkeleyerek
çýkarmaya çalýþan kiþinin, elektrik çarptýðýný sanan yardýmsever bir laz
tarafýndan kafasýna kürek, kalas vb vurularak ölmesi. (Rize/Ardeþen
Kasabasi/Tunca Köyü nde).


Yolda mutlu, mesut yürürken kafaya balkon düþmesi (Gene Dudullu da).


Para çekmek amacýyla girilen bankamatik giþesinde elektrik çarpmasý
sonucu ölüm. (Ziraat Bankasi, Bozcaada Þubesi)
Trafik kazasýndan yaralý olarak kurtarýlýp, hastaneye kaldýrýlýrken
ambulansýn kaza yapmasý sonucu ölüm. (Ülkemizin bir çok þehrinde)


Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beþ kiþinin; süper
fm de çalmaya baþlayan oynak bir þarký sonrasý aracý saða çekmesi ve
Otoyol da göbek atmaya baþlamasý üzerine 5 kiþiden 3 ünün ayrý ayrý
araçlarýn çarpmasý sonucu ölümü (Adapazar/Hendek).

54
Serbest Kürsü / Hayatýn anlamý...
17 Eyl, 2007, 12:22
Eski zamanlarin birinde bir adam hayatin anlaminin ne olduguna takmis kafayi.. Buldugu hiçbir cevap ona yeterli gelmemis ve baskalarina sormaya karar vermis.. Ama aldigi cevaplarda ona yetmemis.Fakat mutlaka bir cevabi olmali diyormus..Ve dolasip herkese bunu sormaya karar vermis.. Köy, kasaba, ülke dolasmis bu arada zamanda durmuyor tabiki ... Tam umudunu yitirmisken bir köyde konustugu insanlar ona -Þu karsi ki daglari görüyormusun, orada yasli bir bilge yasar! istersen ona git belki o sana aradigin cevabi verebilir. " demisler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yasadigi eve ulasmis adam.. Kapidan içeri girmis ve bilgeye Hayatin anlaminin ne oldugunu somus .. Bilge sana bunun cevabini söylerim ama önce bir sinavdan geçmen gerekiyor demis ... Adam kabul etmis.. Bilge bir çay kasigi vermis adamin eline ve içinede silme bir sekilde zeytinyag doldurmus. Simdi çik ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel ... Yalniz dikkat et kasiktaki zeytinyag eksilmesin eger bir damla eksilirse kaybedersin... Adam gözü çay kasiginda bahçeyi turlayip gelmis. Bilge bakmis evet demis kasikta yag eksilmemis,peki bahçe nasildi? Adam saskin..Ama demis ben kasiktan baska bir yere bakmadim ki... Simdi tekrar bahçeyi dolasiyorsun kasik yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demis Bilge... Adam tekrar bahçeye çikmis gördügü güzellikler büyülemis muhtesem bir bahçedeymis çünkü ... Geri geldiginde bilge, adama bahçe nasildi diye sormus ... Adam gördügü güzellikler karsisinda büyülendigini anlatmis.. Bilge gülümsemis, ama kasikta hiç yag kalmamis demis ve eklemis : "Hayat senin bakisinla anlam kazanir ya sadece bir noktayi görürsün hayatin akip gider sen farkina varmazsin.. Yada görebilecegin tüm güzelliklerin tam ortasinda hayati yasarsin akip giden zamanin anlam kazanir... " "Hayatinin anlami senin bakislarinda gizlidir"
55
Her zaman söylüyorum.

Herkes istediðini söyleyecek.

Kýrmýzý çizgi nedir bilmeyecekler.

Önüne gelen konuþacak.

Ne gelirse rasgele atacak.

Kafalarý bulandýracak.

Çamur at izi kalsýn cinsinden olacak yani.

Bunlarýn söyledikleri özgürlüklerle deðerlendirilecek.

Baþbakan da kalkýp iki kelime söylese hoþgörüsüzlükle itham edilecek.

Boþgörüye karþý hoþgörü nerede görülmüþtür?
Var mý böyle bir þey?

Yine söylüyorum bir hakký iade etmesini bilmezler.

Muhalefet olsun da ne olursa olsun derler.

Konuþtukça kendilerini çok bilenler sýnýfýndan zannederler.

Memleket meselesine el attýklarý için hele hele bu konuda görüþ bildirdikleri için kasýlýrlar.

Bir tane de aklýselim sahibine ait bir düþünceniz olsun da onu görelim.

Savunduklarý, tenkit ettikleri þeylere bakýnýz?

Ýçerisinde bir tane memleket yararýna bir þey bulamazsýnýz.

Varsa yoksa tahrik, gerilim…

Sýkýþýnca hepimizin olmazsa olmaz deðerlerimizi öne sürerler.

Felaket tellalý kesilirler.

Hani gemilerin rüzgâr görse limana sýðýndýðý gibi.

Bunlar rüzgâr görmek bir yana limandan hiç ayrýlmýyorlar ki.

Sorsanýz okyanuslarda cirit atýyorlar.

Külahýma anlat bunlarý sen demezler mi adama.

Bu milleti hala cahil, hala bilgisiz zannediyorlar.

Dilleri iki cümlelik kelam yapmakla allame-i cihan olduklarýný sanýyorlar.

Aðýr oluyorlar ki molla desinler.

Bir de önüne gelen konularda kalem oynatýrlarsa havalarýndan geçilmiyor.

Çoðunun önünde kadeh, dilinde hakaret.

Ýsim takmakla lakap üretmekle meþguller.

Halkýna "Bidon kafalý diyen, Demokrasi salaklarý diyen, göbeðini kaþýyan adam olarak yaftalayanlarý ve bunlarý yýldýzlaþtýranlarý anlamak mümkün deðil.

Bu memlekette kimsenin kimseye garazý da yok kini de yok.

Hep birlikte yaþayýp gidiyoruz.

Nerede bir can incinse yaralanýyoruz.

Ýncinen candan yararlanmak insana yakýþmaz.

Baþbakan halka el açalým, kucaklayalým.

Kibir gurur olmasýn.

Ulaþýlmaz olmayýn diyor.

Bu sözü kim derse desin takdir ederim.

Fakat takdir duygularýný kaybedenlere söyleyecek sözüm yok.

Kimsenin kalbine zorla sevgi, merhamet, anlayýþ sokulmaz ki.

Biraz da ileriyi görmek gerek.

Hatta bakmak gerek.

Ýki pencere var. Kin ve sevgi penceresi.

Hep kin penceresinden bakýyorsanýz garazýnýz öfkeniz bitmeyecektir.

Hani barýþtan yanalýk nerede kaldý?

Yazýk siz ancak barýþý çocuklara isim verir, savaþý da elden düþürmezsiniz.
56
Sevgiliniz,Eþiniz gözünüzün önünde cinayet iþledi. Polise gidip O`nu ihbar eder misiniz yoksa onu saklayýp kaçmasýna yardýmcý mý olursunuz?
57
Yaþasýnnnnn! Okul açýldý

Çocukluðumuzda her ders yýlý baþýnda okul müdürü tarafýndan, þöyle söylenirdi; "Sevgili öðrenciler, Yeni Eðitim ve Öðretim yýlý, hepinize hayýrlý olsun"Ardýndan da bu ders yýlý içinde baþarýlý olmak için çok çalýþmamýz gerektiði belirtilir, öðütler sýralanýr ve iyi dileklerle konuþma bitirilirdi. Bu konuþmalarý dinlerken zamanýn daha hýzlý akmasýný isterdik, okul yýllarý bir çýrpýda bitiversin, hemen büyüyelim, hayata atýlalým derdik.Her þey istediðimiz gibi ve olabildiðince de hýzlý geliþsin diye içimizden geçirirdik.

Ýþte yine okullar açýldý.Okula yeni baþlayan çocuklarýn içi kýpýr kýpýr, heyacanlarý öyle çok ki. Küçücük yürekleri sanki bedenlerinden fýrlayacak gibi atýyor þimdi...

Bugün sizlerle birlikte ilkokul çaðlarýmýza geri dönelim, ne dersiniz? Fakat ülkemizin eðitim ve öðretim sistemine iliþkin sorunlarý , bu sorunlarýn çözümlerini konuþmayý beklemeyin. Býrakýn bu sorunlarý devlet büyüklerimiz, konusunda uzman eðitimcilerimiz konuþsunlar ve çözüm üretsinler.Bizler sadece nostalji yapalým.

Þair Cahit Sýtký Tarancý' nýn "Yaþ otuz beþ, Dante gibi ortasýndayýz ömrün" mýsralarýnda belirttiði gibi, insan otuz beþine merdiven dayayýnca, yani muhtemel ömrünü yarýlayýnca, geleceði düþünmek dýþýnda geçmiþ günleriyle de fazla haþýr neþir olmaya baþlýyor galiba. Neyse iþin felsefik boyutunu da bir kenara býrakalým ve 70'li yýllarda bir ilkokul öðrencisinin, bugünlere taþýnan hatýralarýna göz atalým:

Ýlk okula 1974 -1975 yýlýnda küçük bir kasabada baþladým. Bu kasabanýn adý Mudurnu. Sevgili Jülide Ergüder' in hakkýnda güzel bir yazý yazdýðý ve daha sonra da yazmaya devam edeceðini belirttiði þu þirin kasaba.Okulumuz tarihi bir binaydý. Kasabanýn orta yerinde ahþap iki üç katlý bir bina.Teneffüs zili çaldýðýnda koþarak sýnýflardan çýkardýk ve ahþap binanýn yine ahþap olan merdivenleri ve trabzanlarý zangýr zangýr sallanýrdý. Okul bahçesinde oynadýðýmýz oyunlar öyle güzel,öyle zevkli gelirdi ki, ders zili çaldýðýnda oyunu yarým býrakmak biraz burukluk verirdi.Çünkü kýsa bir zaman dilimine sýkýþtýrdýðýmýz bu oyunlar, çocuk kalbimize göre çok deðerliydi.

Benim ve tüm kýz arkadaþlarýmýn beyaz ponponlu çoraplarý vardý.Giydiðimiz formalar ki biz onlara "önlük" derdik, mavi ya da siyah renkli olurdu. Þimdiki çocuklar gibi renkli formalarýmýz olmadý hiçbir zaman.Önlük yakalarýmýz ise sakýz gibi bembeyazdý. Annelerimiz her yýl dantelden yaka örerlerdi. En güzel, en aðýr desenli yakayý örmek için birbirleriyle yarýþýrlardý. Saçlarýmýz ya kýsacýk kesilmiþ olmalýydý ya da uzun ise mutlaka iki taraflý örgü yapýlmalýydý.Örgülü saçlara beyaz kurdelalar takýlýrdý.Renkli tokalar takmak yasaktý. Ayakkabýlarýmýz az topuklu ve koyu renk olmalýydý. Öyle marka falan bilmezdik biz, herkes kesesine uygun bir ayakkabý alýr ve giydirirdi çocuðuna.Siyah, Ankara lastiði dediðimiz lastik ayakkabýlarla gelen bir sürü arkadaþýmýz vardý, ama hepsi de sevimli, güleç yüzlü. Okul çantalarýmýz da marka deðildi. Naylon poþete defterini kitabýný doldurup gelen de çoktu.Ama herkes , tüm çocuklar mutluydu.

Kokulu silgiler, renkli defterler ve kalemler, cicili bicili kitap kaplýklarý yeni yeni piyasaya çýkmaya baþlamýþtý.Bunlara sahip olmak güçtü.Çoðunluk kitap ve defterlerini, gazete kaðýdýyla kaplardý.Arkadaþlarýmýza doðum günlerinde renkli boya kalemleri , kalem kutularý armaðan ederdik.Bu tip hediyeler bizim için en güzel ve en deðerli hediyelerdi.Okul defterlerimiz önceleri sarý saman kaðýdýndandý. Bu defterlere, kýrmýzý kuru boya kalemi ve kurþun kalemle yazýlarýmýzý yazardýk.Sarý sayfalý defterlere yanlýþ yazdýðýmýzda, yazýlarý silmek çok zor olurdu, silsek te bir türlü çýkmazdý sanki yazýlar. Sonralarý çizgili ve kareli defterler kullanýlmaya baþlandý , bu defterler bembeyazdý. Sayfalarýna yazmaya kýyamazdýk. Defter sayfalarýný yýrtmak ne haddimize, çok kýzardý öðretmenlerimiz. Defterlerimizin kenarýna cetvelle yukarýdan aþaðýya iki üç santimlik bir çizgi çeker ve bu çizginin içini süslerdik.Yani her sayfaya kenar süsü yapardýk.Hangimiz en güzel kenar süslemesi yapýyor diye yarýþýrdýk.Teneffüslerde güzel kenar süslemesi yapan arkadaþýn oturduðu sýraya yanaþýr ve defterlerimize süsleme yapmasý için sýramýzý beklerdik. Ne komik , þimdi çocuklarýn böyle bir þey için sýra beklediklerini hiç sanmýyorum. Onlarýn defterleri öylesine renkli ve süslü ki, böyle bir konuda yaratýcý olmalarýna hiç gerek yok.

Bizler sayý saymayý fasulyelerle, nohut taneleriyle öðrendik Þanslý olanlarýmýzýn renkli sayaçlarý ( yani abaküsleri ) oldu. Öðretmenimizin kara tahtaya tebeþirle yazdýðý kelimeleri de de yine fasulye taneleriyle, oturduðumuz sýranýn üstüne yazardýk.

Okuma yazmayý öðrenirken " Cin Ali " serisiyle tanýþtýk. Her ay Cin Ali'nin bir baþka macerasýný anlatan, kare þeklindeki, dýþ kabý renkli ama iç sayfalarý siyah -beyaz olan küçük kitapçýklardan alýrdýk. Cin Ali çöpten çocuktu. Biz de önce Cin Ali'yi çizdik resim defterlerimize, sonra da Cin Ali'nin yanýna arkadaþlarýný. Þimdiki çocuk kitaplarý daha þirin, daha renkli, çizimler profesyonel. Belki yine Cin Ali serileri de vardýr .Varsa bile ben bilmiyorum.

Okumayý iyice söktükten sonra "Ayþegül" serileri almaya baþladýk. Ayþegül Lunaparkta, Ayþegül Evde,vs. diye.Bu serinin resimleri gerçekten güzeldi .Ýki buçuk liraydý bir Ayþegül kitabý. Babamýn verdiði harçlýklardan biriktirerek Ayþegül serisini tamamlamýþtým.Ayþegül kitaplarý hala var, onlarý gördüm , görünce de çok mutlu oldum.

Sýnýfta kitaplýðýmýz vardý.Herkes okuduðu kitaplardan birkaçýný sýnýf kitaplýðýna verirdi.Daha sonra bu kitaplýktan deðiþim yaparak, bir sürü kitap okuma imkaný bulurduk. Bunun dýþýnda hepimiz, okumayý öðrenir öðrenmez kasabanýn kütüphanesine üye olduk. Hepimize kart çýkartýlmýþtý.Her hafta gururla kütüphaneye gider ve okuduðumuz kitabý býrakýp yeni bir kitap alýrdýk. Evde bilumum gazetelerin daðýttýðý büyük ansiklopedilerimiz yoktu o zamanlar. Öðretmenimiz ödev verdiðinde ödevi yapabilmek, araþtýrmak ve birkaç satýr yazabilmek için de kasabanýn kütüphanesine koþardýk.Þimdi öyle mi, herkesin evinde ansiklopedi dolu. Çocuklar evden dýþarý çýkmadan yazabiliyorlar ödevlerini. Bu da bir þey deðil.Artýk herkes ödevini internet aracýlýðýyla yapýyor. Konuyla ilgili tüm sitelere giriþ yapýlýyor, buradaki tüm yazýlar kopyalanýyor ve ortaya dört dörtlük hazýrlanmýþ bir ödev çýkýyor.Teknoloji iþte.Her þey daha çabuk ve daha mükemmel elde ediliyor artýk.

Ders arasýnda acýkýnca yediðimiz simit bir liraydý, evet sadece bir lira. Çiklet almak istersen 50 kuruþ.Bir de lokum-bisküvi alýrdýk o da yine 50 kuruþ. Ýki bisküvinin arasýna bir lokum sýkýþtýrýp satardý bakkallar, ne kadar nefisti tadý.Ya leblebi tozu hiç yediniz mi? Bakkal gazete kaðýdýný külah biçiminde kývýrýp içine koyardý leblebi tozunu,bu tozun adý "kavut" tu.Kavut yerken ellerimiz,aðzýmýz burnumuz kavut tozu olurdu, önlüðümüz de tabi ki.Öðretmenler kýzardý, annelerimiz kýzardý. Üstümüzü baþýmýzý batýrdýðýmýz için kavut yememizi yasaklarlardý, ama biz yine yerdik.Bu kavut öyle her zaman satýlmazdý, her bakkalda da satýlmazdý. Arada bir gelirdi bakkala ve hemen haberini alýr doluþurduk kavutçu bakkal amcanýn dükkanýna. Bazen iðde alýrdýk bakkaldan.Kimimiz kabuklarýný soyarak, kimimiz de hiç soymadan yerdi iðdeyi.Bazen de elma þekeri gelirdi bakkallara.Severek yerdik kýrmýzý elma þekerini. Çoðu zaman içindeki elma çürük çýkardý ya neyse. Bir de okulun ilk açýldýðý günlerde alýç yerdik.Alýç yabani bir meyve, daðlarda yetiþir.Köylüler alýçlarý toplayýp, büyük yorgan iðnesine geçirdikleri ipe dizerlerdi. Ýri boncuklu uzun kolyeler halinde okul bahçesine satmaya getirirlerdi. Koþa koþa giderdik alýç almaya.Alýçtan kolyeyi boynumuza asar ve ipinden teker teker çekerek yerdik alýçlarý.

Ýþte bizim zamanýmýzdaki çocuklarýn abur cuburlarý bu yiyeceklerdi.Öyle hamburger, tost, cips,gibi þeyler bilmezdik. Okullarýmýzda satýlmazdý. Okul kantininde lüks þeyler bulamazdýnýz. Simit, ayran, en fazlasý birkaç çeþit kraker, bisküvi o kadar.Öðretmenlerimiz bu konuya çok dikkat ederdi,alan var alamayan var , çocuklar birbirine özenmemeliydi.

Her yýl sýnýflarýmýzda "Yerli mallar haftasý" düzenlenirdi. Herkes evinden meyva ve kuruyemiþ çeþitleri getirirdi. Öðretmenler ülkemiz topraklarýnýn çok verimli olduðunu, her türlü ürünü yetiþtirebilme þansýna sahip olduðumuzdan bahsederlerdi. Yerli mallar haftasýna her meyvayý getirebilirdiniz, ama muz getirilmesi yasaktý. Zira o zamanlar, yurt dýþýndan ithal çikita muzlar yoktu.Pazarlarda yalnýzca Akdeniz Bölgesinden gelen küçük , kokulu ve son derece lezzetli muzlar satýlýrdý. Ancak pahalý olduðu için, herkes satýn alamazdý.Bunun için de öðretmenler okula muz getirilmesini istemezlerdi.

Bizim oyunlarýmýz genellikle sokakta oynanýrdý, evde bir baþýna deðil. Þimdi çocuklarýn arkadaþa ihtiyacý yok ki.Hepsinin play station' u hatta bilgisayarlarý var. Bilgisayar oyunlarýnda karþýlarýna gelen tüm düþmanlarý yeniyorlar, vuruyorlar, kýrýyorlar. Sanal alemde hep galipler, hep rekor kýrýyorlar.Sokakta saklambaç oynamanýn tadýný bilmiyorlar, bilgisayarda türlü çeþit garabetlikteki düþmanlarýndan, sanal ortamda saklanýyorlar.Yakar top oyununda vurulmuyorlar, sanal ortamda vurulup, canlarýnýn birini kaybediyor ama ölmüyorlar.Kalan canlarýyla oyunlarýna devam ediyorlar.Fazla sayý yapýnca bonus kazanýp, canlarýna can ekliyorlar.

Sokaktan topladýklarý sopalarla çelik çomak, evlerin çatýsýndan toplanmýþ kýrýk kiremitlerle yedikule oyunu oynamadýlar hiç, bundan sonra da oynamayacaklar. Bunlar için üzülmeli miyiz? Doðrusu bilmiyorum. Þimdiki çocuklar bizlerden çok daha þanslý, her þeyin en güzelini , en iyisini, en geliþmiþini elde ediyorlar bunda þüphe yok. Ama her þeyi çok kolay elde ettikleri için de çok çabuk býkýyorlar.Onlarý mutlu etmek öylesine güç ki.

Þimdiki çocuklar bizler gibi kitap okumuyorlar, okumak istemiyorlar. Niye okusunlar ki televizyon açýp seyretmek varken, okumak ta neyin nesi. Televizyonda görüntüler mükemmel, iþin yoksa kitap oku, kitaptaki anlatýlanlarýn hayalini kurmaya çalýþ. Bu devirde ne gerek var. Oyun oynamak için sokaða çýk arkadaþ ara, buna da gerek yok.Aç bilgisayarý istemediðin kadar çok oyun var, seç birini ve hep oyna.Sýra falan bekleme, sýra hep sende."Game over" mý oldun, boþ ver, oyunu yeniden baþlatýrsýn nasýl olsa.

Bizim dönemimizde bilgisayar yoktu.Evlere televizyon yeni girmeye baþlamýþtý.Dolayýsýyla tam televizyon çocuðu da sayýlmazdýk, daha çok radyo ile büyüdük. Bu nedenle hayatýmýzda radyo yayýnlarýnýn da ayrý bir yeri var. Bir kere, eðer okulda öðlenci isek yani öðleden sonra okula gitmemiz gerekiyorsa saat 10:00 'da "Arkasý Yarýn" ' ý dinlerdik. Baþarýlý tiyatro oyuncularýnýn seslendirdiði bu oyunlarý dinlemek, son derece keyifliydi. Daha sonra da "Çocuk Saati" programý baþlardý. Bizler "Çocuk Saati " programlarýyla büyüdük , bu programdaki oyunlarda yer alan yaþýtlarýmýzla birlikte. Onlarýn radyodan gelen cývýl cývýl seslerini dinlemek çok güzeldi.Bu çocuklarýn hepsi, sanki mahallemizde oynadýðýmýz arkadaþlarýmýzdý. Bu programlar son derece eðiticiydi.Cumartesi günleri ise hafta sonu için hazýrlanan eðlence programlarýnda olurdu kulaðýmýz.Kýsacasý radyo yayýnlarý , hayatýmýzda önemli bir yer tutmaktaydý.

Televizyonla tanýþmak ise bütün çocuklar için heyecan vericiydi.Okula ilk baþladýðýmýz yýllarda ailelerimiz art arda televizyon aldýlar evlerine. Televizyon seyretmek uðruna gece yarýlarýna kadar oturduðumuz için, ödevlerimiz aksamaya baþlamýþtý.Bunun ardýndan televizyon seyirlerimize kýsýtlamalar geldi tabi ki. Yatýþ saatlerimiz için sýký kurallar getirildi. Bu kurallarý deldiðimize ise kýsa ve günlük mutluluklar yaþamýþ olurduk.

Televizyonda seyrettiðimiz diziler birer birer aklýma geliyor.Sizlerle de paylaþayým isimlerini, bakalým hatýrlayacak mýsýnýz? Ýlk seyrettiðimiz dizi "Kaçak".Karýsýný öldürdüðü iddiasýyla aranan ve bu yüzden sürekli kaçan ayný zamanda da karýsýnýn katilini bulmaya çalýþan doktor Richard Kimble' ýn hayatýný anlatýrdý. Soluk soluða izlerdik.

"Küçük Ev " adlý diziyi hatýrlamayan yoktur herhalde.Küçük bir kasabada belki de köyde yaþayan meþhur Engels ailesi. Kýzlarýn isimlerini hatýrlýyorum sadece, Laura ve Mary idi. Bir de kasabanýn zengin Olesen ailesi vardý.Bu aile kasabada dükkan iþletiyordu. Olesen'lerin þýmarýk, sarý lepiska saçlý kýzý Nelly Olesen ve cadý annesi.Nedense her ikisi sürekli olarak Laura ve Mary ile uðraþýrdý, sürekli kýskançlýk krizine girerler ve onlarý zor durumda býrakmak için dizi boyunca uðraþý verirlerdi. Ama sonunda yine iyiler kazanýrdý. Bu dizi evcilik oyunlarýmýza fazlasýyla örnek olmuþtu.

"Uzay Yolu" dizisi, çok etkilendiðimiz bir diziydi. Ay üssü Alfa'da Kaptan Kirk, yardýmcýsý Mr. Spak ve diðer mürettebat.Bu dizinin oynadýðý zamanlarda, kepçe kulaklý olan arkadaþlarýmýzýn lakabý hep " Mr. Spak "olurdu.Zira Mr. Spak'ýn inanýlmaz uzun ve üst kýsýmlarý sivri olan kulaklarý vardý. Dizi yanýlmýyorsam, " Kaptanýn Seyir Defteri, uzay yýlý 1999..." gibi bir cümle ile baþlardý. Ben de o zamanlar "vay be, demek 1999 yýlýna geldiðimizde böyle uzayda gemilerle dolaþacaðýz, istediðimiz yere ýþýnlanacaðýz, hep gümüþ renkli pýrýl pýrýl elbiseler giyeceðiz, yemek yapma derdi falan olmayacak, bunun yerine hap içip tok kalacaðýz " diye düþünürdüm. 1999 yýlýna geldiðimde 30 'lu yaþlarýmda olacaðýmý hesaplar ve o yýllar için heyecan duyardým. Gel gelelim 1999 yýlýný geçtik , 2000 'li yýllara baþladýk. Ama deðiþen hiç bir þey olmadý.Hala uzay gemilerine binemedik ve hala istediðimiz yere ýþýnlanmamýz mümkün deðil. Ýþte yýkýlan çocukluk hayallerimizin bir bölümü bunlar olsa gerek.

Biraz da çizgi filmlerden bahsedelim. En sevdiðim çizgi film "Heidi" idi. Heidi büyük babasýyla birlikte Ýsviçre Alplerinde küçük bir kulübede yaþardý.En iyi arkadaþý koyunlarý otlatan Peter' di. Bütün gün kýrlarda dolaþýr, koþar , oynarlardý. Sonra büyükbabasý Heidi'yi eðitim alabilmesi için büyük þehire gönderdi. Orada zengin bir ailenin yanýnda kaldý . Ailenin güzel kýzý Clara felçli olduðu için yürüyemiyordu. Zannediyorum,evin kahyasý ya da çocuklarýn dadýsý olan Bayan Rottenmair, Heidi' ye çok çektirirdi, Heidi büyükbabasýný ve Peter 'ý çok özlüyordu. Ama yine de her türlü güçlüðe göðüs gerdi. Heidi birkaç yýl geçince büyükbabasýný görmeye gitti. Bir süre sonra Clara'yý da, temiz havanýn hastalýðýna iyi geleceði düþüncesiyle Heidi' nin yanýna gönderdiler. Bu ziyaret sýrasýnda Clara, büyük bir azimle ve Heidi'nin sayesinde Ýsviçre Alplerinde yeniden yürümeyi baþarmýþtý.O sahneyi seyrederken ben ve bütün arkadaþlarým salya sümük aðlamýþtýk.

Yine Heidi ile ayný formatta, "Flanderlerin Köpeði " diye bir çizgi film hatýrlýyorum hayal meyal. Oradaki küçük kýzýn adý Aloda idi. Ancak bu çizgi filmin içeriði fazla net deðil hafýzamda.

Heidi' den birkaç yýl sonra "Þeker Kýz Candy " baþladý. Bu çizgi film de çok etkilemiþti bizleri.Çok iyi kalpli ve güzel bir kýzdý Candy, fakat Candy çabuk büyüdü. Sevgilileri falan oldu çizgi filmde.Ýsimleri Mike, Antony, Arçi falandý galiba. Yani birden bire genç kýz yapmýþlardý onu. Hoþ bir çizgi filmdi, çizgi karakterlerin her biri çok güzel çizilmiþti.Candy' in elbiseleri, yaþadýðý yerler her þey masalsý bir görüntüdeydi.Ancak Heidi kadar iz býrakmadý üzerimizde.

Bir de " Tonton Ailesi" adlý çizgi film vardý. Tonton ailesi tombul, sanki sirklerdeki lobutlara benzeyen çizgi aileydi.Zor durumda kalan tüm insanlara yardým etmekteydi bu aile. Zira bu ailenin þekilden þekile girme özelliði vardý. Ýstedikleri her tür nesneye anýnda dönüþebiliyorlar ve sonra yine eski tombalak hallerine geri dönüyorlardý. Örneðin küçük bir çocuk akarsu kenarýna gelmiþ ve karþýya geçemiyor,bunun için de aðlýyor diyelim; tontonlardan biri hemen uzuyor , uzuyor kocaman bir köprüye dönüþüveriyor. Küçük çocuk ta sevinerek köprüden geçip karþý tarafa ulaþýyor. Görevini tamamlayan tonton da hemen eski haline dönüyor. Karakterleri son derece yalýn çizilmiþ bu çizgi film, konusu itibariyle bende etki býrakmýþ.Keþke bu çizgi film bir yerlerde varsa gün yüzüne çýkartýlsa , þimdiki çocuklar da izleme fýrsatýný bulabilseler.

1980 'li yýllarýn çizgi filmlerinde þiddet, dövüþ , düþmanlýk pek yoktu anlayacaðýnýz. Varsa bile silahlý, vurdulu kýrdýlý deðildi.Zannediyorum þiddete dayalý çizgi filmlerdeki milat," Hea-Man " adlý çizgi filmle baþladý.Bu filmde Hea Man, " Gölgelerin gücü adýna....güç bende artýkkk....." diye baðýrýr ve savaþmaya baþlardý. Elinde bir kýlýç vardý ve bununla Voltran oluþturulurdu. Neyse ki Hea - Man baþladýðýnda artýk bizler büyümüþtük, çizgi film seyretme zamanýmýz çoktan geçmiþti. Dolayýsýyla kavga dövüþ, þiddet ve dehþet senaryolu bu filmlere, katlanmak zorunda kalmadýk.

Çocukluk yýllarýmýzda bizleri , çizgi film ve diziler dýþýnda Türk filmleri de oldukça etkilerdi. Kim ne derse desin eski Türk filmlerini hep beðenmiþimdir. Hala televizyonda zap yaparken karþýma eski bir Türk filmi çýktýðýnda, beþ on dakika o kanalda oyalanýrým.

Öncelikle filmi seyredip seyretmediðimi hatýrlamaya çalýþýrým. Eðer sevdiðim bir filmse ya da çok etkilendiðim sahneleri olan bir filmse o kanaldan ayrýlmam ve sonuna kadar filmi seyrederim.Film duygusalsa ve etrafta da kimseler yoksa, eskiden olduðu gibi zýrýl zýrýl aðlarým. Çocukken bu filmleri seyrederken çok zorlanýrdým. Aðlayacaðýmý anladýðým anda, birden biyolojik saatim nedeniyle tuvalete gitmem gerekiyormuþ gibi yapardým. Tuvalette bir güzel aðlar ve hiçbir þey olmamýþ gibi filme geri dönerdim. Ama o yýllarda bu özellik sadece bana mahsus bir özellik deðildi. Bütün çocuklar ve hatta annelerimiz belki bir nebze babalarýmýz da sulu gözlüydüler.Hepimiz filmdeki karakterlerle bütünleþirdik. Kýsacasý Türk filmleri herkes için çok özeldi.Ne gariptir ki þimdiki Türk filmlerinde ayný tadý bulamýyorum. Bu yeni filmlerin kötü olmasýndan kaynaklanmýyor, baþka bir þey. Zamanla ilgili sanki, fazla açýklama yapmaya gerek yok, eminim beni anlamýþsýnýzdýr.

Sevgili dostlar, yazýya nasýl baþladým ve nereden nereye geldim ben de bilmiyorum. Umarým baþtan sona kadar okumaya tahammül etmiþsinizdir. Bu yazýnýn sorumlusu, kuþkusuz okullarýn açýlmasýyla birlikte içimde depreþen, çocukluk yýllarýma ait anýlarýmdýr.Dilerim bu satýrlar Sizlere de, çocukluðunuzun güzel anlarýný hatýrlatmýþtýr.

1970' li, 1980'li yýllarda çocukluk dönemini yaþamýþ biri olarak, o yýllardan kalan anýlarýmý sizlerle paylaþmak istedim.Bizim çocukluðumuz güçlüklerle dolu, üzüntülü, sýkýntýlý ve mutsuz bir çocukluk deðildi. Dolayýsýyla romanlara konu olacak kadar farklý bir çocukluðumuz olmadý. Belki çok sýradandý.Bizler, dede ve ninelerimizin anlattýðý kadar zorluklar görmedik büyürken.Nitekim anne ve babalarýmýzdan da daha þanslý, daha renkli ve rahatlýk içinde bir çocukluk geçirdik.Sonuç olarak mutlu , dolu dolu bir çocukluk yaþadýk.

Herkes bir önceki kuþaða göre daha þanslý oluyor. Pek çok þeyi daha kolay elde etme imkanýný buluyor.Fakat biraz da þanssýz oluyor belki . Zira yaþam kalitesi arttýkça beklentiler de ayný oranda artýyor. Bizi çocukluðumuzda mutlu etmeye yeten küçücük þeyler, þimdiki çocuklarý mutlu etmeye yetmiyor.Her kuþak diðerine göre bir adým önde, farklý kazanýmlarý olmuþ durumda. Ama tüm bu kazanýmlar hep madde boyutunda sanki. Bir önceki kuþaða göre bir adým ileri gidiyoruz fakat bir adým da geri geliyoruz gibi. Yani maddi anlamda ileri gidiyor fakat deðerler anlamýnda bir adým geride kalýyoruz.

Okul yýllarýnda çok aðýr geçtiðini düþündüðümüz zaman, þimdi hýzla akýp gidiyor. Hiç birimiz yetiþemiyoruz hýzýna.Mutluluklar, sevinçler, hüzünler hepsi hýzla yaþanýyor, her þey kýsa zaman dilimlerine sýkýþtýrýlýyor. Doyasýya deðil tüm bu yaþananlar. Þimdiki çocuklar da bu hýzlý yaþamdan nasibini almýþlar.Bizim gibi bir çocukluk yaþamalarýný bekleyemeyiz. Kuþkusuz, þimdiki çocuklarýn yýllar sonra hatýrýnda kalacak çocukluk anýlarý, bizim anýlarýmýzdan çok farklý olacak. Bu çocuklar her þeyi daha hýzlý kavramak , daha çabuk öðrenmek zorundalar.Bu koþuþturma içinde ailelerin çocuklarýna ayýrdýðý zaman ise çok kýsýtlý. Ýþte bu yüzden çocuklarýna birtakým deðerleri, küçük þeylerden mutlu olabilmeyi öðretemiyorlar. Bazý þeyler hep eksik kalýyor gibi. Ama umutsuzluða hiç gerek yok. Ne olursa olsun, yeni nesil daha güzel þeyler yaþayacak.Onlarýn anlatacak daha güzel anýlarý olacak.

Haydi çocuklar, okullar açýldý. Koþun , geleceðinize koþun, sevgiyle ve umutla...
58
Ramazan-i Serif ve Oruç


Oruç ayi olan Ramazan-i Serîf, feyizli bir hayatin yasandigi mübârek bir mükâfât ayidir. Nâil oldugumuz sayisiz nîmetlerin kadrini hatirlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanin sirrina, Hakk Teâlâ'nin emir buyurdugu oruç nîmeti ile kavusulur.

Oruç, fazîleti ve aslî gâyesi dâimî bir ibâdet suûru içinde nefs engeliyle mücâdele etmek ve nefsi baski altinda tutarak te'sîrini asgarîye indirebilmektir.

Oruç, hayat mücâdelesinde zarûrî olan "sabir, irâde, nefsî arzulardan uzaklasma" gibi hallerin tâlimi ile ahlâkî durumumuzu kemâle erdirir. Yine bu ibâdet, nefsin bitmez tükenmez arzularina karsi insanin seref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandir.

Yine oruç; sahibini, azm ü sebât, kanâat, hâle rizâ, metânet, sabir gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazîleti ile beraber mahrûmiyyet ve açlikla nîmetlerin kadrini hatirlatir ve bu vesîle ile yoksullarin hallerini düsündürüp onlara merhamet ve sefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslastirir. Sükrân duygularini canlandirir. Bu vasfiyla oruç, sosyal hayattaki kin, hased, kiskançlik gibi kitleyi huzûrsuzluga bogan menfîlikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilâhî emirdir.

Ashâb-i kirâmin oruca karsi çok büyük ragbetleri vardi. Onlar, tahammülü güç sicak günlerde dahî nâfile oruç tumaya gayret ederlerdi. Bir kisminin, günes isiginin yakiciligindan korunacak ölçüde elbiseleri bile yoktu. Elleri ile günes isigindan ve sicaktan korunmaya çalisirlardi. Bütün bunlara ragmen büyük bir mânevî haz ve lezzet içinde nâfile de olsa oruçlarini devam ettirirlerdi.

Sakîk-i Belhî buyurur:

"Ibâdeti lâyikiyla îfâ edebilmek, bir san'attir. Onun kazanç mekâni, halvet; vâsitasi ise açliktir."

O açlik ki, modern tipta bile diyet adiyla sihhatli kalmanin en birinci sartidir. O açlik ki, tahammülü en zor olan bir mahrûmiyyettir. Rivâyet olunur ki, nefis, yaratildigi zaman çesitli iptilâ ve mahrûmiyetlere ragmen Cenâb-i Hakk'a {REF Sen sensin, ben benim..} deme cür'et ve cehâletinde bulundu, ancak ve ancak açlik sebebiyle aczini kabûl etti. Bu sebepledir ki, irâde terbiyesinde açliga katlanabilmek kadar müessir baska bir husûs yoktur. Irâde ise, tabiî ve nefsânî meyillere karsi koyabilmenin temel sartlarindan biridir.

Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh- buyurur:

"Insanin asil gidâsi Allâh'in nûrudur. Ona asiri ten gidâsi vermek lâyik degildir. Insanin asil gidâsi, ilâhî ask ve ilâhî akildir."

"Insan, asil rûhânî gidâsini unuttugu ve ten gidâsina düstügü için huzûrsuzdur. Doymak bilmez. Ihtirasindan yüzü sararmis, ayaklari titremekte, kalbi telasla çarpmaktadir. Nerede yeryüzü gidâsi, nerede sonsuzlugun gidâsi?!."

"Allâh sehîdler için: {REF Riziklandilar} diye buyurdu. O mânevî gidâ için ne agiz, ne de cesed vardir."

Hazret-i Lokmân, ogluna söyle nasîhat ederdi:

"Miden doyunca, fikrin uykuya dalar, hikmet susar, âzâlar ibâdetten geri kalir."

Velîlerden bir zât söyle derdi:

"Çesit çesit yiyeceklerle midesini fesâda ugratan zâhidden Allâh'a siginirim."

Âise -radiyallâhü anhâ-:

"Melekût kapisini açmak için gayret edin!" demisti.

Sordular:

"-Ne ile?"

Mü'minlerin annesi söyle cevap verdi:

"-Açlik ve susuzlukla!"

Sayili günlerden ibaret olan oruç, yine sayili günlerden ibaren olan hayatimiza incelik, derinlik ve zerâfet kazandirir.

Çünkü tokluk, nefsânî arzulari tahrîk ederken; açlik, -çok had safhaya varmadikça- tefekkür ve tehassüs melekesini güçlendirir. Bundan dolayi akil hastalarina ilk tatbîk edilen tedâvî perhizdir.

Bununla beraber oruç, bir ibâdet oldugundan, sirf o gâye ile icrâ edilmelidir. Onun faydalari gâye hâline getirilirse, oruç, ibâdet olmaktan çikar. Yâni oruçlarimizda mide dolgunluklarini önlemek, kilo vermek gibi gâyeler olmamalidir. Böyle oruçlarda rizâ-yi ilâhî düsünülemez.

Bedenî hareketlerin faydasini kasdederek veya gaflet ve kasvet-i kalb ile kilinan namazlar bile bu kabîldendir.

Ibâdetler, yalniz rizâ-yi ilâhiyyeyi tahsîl gâyesi ile yapilir. Bu gâyenin gerçeklesmesi için, kalbin seviye kazanmasi, hamliktan kurtulup kemâle erismesi zarûrîdir.

Ramazan-i Serîfte Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in de tavsiyelerinde yer alan belli basli birtakim husûslara dikkat etmek îcâb eder:

a. Kelime-i sehâdet,

b. Istigfâr ve zikir,

c. Cenneti tahsîl edebilmek için bolca amel-i sâlih,

d. Cehennemden kurtulus için harâmlardan ve kerâhetten sakinmak,

e. Imkânlar nisbetinde çokça hayir ve hasenatta bulunmak, kirik ve mahzûn kalblerin duâsini almak,

f. Oruçlu bir kimseye iftar ettirmek.

Ve emsâli...

Ramazan-i Serîf, mü'minlere fazîlet ve olgunluk kazandirabilecek ilâhî bir rahmet mevsimidir. Oruçlu iken agiza bir sey girmemege dikkat edildigi gibi agizdan çikan kelâma da dikkat edilmelidir. Dedikodu ve incitmeden son derece sakinmali ve orucun fazîletini azaltmamalidir.

Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:

"Oruç, oruçluya yakismayan seylerle zedelenmedikçe (tutan için) bir kalkandir."

Denildi ki:

"(Oruçlu) onu ne ile zedeler?"

Buyurdular:

"Yalan ve giybetle..." (Nesâî; Mu'cemu'l-Evsât)

Çünkü yalan ve giybet sahipleri, gündüzleri helâl yiyeceklerden nefislerini mahrûm birakarak oruç tutarlar, ancak yalan ve giybetleri sebebiyle de insan eti yiyerek mânen harâmla iftar etmis sayilirlar. Bu sekilde zâhiren oruçlu olup mânen giybet sebebiyle iftar etmis olanlar hakkinda Süfyân-i Sevrî Hazretleri, takvâ ölçülerine göre:

"Giybet edenin orucu bozulur." demistir.

Hazret-i Mücâhid de, ayni hassâsiyete binâen:

"Giybet ve yalan orucu bozar!" buyurmustur.

Yâni giybet edip yalan söyleyerek oruçlarini mânen sakatlayanlar, orucun asil matlûb olan bir kisim yüksek fazîletinden tamamen mahrûm kalirlar.

Bunun içindir ki, dünyâ gâyeleri ile bulandirilmis, riyâ, gösteris ve gafletle kirlenmis oruçlar ve namazlar hakkkinda Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- Efendimiz söyle buyururlar:

"Nice oruç tutanlar vardir ki, kendisine orucundan kuru bir açliktan baska bir sey kalmaz! Geceleri nice namaz (terâvih ve teheccüd) kilanlar olur ki, namazlarindan kendilerine kalan yalniz uykusuzluktur." (Taberânî)

Namazlar, bilhassa gece namazi olan terâvih ve teheccüdler, kalbe huzûr saglamalidir. Bu mübârek ayda namazlara daha da itinâ etmeli, Kur'ân-i Kerîm'i husû ile okumali, zikirle rûhumuzu inceltmeli, zekât ve sadakalar ile de, vicdan huzûruna kavusmaliyiz. Kur'ân-i Kerîm Ramazan ayinda dünyâ semâsina indirildigi için bu mübârek ayda Kur'ân terbiyesine girmeli, o istikâmette ibâdetler degerlendirilmelidir.

Kur'ân-i Kerîm, asil kalble okunur. Gözün vazîfesi, kalbe gözlük olabilmektir.

Ramazan-i Serîf'in diger bir kiymeti de mü'minlere feyz ü bereket dolu bir Kur'ân hayati yasatmasi bakimindan mütâlaa olunmalidir.

Ramazan-i Serîf, oruç ve Kur'ân arasinda ince bir râbita ve derin bir yakinlik vardir. Hayat ve ölüm ögütlerini, Kur'ân-i Kerîm'den baska hangi salâhiyetli kürsüden dinlemek mümkündür?

Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:

"Oruçla Kur'ân, kiyâmet gününde kula sefâat edecektir. Oruç, sabrin yarisidir." buyurmuslardir.

Orucun ecri Cenâb-i Hakk katinda mahfûzdur. Hadîs-i kudsîde buyurulur:

"Âdemoglunun her amel ve hareketi kendisine âiddir. Oruç ise böyle degil! Çünkü o, benim içindir. (Çünkü ben yemem, içmem ve bütün beserî sifatlardan münezzehim.) Dolayisiyla ben, onun mükâfâtini (husûsî bir sekilde) bol bol verecegim."

Bu hadîs-i kudsînin ardindan Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, söyle buyurdular:

"Oruçlunun sevinecegi iki ferâhlik vardir:

1. Iftâr ettigi zaman (Cenâb-i Hakk'in nîmetlerine kavustugu için) sevinir.

2. Rabbine kavustugunda da orucu berekâtiyla nâil oldugu yüksek derece için sevinir." (Buhârî)

Görüldügü üzere Cenâb-i Hakk, oruca olan ragbeti beyânin yaninda ona verecegi mükâfat ve karsiligi, beserin oruca olan ragbetini te'mîn zimninda sakli tutmustur. Tipki bir müsâbakada câzibeyi artirmak için sakli tutulan çok büyük bir mükâfat gibi...

Oruç, nîmetlerin kadrini bildiren, sükrân hisleri uyandiran, yoksullarin, çâresizlerin hâlinden anlama suûru veren, nefsânî arzu ve temâyülleri bertaraf eden, maddenin esâretinden kurtarip "sabir" denilen en yüksek ahlâkî bir meziyyete eristiren bir ibâdettir.

Ramazan-i Serîf orucu, terâvih namazi, sahur ve seher uyanikligi bakimindan çok mühimdir. Hadîs-i serîfde buyurulur:

"Allâh -celle celâlühû-, size Ramazan-i Serîf orucunu farz kilmistir. Ben de gece namazini, terâvihi sünnet kildim. Eger bir kimse îmânli bir yürekle ve sevabina ermek emeli ile Ramazan-i Serîf orucunu tutar, terâvih namazini kilarsa, anadan dogdugu gibi günâhlarindan kurtulur."

Hâli ile oruç ve namazin îfâsinin kabûlünde kalbin seviye kazanmasi, yâni "husû" sarttir. Namazlar, sür'atli kilinarak bir hazim vâsitasi olmamalidir.

Ramazan-i Serîf'in hakîkatine erebilmek için o mevsime mahsûs olan gufrân yagmurlarindan istifâde zarûrîdir. Zîrâ tasa veya denize yagan nisan yagmurunun hiçbir fâidesi yoktur. Ancak takvâ nes'esiyle bu sükrân ve gufrân faslinin tadini çikarabiliriz.

Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:

"Ramazan ayi girdigi zaman cennet kapilari açilir; cehennem kapilari kilitlenir; seytanlar zincire vurulur." (Buhârî, Müslim)

Yâni beserî suçlar ve günâhlar, gerçek oruç tutanlarda en asgarî bir seviyeye iner. Seytanin serri de biter. Ancak nefsin serrine dikkatli olmak gerekir...

Hadîs-i serîfte buyurulur:

"Cennet seneden seneye Ramazan için süslenerek söyle der:

{Allâh'im! Bizim için bu ayda kullarindan bizde kalacak insanlar kil!..}......" (Taberânî)

Yine Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:

"Oruç tutunuz ki, sihhat bulunuz!" (Taberânî)

"Iftari acele ediniz; sahûru geciktiriniz!.."

Oruçlarimizi sakatlayacak ihmâllerden kaçinmak îcâb eder. Öfkeden siddetle uzaklasmalidir.

Hadîs-i serîfde buyurulur:

"Oruç, sadece yemek, içmek vesaireden kesilmek degildir. Kâmil ve sevabli oruç, ancak faydasiz laftan, bos vakit geçirmekten, kötü söylemekten (dedikodudan) ve nefs-i emmârenin bütün temâyüllerinden vazgeçmektir. Sâyet biri sana söver, yahut sana karsi câhilce herhangi bir harekette bulunursa, kendi kendine: {_F deüphesiz ki ben oruçluyum!} de; sabret!" (Hakim , Beyhakî)

Zîrâ Ramazan-i Serîf'in bir adi da {_F feehru's-sabir}dir.

Sabir, güzel ahlâkin agirlik merkezidir. Îmânin yarisi, ferah ve seâdetin anahtaridir. Cennet nîmetlerine kavusturan büyük bir nîmettir.

Dîn ve ahlâkda sabir, hosa gitmeyen ve izdirap veren hâdiseler karsisinda muvâzeneyi bozmadan sükûnete bürünmek, Hakk'a teslîm olmakdir.

Enbiyâ ve evliyâ, sabirla Allâh'in yardimina nâil oldular. Onlar bizim yüksek örneklerimiz olmalidir.

Sabrin dünyevî tarafi aci, âhiret tarafi çok parlaktir. Sabrin acilarini sîneye çekenler, ebediyyet devleti olan cennete ve Allâh'in rizâsina kavusurlar.

Her hâlukârda Allâh'in emir ve yasaklarindaki nîmet, hikmet ve ilâhî mükâfâtlari düsünmek, sabri kolaylastirir.

Sabrin ilk sarti da, hâdise ile ilk karsilasma zamaninda olmasidir. Tavi geçmis bir sabrin, fazla bir mükâfâti yoktur.

"Sabûr" ism-i serîfinin en güzel tecellî merkezi peygamberler ve evliyâullâhdir. Nitekim onlardan bizlere intikâl eden en güzel ahlâk-i seniyyeden biri olarak varlik ve darlik zamanlarinda sabir, çok mühimdir.

***

Oruçlarimizi Allâh -celle celâlühû- beraberliginde tutmamiz için "sahur, terâvih, zikir, Kur'ân ve duâ" gibi mânevî istinadlardan lezzet almak îcâb eder.

Iftar zamani da, duâlarin kabûl oldugu ince bir vuslat demidir. Bunun içindir ki, bu heyecanli anlarin birlikte yasanmasi da ayrica bir rahmet ve huzûr kaynagidir. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyururlar:

"Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun ecri gibi -oruçlunun sevabindan hiçbir sey eksilmeden- ecir alir." (Tirmizî)

Bu müjdeyi duyan ashâb-i kirâmin fakîrleri, Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'e gelerek kendilerinin zenginler gibi oruçluyu doyuracak derecede iftâr yemegi vermeye güçlerinin yetmedigini hüzünle arzettiklerinde de Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, söyle buyurdular:

"Kim bir oruçluyu bir hurma ile iftâr ettirirse veya bir içecek su ile veya tadimlik bir süt ile iftâr ettirirse, Allâh Teâlâ, ona ayni sevabi verir."

***

Nâfile oruçlarda ayri bir hassasiyet vardir. Zîrâ has kullarin amelinin esasi sidktir. Bu da, niyyetin hâlisiyyeti ve nefsin tezkiyesi nisbetindedir.

Bu husûsda gerek nâfile oruç tutmak, gerek oruçsuzluk, gerek oruç tutmayanlarin israri ile nâfile orucu bozmak, gerekse bozmamak seklinde saglam bir niyete bagli olan her amel efdaldir.û Saîd -radiyallâhü anh- anlatir:

"Ben Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- ve ashâbi için bir yemek hazirlamistim. Yemegi kendilerine takdîm edince, aralarindan bir kimse çikip {REF Ben oruçluyum!} dedi. Bunun üzerine Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:

"-Kardesiniz sizi çagirdi ve sizin için hazirlik yapti. Simdi sen {REF oruçluyum} diyorsun. Orucunu boz ve onu bir baska gün kazâ et!» buyurdu." (Tirmizî, Ebû Dâvûd)

Orucu bozmamakla alâkali rivâyet ise söyledir:

"Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- ve ashâbi, Bilâl -radiyallâhü anh-'in oruçlu oldugu bir mecliste yediler ve içtiler. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:

{ Biz rizkimizi yiyoruz.. Bilâl'in rizki ise cennettedir.} buyurdular." (Ibn-i Mâce)

Bu hadîs-i serîfler gösteriyor ki, niyet ve kalbin durumuna göre nâfile orucu îcâb ettiginde bozup bozmamak husûsunda her iki davranis da câizdir.

Amellerin degerlendirilmesi Allâh'a âiddir. Ömrün hayirlisi, O'nun yaninda geçen ve O'nun ugrunda harcanandir. Insan, mezara indirilirken fânî hayatin ancak hâtiralari ile gömülecektir. Mezarlar, amel-i sâlihden baska hiçbir seyin giremedigi mekânlardir.

Allâh rizâsina uygun düsmeyen bir hayat, çöllerdeki seraplara benzer. Hakîkatten nasîbsiz hayâlden ibârettir.

Hadîs-i serîfde:

"Mü'min öldügü zaman, namazi bas ucunda, sadakasi saginda, oruç gögsünde bulunur." buyurulmasi, bunun en güzel bir delîlidir.

Allâh'in sonsuz kereminden umulur ki, Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in buyruklari sebebiyle bizlerin mübârek Ramazan ayinin biraz daha fazla kiymetini bilmemize, ona daha fazla deger verip daha fazla sevap islememize ve daha az günâha girmemize sebep olur.

Hadîs-i serîfde buyurulur:

"Eger insanlar, Ramazan-i Serîf'in ne oldugunu lâyikiyla bilselerdi, senenin tamaminin Ramazan olmasini arzu ederlerdi."

Günlerimiz mübârek, Ramazan-i Serîf'imiz makbûl olsun!..
59
arkadaþlar inatçýmýsýnýz yoksa uyumlu mu ???

buyrun ankete :)
60



Yeni yaþýnda sana huzur,mutluluk,saðlýk,ve bol paralý günler diliyorum ali doðumgünün kutlu olsun...iyi doðdun,iyiki varsýn :) :teytey: :hug: :lol: :cicek: :alkis: :icelim: :bingo ;D :ciii :dans: :happy muck :yuppi :yahoo
61
Bazen bir buz parçasý bazen bir örümcekle yüz yüze gelmek, bazen ensemize kondurulan tatlý bir öpücük, tüylerimizin diken diken olmasýna neden olabilir. Derimizdeki her bir tüy incecik bir kasa baðlýdýr. Korktuðumuz ya da üþüdüðümüz zamanlarda bu kaslar büzülür, dolayýsýyla tüylerimiz de dikleþir. Binlercesi bir araya geldiðinde ise tüylermiz diken diken bir görünüm alýr. Fakat bu durumun vücudumuz için pek bir yararý yok. Dikleþen tüyler daha çok üþümemize neden olur. Ayný durum korktuðumuz zamanlar için de geçerli. Neyse ki korku sýrasýnda dökülen ter, cildimizin kabarmasýyla sýcaðýn dýþarý verilmesini kolaylaþtýrýyor. Bu tür etkilerin sinyalleri beynin duygu ve anýlarýndan sorumlu bölümü olan 'limbik sistemde ' oluþur. Dolayýsýyla güzel ve tanýdýk bir müzik de tüyleri diken diken edebilir.
62


 

Muðla'nýn Bodrum Ýlçesi'nde geçtiðimiz Cuma günü geçirdiði trafik kazasýnda aðýr yaralanan ve kaldýrýldýðý hastanede yaþam mücadelesi veren sanatçý Barýþ Akarsu'nun son görüntülerini, Almanya'dan tatile gelen gurbetçi ailenin çektiði..



O benim meleðim 2 Temmuz 2007



MUÐLA'nýn Bodrum Ýlçesi'nde, cuma gecesi doðum gününü kutlamaya giderken arkadaþlarýyla birlikte kaza geçirerek aðýr yaralanan ve solunum cihazýna baðlý olarak yaþam mücadelesi veren Barýþ Akarsu'nun hayranlarý hastaneye akýn etti. Akarsu'nun hayati tehlikeyi atlatamadýðýný belirten doktorlar yaþamasýnýn mucize olduðunu belirtirken, annesi Nermin Akarsu, "O benim meleðimdi, ne olur Tanrým onu bana baðýþla" dedi.

Bodrum'da lösemili çocuklar yararýna düzenlediði internet þarký yarýþmasýnýn sonuçlarýný da açýklayacaðý 28. doðum günü partisine giderken arkadaþý Zeynep Koçak'ýn kullandýðý otomobilin kamyonun altýna girmesiyle aðýr yaralanan Barýþ Akarsu'nun yoðun bakým ünitesinde solunum cihazýna baðlý olarak verdiði yaþam mücadelesinde bir deðiþiklik olmadýðý belirtildi. Akarsu'nun kýz kardeþi Nermin, annesi Hatice ve babasý Selahattin Akarsu, dün akþam Amasra'dan Bodrum'a geldiler. Oðlunun saðlýk durumu hakkýnda bilgi alýrken fenalaþan Nermin Akarsu, "Meleðimdi o. Herkesin mutluluðu için çalýþýrdý. Ne olur tanrým onu bana baðýþla" diye gözyaþý döktü.

HAYRANLARI HASTANEDE

Akarsu'nun Bodrum ve çevre illerdeki yüzlerce hayraný da, Özel Bodrum Hastanesi'ne akýn etti. Özellikle onlarca çocuðun gözyaþlarý içinde bilgi almak ve Barýþ Akarsu'yu görmek istemesi, duygulu anlar yaþattý. Sanatçýnýn birçok hayraný da sabahlara kadar hastane bahçesinde bekleyerek yaþama yeniden dönmesi için dua etti. RTÜK Baþkaný Zait Akman, Muðla Valisi M. Temel Koçaklar, Ýl Emniyet Müdürü M. Emin Körpe, Ýlçe Emniyet Müdürü Yýlmaz Özden, Bülent Kayabaþ, Banu Alkan, Haluk Levent, Mehmet Ali Erbil de hastaneye gelerek Akarsu'nun yakýnlarýna 'geçmiþ olsun' dileklerini iletti, saðlýk durumu hakkýnda doktorlardan bilgi aldý. RTÜK Baþkaný Akman, "Barýþ'ýn tedavisi uzun sürebilir. Ailesi ve yakýnlarýnýn, kendilerini hazýrlamalarý gerek. Kendisinin genç, hayat dolu olmasýnýn tedavisini olumlu etkileyeceðini düþünüyorum. Ben saðlýðýna kavuþacaðýna inanýyorum" dedi. Mehmet Ali Erbil de "Barýþ'ýn sevenleri dua ederek onu kurtaracaktýr. Beyin fonksiyonlarýnýn çalýþmýyor olmasý ve genç yaþta böyle bir olayla karþýlaþmasý gerçekten üzücü bir olay. Dualarým Barýþ için olacak"diye konuþtu. Sanatçýlardan Haluk Levent, "Umudum yaþayacaðý yönünde. Duruþu ve müziði açýsýndan bana hiç yabancý olmayan, benim ailemden biri gibi. Barýþ kendi baþýna çok iyi yerlere gelebilecek bir insan. Dualarým onun için" diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

TOPRAÐA VERÝLDÝLER

Kazada can veren Zeynep Koçak ve Nalan Kahraman ise, dün gazyaþlarý arasýnda topraða verildiler. Ziraat Mühendisi Kahraman'ýn Alibeyköy Mevlana Camii'ndeki cenazesine, annesi Zafer babasý Kemal, ablasý Meral ve aðabeyi Kenan Kahraman ile arkadaþlarý katýldý. Nalan Kahraman'ýn cenazesi Hasdal Mezarlýðý'nda topraða verildi. Kazada otomobili kullanan Zeynep Koçak'ýn cenazesi de, Ümraniye Çakmak Merkez Camii'ndeki cenaze namazýnýn ardýndan ailesi ve yakýnlarý tarafýndan topraða verildi.



63
''GERÇEKTÝR''

Þüphesiz, bir seri katil tarafýndan yazýlan en hasta mektup, yamyam çocuk katili Albert Fish'in 1928 yýlýndaki on iki yaþýndaki kurbaný Grace Budd'ýn annesine 8 yýl sonra 1934 'te yazdýðý mektuptur. Büyük þanstýr ki Bayan Budd okuma yazma bilmiyordu ve böylelikle bu rezil mektubu okuma dehþetinden kurtulabilmiþti. Bu mektubun aslý bu gün sanatçý Joe Coleman'ýn koleksiyonundadýr.

Çok Sevgili Bayan Budd,

1894'te bir arkadaþým Steamer Tacoma gemisinde denizci olarak denize açýlmýþtý. San Francisko'dan Hong Kong'a gitmek üzere yola çýkmýþlardý. Limana varýnca iki arkadaþý ile karaya çýkmýþlar ve çok içip sarhoþ olmuþlar. Döndükleri zaman geminin limandan ayrýldýðýný görmüþler. Bu sýrada orada kýtlýk hüküm sürmekteymiþ. Etin kilosu 2-6 dolar arasýndaymýþ. Çok fakir olanlar arasýnda açlýk sýkýntýsý o kadar büyükmüþ ki diðerlerinin açlýktan ölmesini önlemek amacýyla 12 yaþýndan küçük tüm çocuklar, et olarak pazarlanmalarý için kasaplara satýlýyorlarmýþ. Herhangi bir kasaba gidip pirzola, biftek, kuþbaþý isteyebilirmiþsiniz. Çýplak bir çocuk vücudunun bir kýsmý önünüze getirilir ve istediðiniz parçalarý kestirebilirmiþsiniz. Bir kýzýn veya oðlanýn kalça kýsmý, en lezzetli bölümmüþ ve dana kotlet olarak satýlan en pahalý etmiþ. John orada çok uzun kalmýþ ve insan etine karþý bir düþkünlüðü oluþmuþ. New York'a dönünce biri 7 diðeri 11 yaþýnda iki oðlan çocuðu çalmýþ. Onlarý evine götürüp soymuþ ve bir dolaba kapamýþ. Sonra tüm giysilerini yakmýþ. Her gün etlerinin iyi ve yumuþak olmasý için onlara iþkence yapýp dövmüþ. Önce 11 yaþýndaki oðlaný öldürmüþ, çünkü onun poposu daha tombul ve tabi ki daha etliymiþ. Kafasý, kemikleri ve baðýrsaklarýndan baþka vücudunun her bir parçasýný piþirip yemiþ. Fýrýnda piþirmiþ (tüm popsunu), haþlamýþ, kýzartmýþ ve kuþbaþý yapmýþ. Küçük oðlana da ayný þeyleri yapmýþ. Ben o zamanlar 409 Doðu 100. Sokak'ta oturuyordum. Bana insan etinin çok lezzetli olduðunu o kadar sýk söylemiþti ki ben de tatmayý aklýma koydum. 3 Haziran 1928 Pazar günü sizin 406 Batý 15. Sokak'taki evinize geldim, peynir ve çilek getirdim. Öðlen yemeðini birlikte yedik. Grace, kucaðýma oturdu ve beni öptü. Onu yemeyi aklýma koydum. Onu bir partiye götüreceðimi söyledim. Siz de evet gidebilir dediniz. Onu Westchester'da daha önce gözüme kestirdiðim boþ bir eve götürdüm. Oraya vardýðýmýzda ona dýþarýda beklemesini söyledim. Kýr çiçekleri toplamaya baþladý. Yukarý çýktým ve tüm giysilerimi çýkardým. Çýkarmasaydým üzerlerine kanýn bulaþacaðýný biliyordum. Her þey hazýr olunca, pencereden onu çaðýrdým. O odaya girinceye kadar bir dolapta saklandým. Beni çýplak görünce aðlamaya baþladý ve merdivenlerden inmeye çalýþtý. Onu yakaladým ve o da bana annesine þikayet edeceðini söyledi. Önce onu tamamen soydum. Nasýl da tekmeledi, ýsýrdý ve týrnakladý. Boðazýný sýkarak onu öldürdüm ve sonra da etlerini odama götürebilmek için ufak parçalara böldüm. Piþirdim ve yedim. Fýrýnda piþen küçük poposu öylesine yumuþak ve tatlýydý ki. Tüm vücudunu yemem dokuz gün sürdü. Ona tecavüz etmedim, ama istesem bunu yapabilirdim. Bir bakire olarak öldü.



allah nasýl biliosa öle yapsýn bu adamý
65
GENELDE BU TUR LAFLAR ATILIYO YANI KALIPLASMIS AMA BAKIN ARTIK BIZIMDE CECAPLARIMIZ HAZIR 

Ne kadar güzelsiniz
- Biliyorum... Onun için bu yaþta evliyim
- Pardon yenge

mekan haydarpaþa
-pardon saati sorablir miyim?
-þurda kocaman yazýo göremiyo musun?

tanýþmak isteyen erkek kýzýn masasýnda birþey arar gibi yapar. kültablasýný kaldýrýr altýna bakar vs. aranýr da aranýr.
sonunda kýz dayanamaz ve sorar
- ne arýyorsunuz siz
- sizinle tanýþmak için güzel bir bahane arýyordum, ama bulamadým
- bunun üzerine benim "aaaaayy çok tatlýsýnnn" mý demem gerekiyo
- eeööö e tabi olabilir
- defol!!

-Daha önce tanýþmýþ mýydýk yavrum
-Sanmam hayvanat bahçesine gitmeyi sevmem
-Hönk

- Pardon tanýþabilir miyiz?
- Sebep?
- eeöö
- eee
- güzelsiniz desem
- bu benim sorunum desem?
- pardon abla

- Tanrým... Sizi daha önce tanýmalýydým
- Ben o kadar vakit kaybýný göze alamazdým
- Nasýl???
- Naþ diyorum kýsa ve öz

- yalnýzmýyýz?
- Sorduðun soruyla çeliþme
- nasý????
- hem çoðul hem yalnýz olamayýz dimi ama
- öhmm pardon
- ne o bayým.. zeki mi geldim?

- Ýlk görüþte aþka inanýr mýsýnýz
- ....
- Ýnanmýyosanýz çýkýp bi daha gelicem de
- ay yesinler sempatik þey
- ehehe
- dövecem ama bak

- Merhaba nasýlsýn
- ???
- Þaþýrdýn mý
- ???
- Ben Varol..
- Yokol!!!

- Ne güzel gözleriniz var
- Lens onlar
- eööe olsun yine de güzel
- ha sonuna kadar zorlucam þansýmý diyosun

- sizi birine benzetiyor gibiyim?
- siyah kuþak var bende.... asýl ben seni benzetebilirim

- pardon bayan biþey sorabilirmiyim ?
- tabii..
- bu ne güzellik ??
- hangisi

-pardon saatiniz var mý acaba?
--yok maalesef...
-bende var...
-iyi güle güle kullan

- Pardon isminizi öðrenebilir miyim
- Naapcan
- Kalbime kazýycam, kimse unutturamasýn diye
- Ha çok romantiðim diyosun
- Evet...
- Peki embesilliðini gizleyebilecek bi özelliðin var mý

- Sigaran ve sen ölesine birbirine benzionuz ki... Ama onu ben yaktým, beni de sen
- Allala enteresan... Bence de sen ve sigaram benziyosunuz... Ýkinizi de ayaðýmýn altýnda ezebilirim
- Upss

- bayaannn gülüþünüz ne kadar tatlý. babanýz þekerci mi?
- hayýr semerci senin gibi eþeklere semer dikiyoo...


67
[youtube=425,350]http://www.youtube.com/watch?v=sJYwQS-rCyk[/youtube]

(:) (:)
68
¦ BIR AVUCTU ARADIGIM, YUREGIMI KOYACAGIM, BIR CIFT GOZDU, GOZUMDEN SAKINACAGIM BAKMAYA KIYAMAYACAGIM. NE SAIRLEIN MISRALARINDA NEDE PICASSONUN MONALISASINDA.

¦ YURUYORUM YINE SOKAKLARDA, YAGMUR YAGIYOR SACLARIMA, SUZULUP KARISIYOR GOZ YASLARIMA, DAYANAMIYORUM YOKLUGUNA, GEL GOTUR BENI UZAKLARA.

¦ AKLIMDAYDIN GUN GECEYE DEVRILDIGINDE, GECE UZUNDU, YAGMURLUYDU, HAVA SOGUK SEN UZAKTIN! OYSA BIR SEN VARDIN ICIMI ISITACAK.

¦ GECE YORULMUS OTURUR BASUCUMDA, YALNIZLIKSA UYUYA KALMIS YATAGIMDA, GOZ YASLARIM BIR ARKADASTAN ODUNC, AGLAYIP GERIVERECEGIM...

¦ GONUL ISTERDIKI CAGRILARIMIZA CAGRI ATILSIN. GONUL ISTERDIKI SEVDIGIMIZ ARASIN! HERNEYSE GONUL BUNADA ALISIRSIN!

¦ YALNIZLIGIN BOYLESI HAYAL ETMEK BILE MUMKUN DEGIL, AMA GERCEK, HAYALIN OTESINDE. BIR SU DAMLASI YALNIZ BIR OKYANUSUN ICINDE, OYSA BINLERCE DAMLAYLA IC ICE!

¦ ISSIZ BASI BOS DERYADA GEZIYORUM. YALNIZLIGIN ADINI SENIN ADININ YANINA YAZIYORUM, YAZIYORUM DURMAKSIZIN, HAYKIRIYORUM DUNYAYA BICARESIZLIGIMI!

¦ KENDIMIZE UZAK BIR RUZGARIZ BIZ, UZERINE KUS KONMAYAN AGACLAR GIBI DURDUGUMUZ YERDE OLUR GIDERIZ. BIR BASKA ALEMDE KENDIMIZ OLMADAN ESERIZ.

¦ BIR CICEGIN ACMAK ICIN SEBEPLER BULDUGU GIBI, YASAMA DAIR SEBEPLER BULMAK ICIN YASIYORUM. EGER BIR GUN GELIRDE YASAMAK ICIN BIR SEBEP BULAMAZSAM OLMEK ICIN BIR SEBEP BULMUSUM DEMEKTIR.

¦ ELLERIMI HER UZATISIMDA BOSLUKTA KALIYOR, HER GUN KURDUGUM DUSLER HEP BOSA CIKIYOR, NE OLDUGUNU BILMIYORUM AMA, BIRILERI DUSLERIMDE HICKIRARAK AGLIYOR.

¦ YOKLUGUN SIRTIMA SAPLANDI BIR BICAK GIBI AKITIR TASA, TOPRAGA KANIMI DUNYA SENINLE AYDINLIK VE GUZELDI SIMDI BIN GUNES DOGSA GOTURMEZ KARANLIGIMI.

¦ BIR YERLERE VARMADAN, NASIL BOYLE HIC DURMADAN AKIP GIDIYOR GUNLER. YASAM DIYE VERDIGIN BUMU SOYLE. O MU SIRTIMA SAPLADIGIN HANCER!

¦ DAYANMAK ZOR YALNIZLIGINA AKSAMLARIN, UNUTMAK MUMKUN DEGIL SENI BIR SARKI GIBI AGIR AGIR ILERLEYEN BU ZAMAN ICINDE, HER AN BIR SARHOSLUKTUR SENSIZLIGIN VERDIGI.

¦ SU ANDA HICBIRSEY MUMKUN DEGIL. SU ANDA HERSEYDEN AYRI, HERSEYDEN UZAK VE HERSEYDEN MAHRUMUM BEN. SU ANDA SADECE YALNIZLIK VE KAHIR.

¦ ANLATSAM DERDIMI KIMSE ANLAMAZ, PERISAN HALIME GOLGEM ACIMAZ, OLSEMDE ARDIMDAN BIR KUL AGLAMAZ, BIR DOST ARIYORUM BULAMIYORUM!

¦ GECENIN KARANLIGI ODAMA VURUYOR, YASADIKCA YALNIZLIGIMI HISSEDIYORUM, OYLE ACI VERIYORKI BANA, ACIMI KADEHLERLE PAYLASIYORUM
69



;D ;D ;D tutmayýn benii gülcemmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm ;D ;D :lol: :lol:
70
Eski Konular Arþivi / .....wc.....
05 Haz, 2007, 16:07


72
"Yanlýþtan adam olmaz." derler aslýnda ama,bir yazým yanlýþýyla baþladý olumlu cümlelerimiz ve sonrasýnda aþk...Çekim ekleriyle baðlandýk cümlelerimizde,iki özne...
Ýkinci tekil kiþiyi hiç sevmemiþtim bu denli ve hiç kullanmamýþtým cümlelerimde "sen"i...Hep gerçek anlamdaydý sana söylediklerim.Çok anlamlýlýk,mecaz yoktu sözlerimde...
Sýfatlar getirdim,en güzellerini...Zarflar getirdim "sen"li yüklemlerime...Vurguladým her defasýnda "sen"i...
Güzel benzetmelerle ama hep yalýndý...Yaptýðýmýz mübalaðalar sadece aþktandý,aþkaydý....Hiçbir teþbih karþýlamazdý bendeki "sen"i...
Sevdanýn birliktelik halini yaþadýk,sen "ile"...
Þimdi ise "-den" halindeyim ben...
Cümlelerimdeki gizli öznemdin...Yalnýzca yüklemine bakarak ben çözebilirdim..."-miþ"li geçmiþ zamanda gördüm ki "sözde" özneymiþsin,özne gibi görünen,ama ne zaman ne yaptýðý aslýnda belli olmayan...
Edilgenliklere gömen bazý zaman yapýlanlarý,bazense en etken olan...
Geniþ zamanlarda gelecek zaman kiplerinde hayaller kurardýk.Rivayetlerde birbirimizi tamamladýk...
Sonra,bilinmeyen bir zamanda -hatýrlanmaz,geçmiþ zamanýn hikayesinde- cümle dýþý unsurlar girdi aralara...Ben cümleden attýkça,sen tekrar tekrar getirdin gereksiz,adý konmamýþ ögeleri...
Ýkilemeler arasýna virgüller sýkýþtýrdýn,asla yapýlmamasý gereken anlatým bozukluklarý yaptýn...Cümleleri daðýttýn,parçaladýn;anlamsýz parçalara ayýrdýn...Hüsn-i ta'lil bile bir çare olamadý düþündüklerimi yazmaya...
Geniþ zamanda sorduðun "gelecek"le ilgili soru,þimdi "geçmiþ"te bir aný...
Ben,"sen" olan öznemi ve senin gerçekleþtiremeyeceðin yüklemi de alýp gidiyorum.Sen ve cümle dýþý,o "tanýmlanamayan" unsurlar ve ardýnýzda son nokta.

Seviyorum:Yüklem...Geçmiþte baþlayan,devam eden,gelecek olan...Gelecek zamaný olan ama belgisiz durumda,gereklilik kipine sürgün eylemim...
Seni:"Belirtili" nesne...Deðiþmez özne,gizlilerde sakladýðým,kimseye belirtmediðim,sadece benim çözebileceðim...
Kim?:Ben!...Gizli özne...Olmak istemediðim ama olduðum,ama senin hiç göremeyeceðin,buna izin vermeyeceðim bir yerdeyim...


Saat deðildi,gündü...Akýþ,daha da hýzlanmýþtý,o kadar...
Rüzgarlý bir günde,avcumun içinde buluverdiðim,sararmamýþ bir not...

'Sen,benim iyelik ekimsin,bana aitsin.'
Benimdin...
'Sen,cümle sonuna koyduðum ünlemimsin.'
...
'Sen,baðlaç olan "ki"sin ve ben sana baðlýyým.'
Özne ve yüklemimle,baðlaçlarý da aldým...Al(malý)ydým...

"Cümle sonuna koyduðum üç noktam hep sen olacaksýn."


(alýntý)
73
KÝLO VERMEK ÝSTEYEN BAYANLARIN DÝOLAGLARI


Pazartesi baþlýyorum kýzým rejime
-bugun pazar ii düþün istersen
-biliyoruz heralde ben haftaya pazartesiden bahsediyorum
-Kasma istersen sen þiþkoda güzelsin
-yalancý yemin etsene...
-ii be tamam

-Sabah 1 dilim kepek ekmeði ve kibrit kutusu kadar peynir yedim :yemek: :hahu:
-ben sadece içine limon sýkýlmýþ sýcak su içtim
-saatte öðlen oldu acýktým gibi
-Hayrola kimi arýyorsun
-ya bizim köþedeki pideciden pide söylesek diyorum
-O ooo yapamazsýn kýzým sen rejim mejim
-iyi tamam be git ordan 10 tane salatalýk soy getir bari
-10 mu

- tam 2 kilo vermiþim
-aa süper
-eh artýk bi kek yapýp yemeði hak ettim
-

-kýz poponun üstünde niye sürünüyosun sen
-kýzým bu iþler sadece rejimle olmaz bunu düzenli yaparsan küçülüyomuþ
-niye vuruyon kýz poponu duvara kafayýmý yedin
-küçültücez kýzým iþte bilmiyosun sen sus bi konsantremi bozma
-Ayyy napýyosun yaa! niye doluyosun streç film!i karnýna
-öyle deme kýzým, bu þimdi terleticek karýn bölgemi fazla yaðlar gidecek :o
-

-bana güvercin moku lazým
-napýcan kýzým güvercin mokunu
-kýzým güvercin mokuna 1 limon sýkýcan içinede 1 kaþýk bal 1 haftada 5 kilo veriyomuþun
-mok ye emi
-bi bulsam :yemek:

-aldýnmý lahanalarý
-aldým aldým
-hah þimdi haþlayýp suyunu içicez acaip kilo verdiriyormuþ
-ben bu lahanalarýda yiycem suyu faydalýysa kesin lahanalar daha faydalýdýr
-kýzým tarifte suyu diyo sadece
-yok ben yiycem bunlarý
:D

1-2 saat sonra
-Anne biz hastanedeyiz selini gaz sýkýþmasýndan acile kaldýrdýlar
-niye kýzým ne oldu
-ya biz kilo verdirsin diye lahana suyu içtikte; bu hayvan suyunu içtikten sonra lahanalarý da yedi ölüyodu az kalsýn
-þimdi nasýl
-iyi iyi bi ilaç verdiler þimdi bol bol pýrtlýyoo
74
Senden kalan tek aný bu
Solgun sayfadaki güller
Alýr beni götürürler
Sevgi dolu yýllara

Ne kadar güzeldi o günler
Acýnýn kucaðýndaki düþler
O sýcak heyecanlý geceler
Þimdi arkadaþ oldu bana

Senden kalan tek aný bu ahh
75
Eski Konular Arþivi / Ben 1 Sen 0
16 May, 2007, 15:21
Ben 1- sen 0

Artýk sonuna geldik.

Sonsuz olacaðýmýzý söyleye söyleye bitirdik kendimizi. Deli gibi sevdiðimizi söyleye söyleye bitirdik.Oysa ben gerçekten sonsuza dek sevebilirdim seni, hem de deli gibi.

Ama artýk bitti.

Þimdi içimde büyüttüðüm o masum bebek olmadýðýný biliyorum. Þimdi bana yaptýklarýn için kendimi kandýrmaktan, kendime seni affettirecek bahaneler bulmaktan, seni her zaman kalbimde, kalbime karþý koruyup kollamaktan vazgeçiyorum. Sana duyduðum o anne þefkatinden vazgeçiyorum.

Bir aþk deðil bir savaþtý yaþadýðým. Fark ediyorum.

Kendimle savaþtým ben. Kendimi sana inandýrmak için zorladým. Gelmeyiþlerine, sevmeyiþlerine, yalanlarýna kendimi ikna etmek için, senin sevginle kendimi kandýrmak için, bir masalý yaþadýðýmýza inanmak için savaþtým.

Kendime yenildim sonunda. Sana deðil.

Þimdi içimdeki bu savaþý bitiriyorum.

Bir gün bu savaþýn biteceðine, sevginin buna deðeceðine olan inancýmý, gözlerindeki sahte aþký býrakýp ellerine, kendime sadece yaþamýmý alýyorum. Sensiz yaþanmayacaðýna inansam da, senden hayatýmý ayýrmakta zorlansam da, artýk seninle savaþmaya güç bulamadýðým yaþamým ellerimde, gidiyorum.

Senin galip baþladýðýn bu aþkta, yenile yenile seni yenmeyi öðrendiðim bu savaþta, seni içimde bitiyorum.

Artýk bitti kendimle savaþým.

Yenildin içimde;

Ben 1 im artýk.

Sen 0 !

-Biz- bittik artýk,

Git biraz da baþka yürekleri kýr!
76

AYRILMALI AÞKLARI HÝÇ SEVMEDÝM KÝ

Önce seni sevmekle baþladý tüm kavgalarým, tüm sevinç ve kederlerim, seninle baþladý ölümlere kusmalarým. Ve seninle baþlamýþtý ihanetler ve susuþlar… Sevgiden çok sana yakýn olma hayalleri, sana vurulma sahneleri, seni senden içip boðulmayý istemiþtim susamýþlýðým geçmese de. Uzak olmanýn adýný bile bilmiyordum sensizken yaþadýðým ömrümden, özlemi, hasreti seni tanýdýktan sonra tanýþtým o burcu, burcu kokan yaseminlerden senin kokunu andýrýrcasýna çektim nefesime
Bir hayat iksiriydi içtiðim aþk þaraplarýndan, sarhoþ ediyordu seninle bardaklarda kaybolurken, seninle baþladý sarhoþ olmalarým ve çaresiz kalýþýma sebep olan ikimizin eseriydi yaþadýklarýmýz ve saranan yapraklar gibi düþüþlerimiz.

Ve seninle baþladý tüm umuda yolculuðum, imkansýzlýk tepelerin de adrenali yüksek týrmanýþlarýn ve her gece uykusuz kalýþlarým. Seninle baþladý sevda denizinde kulaç açmaya, sensiz her kalýþým bir cehennem misali yangýnlara dönerdim ve kor, kor yanardým. Seninle baþladý tüm yangýnlar ve ölüm gibi ayrýlýklar, tadý tuzu olmuyordu sensiz geçen her saniye zakkum gibi acýydý, acýlara fesleðen kurdum ve ötenaziye geçen ömrüm.

Her mevsimi seninle yaþadým seninle baþlayan her þeye özümü adadým, naðmeler yazdým sana, seni bir parçam gibi gördüm, eþim, dostum, sevgilim ve her þeyim; Seninle baþlamalarý sevdim ve ilklerin son olmamasý itimalini sevdim.
Ben hayalimde ki gerçeðini sevdim, adým gibi bildiðim sevdamý yaþamak istiyorum seninle, seni sevmekle baþladýðým tüm kavgalarýmla beraber seni yaþamak istiyorum

Þimdi þarkýlar öksüz ve yetim olmanýn hüznüyle söyleniyor sahnelerde, ben hükümlüyüm yine yalnýzlýðýma, buruk bir elvedanýn ardýndan. Hatýrlýyorsun bir gece yýldýzlarýn altýnda bir göl kenarýnda oturmuþtuk ve balýklarýn sýçrayýþlarýný izliyorduk Ay'ýn donuk parlaklýðýn altýndan. Yaný baþýmýzdan kurbaða sesleri bir melodi tadýnda dinlerdik.

Seninle baþlamýþtý her þey; Baþladýklarýmýzýn sonuna mý geldik ve noktalansýn ister misin? Ben sonu ayrýlýkla bitecek aþklarý sevmedim ki…
77


Hani sesin yankýlanýrdý arada, hani yüzün görünürdü arada belli belirsiz yüzüme... Gözlerinin fýrtýnasýnda kaybolurdum hani arada, kimsecikler bulamazdý... Vardýn ve bilirdin... Beni okumuþ, beni anlamýþtýn..Hani arada anlamaz olurdun da gözlerimi, o zaman buzdan soðuk rüzgarlar eser gibi olurdu ben üþürdüm çok üþürdüm.. Hani gene de kýyamazdýn da dokunurdun dokunduðun yer ateþ.... Hayattaki koþunu hiç aksatmadýn hep savundun birþeyleri hep karþý geldin haksýzlýklara, yorgun dönerdin de yuvaya, hiç yorulmamýþ gibi yaralarýmý sarardýn cesaret verirdin, umut dolu papatyalarla örerdin saçlarýmý kulaðýma papatyalarýn ezgisini fýsýldarken... Hani elele uyurken kabus görüp titrediðimde kulaðýma "yanýndayým" derdin de ben duymamýþ gibi istifimi bozmamaya çalýþýrken suratýmdaki huzur dolu ifade ele verirdi beni...

Arada kaybolurdun hani, kimseler bilmezdi neredesin, benim için üzülürlerdi beni býraktýn zannederek, çok çekiyor bu kýz, derlerdi gülerdim nereye gizlendiðini bilen tek kiþi olmanýn gururuyla.. Fýrtýna gözlerin yaðmur dolardý bazen.. Erkeðe yakýþmaz aðlamak gibi kliþelerin olmadý hiç senin, doyasýya yaðdýrýrdýn yaðmurlarý... Ama bir gün itiraf etmiþtin, "Sanma bu kadar gurursuzum küçük kýz, sadece senin yanýnda.." demiþtin... Benim yanýmda akan yaþlarýna kurban olmuþtum.. Hani arada telefonlarýn susmazdý bilirdin kýskanýrdým bilirdim sormazdým... Arada küserdim sana "küçük kýzzz" derdin içim erise de çevirirdim suratýmý baþka tarafa... O zamanlarda usul bir gülümseyiþ takýlýrdý yanaðýnýn soluna da beni yalnýz býrakýr, sinirimin geçmesini beklerdin... Bir papatya buketiyle gelirdin bazen ya hani,içimde baharlar açardý, içimde olmadýk mevsimler icadolurdu, gözlerime bakardýn, bilirdin.. Gittin.. Þimdi koskoca bir ömür var aramýzda.. Hani arada saklambaç oynardýn ya hayatla, haydi elma, çýk artýk....
78



Bir gün yolunuzu kaybederseniz
Bir çocugun gözlerinin içine bakýn
Çünkü bir çocuðun
Bir yetiþkine öðretebileceði üç þey vardýr
Nedensiz yere mutlu olmak
Herzaman meþgul olabileceði birþey bulmak
Ve elde etmek istediði þeyi
Var gücüyle dayatmak ...




Paulo Coelno
79


Görüldüðü üzre biz kalpsiz'i piþirmeye çalýþýyoruzz daha ateþi yakmadan imdattttttttttttttttt demeye baþladý bile.. :D þaþtým kaldým valla
ama kafaya koyduk yakýcaz o ateþi :D :ZzZ: ::) :lol: :yemek: :yemek: :yemek: 8) :yahoo


82
"Söbeeeeee".....
Dedigimde tüm saklanan insanlar çýkacak sandým ama sanýrým yanýldým...
Ne söbelendigi için kabullenip bana görünen vardý,
Ne de mýzýkçýlýk yaparak ortaya çýkan...
Ya varsa saklanan biri hani, çýksýn artýk ortaya....
Dayanacak güç kalmadý da bende...

Yoruldum, açýkçasý biraz da sýkýldým....
Neden hiç saklanan degil de, hep söbeleyen ben oluyorum ki...
Acaba çok mu iyi niyetliyim yoksa herkese oldugundan daha mý çok deger veriyorum...
Belki de farkýnda olmadan söbeleyenin ben olmasýna sebep oluyorum...
Kim bilir....



Ama artýk taakatim kalmadý,
Ben bu saklambaç oyununu burada sonlandýrýyorum...
Sakýn bana ebe ya da körebe oyununu da önermeyin, istemem sizde kalsýn...
Tüm oyunlarýn sonu bende hüsrana çýkýyor nede olsa...
Açýkçasý bu oyunun en iyi oyuncusu kim o bile bilmiyorum ya aslýnda...

Bana düþen çantamý alýp, paltomu giyip oyunlarýn bittigi bir yere gitmek...
Evet dogru duydunuz gidiyorum, kimselere küsmeden...
Hesap vermeden ve yargýlamadan...
Ve
Benim bitirdigim bu saklambaç oyununu,
Bana tekrar baþlatmayan þehirlere gidiyorum...

Artýk söbeee diyecegim kimseler olmayacak hayatýmda...
Bunu düþünmek bile ayrý haz veriyor bana...
"Söbe"ler bitti "ceee" ler yer alýcak artýk hayatým da....
Kim bilir belki de bundan sonra biri karþýma...
"Ceee"
Diyerek çýkar, he ne dersiniz?
83




buda pastamýz :)


Seni çoook ama ççook seviyorum aþkým bitanemmm canýmýncaný iyiki varsýn aþkým,,iyiki benim aþkýmsýnn..nice mutlu yýllara hep birlikte!!! :-[ :-* (:) (:) :hug: :cicek: :kalpsiz :kalpsiz :alkis: :firefox :love :love :love muck :happy :icelim: :ciii :iloveyou :yuppi :iloveyou

AÞKIMMMMMMMMMMMMMM SENÝ SEVÝYORUIUUUMMMM ÖLÜRÜMM SANA..ÝYÝKÝ HAYATIMDASIN...
84


Öylesine bi günde öylesine sýrf deðiþiklik olsun diye öylesine bi yaþama girdiðinde bazý þeyleri deðiþtirmeye baþladýðýnýn farkýnda mýydýn acaba?
Yýkýntýlarýn altýndaki çaresizce ve sessizce aðlayan sesime yönelip beni yýkýntýlarýn arasýndan çekip çýkarttýðýnda ve ellerimden tutup ayaða kaldýrdýðýnda yaþamamýn artýk eskisi gibi olmayacaðýnýn bilmem farkýnda mýydýn?
Hayatýmdaki en önemli insanlar listesine girdiðinden beri çalýcak telefonunu kaçýrmamak için telefonu sabaha kadar açýk tuttuðumun bilmem farkýnda mýsýn?
Seni baþkalarýyla geçirdiðin zamanlarda benden çalýnan her saniyen ve gittikçe azalan zamanýmýzýn karþýsýnda nasýl kahrolduðumun ve içimin beni nasýl kemirdiðinin seninle fazladan geçireceðim saatlerim için nasýl umutsuzca çareler aradýðýmýn ve beni senden ayýracak o gün gelmesin diye nasýl da dualar ettiðimin bilmem farkýnda mýsýn?
Sabahlarý seni her gördüðümde içimin nasýl ýsýndýðýnýn, yüzümün nasýl ýþýldadýðýnýn, gözlerimin nasýl parladýðýnýn bilmem farkýnda mýsýn?
Senin kokunu her içime çekiþimde nasýl eriyip kahrolduðumun, kaybolduðumun, sözlerinde benim için sevgi dolu birþeyler duymaya çabalarken nasýlda ümitlendiðimin gözlerinde bana ait birþeyler bulmaya çalýþýrken kendimi onlarýn içinde nasýlda kaybettiðimin bilmem farkýnda mýsýn?
Her sabah birlikte kahvaltý yapabilmek için bilerek geçiktiðimin ve seninle geçireceðim bir kaç fazla dakika için içtiðim çaylarýn bilmem farkýnda mýsýn?
Seni paylaþmak zorunda kaldýðým insanlardan birinin sevdiðim bi arkadaþým olmasýnýn bana nasýl bir acý verdiðinin ve onun bakýþlarýnýn seninle dolup taþtýðýný gördüðümde nasýl kahrolduðumun bilmem farkýnda mýsýn?
Sana kalbimi altýn bi tepside sunduðumun ve hayatýmý sana adadýðýmýn sonsuza kadar senin yanýnda olmaya hazýr olduðumun bilmem farkýnda mýsýn?
Bilmem ki farkýnda mýsýn galiba ben...

Ýmza
ne yazýk ki farkýnda olmadýðýn ben.
Ben kim miyim???

SADECE BÝ SEVEN...
85


23 NÝSAN

ULUSAL EGEMENLÝK VE ÇOCUK BAYRAMI



23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi'nin açýldýðý ve Türk halkýnýn egemenliðini ilân ettiði tarihtir.



Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasýna karar vermiþtir. Bu tarihten 5 yýl sonra 23 Nisan 1929'da Atatürk bu bayramý çocuklara armaðan etmiþtir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yýlýnda Çocuk Bayramý olarak da kutlanmaya baþlanmýþtýr. 1979'da, yine ilk olarak altý ülkenin katýlmasýyla uluslararasý boyuta taþýdýðýmýz bu millî bayramýmýza, ortalama olarak her yýl kýrkýn üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarýnýn misafiri olan yabancý ülke çocuklarý da katýlmaktadýr. Dünya'da çocuklarýna bayram hediye eden ve bu bayramý bütün dünya ile paylaþan ilk ve tek ülke Türkiye'dir.



Türk milletinin gönlünde, onun baðýmsýzlýðýnýn sarsýlmaz ifadesi olarak en önemli yeri iþgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramý, her yýl yurdumuzda ve yurtdýþýndaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarýmýzda, okullarýmýzda ve her evde çeþitli etkinliklerle kutlanarak millî birliðimizin kenetlenmiþ ifadesini temsil etmektedir.



Büyük önder Atatürk'ün düþüncesinde çocuklar, milletin geleceðidir. Onlara duyduðu sarsýlmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramýmýz olan 23 Nisanlar'ý çocuklara armaðan etmiþtir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarýnýn yeni nesillerce öðrenilmesi ve Türk Devleti'nin devamýný emanet edeceðimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetiþmesi amacýyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.



Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.



Atatürk diyor ki:



"Bütün cihan bilmelidir ki artýk bu devletin ve bu milletin baþýnda hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnýz bir kuvvet vardýr. O da millî egemenliktir. Yalnýz bir makam vardýr. O da milletin kalbi, vicdaný ve mevcudiyetidir."
86
Ben seni severken de senden habersiz sevmiþtim. Belki de kendimden bile habersiz...
Dünyalarý etrafýnda döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz;bir tane; olmuþtun sen...
Öyle ya; Sen bir taneydin; Eþin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni, Sen BALýmdýn!
Yaþanmamýþ ve yaþamamýþ olsam bile Sen Özeldin... Aþk Özeldi.... Ama a$k bitti...
Yaðmurda Aþk Baþkadýr diyenlere gülüyordum ama bende yaðmurda üþüyen ellerini severek baþladým seni sevmeye...
Aralýktý... Bizim mahalleye hiç o kadar güzel yaðmur yaðmazdý...
Önce aldýrmadým seninle güzelleþen herþeye...
Sonra tüm parfümeri dükkanlarýný aþýndýrýp kokunu ararken anladým seni deliler gibi özlediðimi...
Ne kadar gerçeksen o kadar yalandýn... Ve ben her seferinde en baþtan baþladým...
Yeniden bir sondayým ama bu kez yeniden baþlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum! ! ! ! Sen gittiðin günden beri senden vazgeçiyorum.....
Herkes gibi biri olmaný yada hiç kimse olmaný istiyorum...




Sesini duymak için telefonlara sarýlmaktan vazgeçmek, ismini duyduðumda içimin titreyip, gözlerimin dolmasýndan kurtulmak istiyorum...
Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen...
Zaten kolay olan ne vardý ki benim için;
Sanki seni öldürmemle sevmem ararsýnda hiçbir fark yoktu...
Ve ben hep sevgim yüzünden cezalýydým...




Ýþte bu yüzden imkansýzlýðýna hep inandým!
Ben yalnýz kalýp seni düþünmeyi deli gibi sever olduðumda, sen benim her þeyim olduðunda ben senin için hiç yoktum...
Bu yüzden yalnýzlýklarým, aðlamalarým, özlemlerim canýný hiç acýtmadý. Benim tarafýmdan sevilmek belki de hayatýnda önemseyeceðin en son þeydi...
Sen beni hiç sevmedin!
Ben Seni Seviyorum dediðimde Seni Seviyordum!
Ben Seni Özlüyorum dediðimde Seni Özlüyordum.
Ben Senin Ýçin Ölürüm Dediðimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...
Ve Ben Þimdi Senin Hayatýndan Gidiyorum!
Ne zaman Aralýk'ta bir yaðmur yaðsa, ben Ýstiklal'de ýslanýyor olacaðým,
Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu arýyor olacaðým,
Ne zaman bir havuz görsem, kenarýnda oturup seni bekliyor olacaðým demiþtim... Baþaramadým...
Ben Kaybettim...
Sen Kazandýn!
Artýk sesimi duymayacaksýn...
Ýçimde Can Çekiþlerini Duyuyorum....




Sana sýmsýký sarýlmak istiyordum, kokunu içime yýllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sýmsýký sarýlmak istiyordum.... Gelmedin!
Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...
Ben artýk gidiyorum Bal'ým...
Eðer hayatýndan çekildiðimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için þans dile...
Ve Lütfen, Aralýk'ta yaðmur yaðdýðýnda Ýstiklal'e gelme...
KALBÝME GÖMERÝM OZAMAN UNUTUPTA SÝLERÝM OZAMAN ALTTARAFI AÞK BUDA ÝÞTE VAZGEÇÝLMEZMÝSÝN AMAN
SANANEKÝ AÐLIYORSAM DELÝ GÝBÝ ÝSTÝYORSAM
HALA SENÝ SEVÝYORSAM SANANA NE ANLAMIYORSAN...


87
…Seviyorum Ben Seni…

………Bilmezsin sen; yýldýzlar kayardý her gece saçlarýma! kimseler görsün istemezdim düþlerimde sabahladýðýný… O yüzden en büyük korkum olurdu talan edilmesi düþlerimin, çaresiz kalmýþlýðým olurdu yalnýzlýðým, kimsesizliðim…

………Yýkýlmaya yüz tutmuþ köprülerden geçerdi en aðýr sevdalarým, hep içimde yýkýlma korkusu, hep göçük altýnda sessiz çýðlýklarým olurdu en sesli sevdalarým. Ýçimde kopanlar ruhumun iç gýcýrtan yalnýzlýðý deðildi, bunca aðýrlýðý göðüslemiþ olmanýn yorgunluðu vardý üzerimde.
Sesli sevdalarýmýn sessiz çýðlýklarý týrmalar kulaklarýmý, can yakar her seferinde külleri uçuþmayan. Geceler örtemiyor içimdeki yangýnýn dýþa vuran anlamsýzlýðýný. Hep yüzükoyun sevdalarda buluyorum kendimi, o yüzden sýkýþtýrýyor göðüs kafesim, sýmsýcak ellerine susamýþ yüreðimi…

………..Darmadaðýn oluyorum düþlerime daldýðýnda, hiç bir þey oluyorum yanýnda, yokluðundaysa her þey… Sevgiler büyütüyorum içimde sana, en büyük sevdamdan daha büyük kalýyorsun yanýmda, hep biraz daha fazla aþk, hep biraz daha fazla yoðunluk var mayanda.

Ve tutuluyorum ben sana aþkýn en koyu kývamýnda.

.............Sen bilmezsin! Ya dipteyimdir yada tavan yapar sevgilerim, o yüzden çok ses çýkartýr aþklarým, yüksekliði kadar sancýlýdýr benim sevdalarým, o yüzden paylaþmak acý verir bana; doðan güneþle, saçlarýna deðen rüzgarla, dudaklarýna deðen bir fincanla, belki de yalnýzlýðýnla!

………..Kim bilir? anlamsýz kuru gürültüler büyütüyorumdur sevdana dair, anlamsýz þarkýlar besteliyorum, þiirler yazýyorum sana; en büyük / en ateþli sevdama…

……….Hasretler zorluyor yalnýzlýðýmý dayanamýyorum, o yüzden geliyorum bak; üzerimde en süslü sevgilerim var, en can alýcý hasretlerim, sana biriktirdiðim milyonlarca öpücüklerim…

Bekle beni, çok yakýnýndayým!

uzat elini sol tarafýna ve dinle

duyduklarýn

sana koþan ayak seslerim …



..…bilmelisin diye yazdým; en sesli sevdamsýn benim…
88
týkla bakalým :P


lütfen sonuçlarý paylaþalýmmmm ;)


Süslü

Dikkat çekmeyi seviyorsun. Bu yüzden de güzellik senin için çok önemli. Makyaj yaptýðýnda kendini daha güzel ve rahat hissediyorsun. Arkadaþlarýnýn, özellikle de sevgilinin seni ev haliyle görmelerini kesinlikle istemiyorsun. Onlarýn karþýsýnda her zaman bakýmlý ve güzelsin. En favori mekanlarýn ise eðlence yerleri. Ama arasýra da olsa kendinle baþbaþa kalmalýsýn. Ayrýca makyaja ara vermeli, saçlarýný kendi haline býrakarak dinlendirmelisin. Yoksa erken yaþta cildin kýrýþabilir, saçlarýn yýpranabilir


süslüyüm ama napimm :P :$
89
Izmir kurtuldu, cok tatli bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler.
Trene binerler kompartimana cekilirler. Ertesi gun kompartimanin kapisini
calar yaveri, acar yorgun, bitkin,kravatini yikamaktadir Ataturk. Yaveri
"ya pasam bu ne hal hic uyumadiniz herhalde niye boylesiniz" der. "Ya
çocuk kompartimanima yastikla battaniye koymayi unutmussunuz. Kolumu
yastik yaptim agridi setremi yastik yaptim usudum bende uyumadim kalktim"
der. Yaveri; "aman pasam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir
yastikla battaniye getirirdik" der. Ve bir ulke kurtarmaktan donen
komutan soyluyor bunlari tarihi bir cevap der ki "Gec farkettim hepiniz
en az benim kadar
yorgundunuz. Hicbirinize kiyamadim. Onemli olan benim uyumam degil
milletimin rahat uyumasi".
92
Kadýn Dünyasý / Kime,NasýL Etek????
17 Nis, 2007, 16:20
Yeni sezon eteklerin istilasý altýnda ama önemli olan hem yakýþaný hem yaþam tarzýna uyaný seçmek!
Baþýmýzý hangi vitrine çevirsek renk renk, deðiþik modellerde birçok etekle karþýlaþýyoruz. 2003-2004 sezonundan bu yana etek diðer giysilere oranla açýk arayla önde gidiyor. Diz boyu, diz altý, bol, yýrtmaçlý, pileli, likralý. Modeller kadar kumaþlar ve desenler de o kadar çeþitli ki doðrusu insan karar vermekte zorlanýyor.




ÝÞ KADINLARINA ÖNERÝLER
Masa baþýnda çalýþanlar klasýk tarz etekleri tercih edebilirler. Bunlar düz dar kesim olabildiði gibi pileli, yýrtmaçlý kesimlerde olabilir. Fazla hareket etmedikleri için doðal dokulu ve likralý kumaþlar tercih sebebi olabilir.

Sürekli hareket halinde olanlar için ise, hem þýklýk hem rahatlýk için, bu yýlýn trendi olan kloþ, dizaltý boyunda etekler, valonlu çingene etekleri ve çan tarzý etekler oldukça uygun.

ÝNCE BELLÝLERE ÇAN ETEKLER
Ýnce belli olmak þüphesiz her kadýnýn hayali. Ancak kimi kadýnlarýn beli oldukça ince, basen kýsýmlarý bele oranla daha geniþ olabiliyor. Bu durumda dar kesimler tercih edildiðinde orantýlý bir görünüm ortaya çýkmayabiliyor. Çok ince belli, baseni daha geniþ kadýnlara basenden sonra çan tarzý inenetekler öneriyor.

KISA BOYLU KADINLARA KISA ETEKLER
Kilolu ve kýsa boylu kadýnlara etek boyu kýsa etekler giymeleri tavsiye ediliyor. En fazla dizde biten etek boylarý tercih edilmeli çünkü uzun etekler boyu daha da kýsa gösterir.

Zayýf kýsa boylu kadýnlara da etek boyu kýsa etekler yakýþýyor. Fakat modeller üzerinde deðiþik alternatifler kullanýlabilinir. Çünkü bu tip kadýnlar deðiþik modelleri rahatlýkla taþýyabilirler.

RENK SEÇÝMÝ
Etekler de renk seçimi de önemli. Renk seçimi ortama, beden tipine ve eteðin modeline göre yapýlmalý.

Renk, desen ve kumaþ önerileri:
*Kýsa ve dar etekler için koyu renkler tercih edilebileceði gibi gibi açýk renk ve desenli kumaþlar da kullanýlabilir.

*Uzun ve bol kesimli etekler için desenli, soft renkler olabildiði gibi canlý renkler de kullanýlýr.

*Kýsa ve pileli etekler için ekose kumaþlar ve düz koyu renkliler seçilebilir.
Uzun, düþük belli ve dar etekler için koyu renkler ve çizgili kumaþlar tercih edilebilir.

*Dizaltý, dar etekler için iri desenli, karýþýk renklerin dýþýndaki diðer düz renkler seçilebilir
93
haydi kýzlar herkezz buraya çantanýzda olmazsa olmazlar nelerdir, :melek: :islik:

benim makyaj çantam ;)
94
?lk Muayene

Atatürk 1937 Y?l?n?n ?lk Aylar?ndan Bu Yana Çe?itli Rahats?zl?klar Duymaya Ba?lam??t?. Burnu Kan?yor, Vücudu Ka??n?yor Ve Kabar?yordu. Yüzü Solmu?, Sinir Dengesi Bozulmu?tu. Kendini ??tahs?z Ve Halsiz Hissediyordu.

Hasta Olan Arkada?lar?na K?zan, Doktor Muayenesini Sevmeyen Atatürk, F?rsat Buldukça Çok Güvendi?i Ne?et Ömer Bey (irdelp)'e Kendini Muayene Ettirmeye Ve Sa?l?k Durumu Hakk?nda Bilgi Almaya Ba?lam??t?. Ancak ?lk Muayene Sonunda, Kalbinde, Karaci?erinde, Böbre?inde Bir ?ey Bulunamam??t?. Buna Ra?men Atatürk'ün Renginde Ve Yüzündeki Çizgilerde Bariz De?i?iklikler Ba?lam??t?.



?lk Te?his

Doktorlar Atatürk'e Kapl?ca Tavsiye Etmi?lerdi. Atatürk Kür Tedavisi ?çin Ani Bir Kararla Yalova'ya Gitmeye Karar Verdi.
prof. Dr. Nihat Re?at Belger Anlat?yor;

"1937 Senesinde, Yalova Kapl?calar?n?n Hekimiydim. O S?ralarda, Atatürk De Birkaç Aydan Beri Yalova'da ?stirahat Buyuruyordu. Bir Gün Beni Ça??rtt?. Bir Müddetten Beri Ka??nt?dan ?ikayetçi Oldu?unu Söyledi." Müsaade Ederseniz Sizi Önce Bir Muayene Edeyim."dedim Ve Ettim. Muayenemde, Bilhassa Bacaklar?nda Ka??nt?dan Mütevellit T?rnak ?zleri Mü?ahade Ettim. Palpasyonda (elle Muayenede) Karaci?erin, Kosta (kaburga Kemi?i) Kenar?n? Üç Parmak Kadar Geçmi? Oldu?unu Ve Sertle?ti?ini Tespit Ettim. Muayene S?ras?nda Hiç Konu?mad?k. Kendisine Muayenenin Bitti?ini Bildirdi?im Zaman, Atatürk Ka??nt?n?n Sebebinin Ne Oldu?unu Sordu.

"Efendim, Bu Ka??nt? Kanaatimce Yemekle, Daha Do?rusu ?çmekle ?lgilidir." Dedim.

Atatürk Önce ?nanmak ?stemedi. Beni ?mtihan Etmek ?stercesine, "buna Kati Olarak Emin Misiniz?" Dedi.
"evet Efendim Karaci?eriniz Normale Nazaran Büyük Ve Sert . Ka??nt?n?n Sebebi Budur."dedim.

prof Dr. Nihat Re?at Belger'den Sonra, Atatürk'ü ?stanbul'dan Gelen Prof. Dr. Ne?et Ömer'de Muayene Etti. ?ki Doktorun Mü?terek Te?hisi Ayn? ?di. Atatürk, Yalova'da Rejime Al?nd?. Tedaviden Bir Süre Sonra ?yile?me Sezilmeye Ba?lam??t?. Fakat Atatürk Bursa'ya Oradan Mudanya'ya Geçti. Mudanya'dan Ege Vapuru ?le ?stanbul'a Hareket Etti. Atatürk ?ubat Ay? Ba??nda Dolmabahçe Saray'?nda ?di. Park Oteldeki Davetten Geç Saat Saraya Dönen Atatürk, Ertesi Gün ?iddetli Öksürük Ve Gö?üs A?r?s? ?le Uyand?. Prof. Dr. Nihat Re?at Belger, Dolmabahçe Saray?ndaki Muayenesinde Atatürk'e Zatürre Te?hisi Koydu



Doktorlar?


Atatürk Kendisine Yabanc? Doktor Getirilmesini Israrl? Ricalardan Sonra Kabul Etmi?, Bu Arada Sa?l???n? Devaml? Kontrol Alt?nda Tutabilmek ?çin Ülkenin Tan?nm?? Hekimlerinden ?ki Ekip Olu?turulmu?tu. Sürekli Ve Dan??man Doktorlar.

•prof. Dr. Ne?et Ömer ?rdelp
• Prof. Dr. Nihat Re?at Belger
• Opr. Dr. Mim Kemal Öke
• Prof. Dr. Mustafa Hayrullah Diker
• Prof. Dr. Akil Muhtar Özden
• Prof. Dr. Süreyya Hidayet Serter
• Dr. As?m Arar
• Prof. Dr. Abravaya Marmaral?
• Dr. Mehmet Kamil Berk
95


Mecidiye Ni?an?

5.Rütbeden Mecidi Ni?. --- Abdülmecit-- Gümü? --- 25.12.1906

2.Rütbeden Mecidi Ni?. --- Abdülmecit -- Ortas? Alt?n --- 12.12.1916

1.Rütbeden Mecidi Ni?. --- Abdülmecit -- Ortas? Alt?n --- 16.12.1917



4.Rütbeden Osmani Ni?. --- Abdülaziz -- Gümü? --- 06.11.1912

3.Rütbeden Osmani Ni?. --- Abdülaziz -- Gümü? --- 01.02.1915

2.Rütbeden Osmani Ni?. --- Abdülaziz -- Gümü? --- 01.02.1916




?mtiyaz Madalyas? (gümü?)

?mtiyaz Madalyas? --- 2.Abdülhamit--Gümü? --- 30.04.1915




?mtiyaz Madalyas? (alt?n)

?mtiyaz Madalyas? --- 2.Abdülhamit --Alt?n --- 23.09.1917




1915 Harp Madalyas? (subay)

Harp Madalyas? --- 5.M.re?ad -- Fakfon --- 11.05.1918




Liyakat Madalyas? (gümü?)

Liyakat Madalyas? --- 2.Abdülhamit--Gümü? --- 01.09.1915

Liyakat Madalyas? --- 2.Abdülhamit--Alt?n --- 17.01.1916

?stiklal Madalyas? --- Tbmm -- Pirinç --- 21.11.1923




Atatürk'ün Ald??? Madalyonlar

Ordu Manevra Hat?ras? --- 20.08.1937

Ordu Manevra Hat?ras? --- 13.10.1937

Ankara'ya Geli?inin 18.y?l Hat?ras? --- 27.12.1937

Müttefik Ajanslar 4. Kongresi --- 1929

T.B.M.M. Rozeti ---

Abide-i Zafer Hat?ras? --- 1927

?ran ?ah?'n?n Türkiye'yi Ziyaretleri Hat?ras? --- 1934
97
Aziz Nesin'in Atatürk'e ?iiri:

Atam, Hala Ya??yorsak:
Edepsizlik Sayesinde!
alt? Oku Soruyorsan,
Politika Dehlizinde!
Hele Partin Senden Sonra,
Devrimlerin Tavizinde!
Vasfedeyim Halimizi,
Kalemime Ver ?zin De!

Yobazlarla Gericiler,
Onlar Bizden Daha Zinde!
'Atam, Atam...' Derler Ama,
Bir Ad?n?z Var Sizin De...

Halkc?l?kla Devletcilik:
Anlatamam, Cok Hazin De...
Çoktanberi Sahteciler,
Ag?r Ceker Her Vezinde!

Tek Umut Var, O Da Yaln?z,
Amerikan Dövizinde!

Sorma Ata'm, Halimizi,
Hal Mi Kald? Anlatacak...
?ste Geldik Dizindeyiz!

Yata Yata Cok Yorulduk,
Tatil Yapt?k, ?zindeyiz!

Sanayide Henüz Daha,
Cafer ?çin Laz?m Diye,
Amerikan Bezindeyiz!
Geçecegiz Avrupa'y?
Ama ?imdi ?zindeyiz!

Hocam?z Var, Hac?m?z Var,
Ucan Kusa Borcumuz Var,
El Oglunun Agz?nday?z!
Ama Bizi Zor Bulurlar,
Bahar, Yaz, K?s ?zindeyiz!

Evet, Dogru Soylemissin:
'Türk Milleti Çal??kand?r! '
Biz De Senin Tezindeyiz!
Dinlenmekten Yorulduk Da,
Onun ?cin ?zindeyiz!

Zinde Kuvvet Diye Söz Var,
Kimse Bilmez Adresini,
Ah ?zindeyiz, Vah ?zindeyiz!
Bugün Degil, Bu Y?l Degil,
Çoktan Beri ?zindeyiz!

?lerledik Ata'm Öyle,
?imdi Gorsen Tan?mazs?n:
Amerikan Tarz?nday?z!
Arasan Da Bulamazs?n,
Otuz Y?ld?r ?zindeyiz!


Hani "Turk, Ogun, Cal?s, Guven" Demistin Ya... Biz ?lkinde Tak?l?p Kald?k. O Yuzden Cal?smaya Vakit Kalmad?. Kimselere De (kendimiz Dahil) Guvenmiyoruz.

Seninle Ovunuyoruz. Ad?na Barajlar, Yollar, Kopruler Yap?yoruz. Balolar, Heykeller, Hatalar Yap?yoruz. Klipler, Zamlar, ?skenceler, Darbeler...

Öyle Bir Kargasa Yaratt?k Ki Senin Ad?na Darbe Yapanlar, Senin Ad?na Yonetimde Olanlar? Devirip, Senin Fikirlerinle Ac?kl?yorlar Bunu... Ve De Devrilenler Yine Senin Fikirlerinle Savunuyorlar Kendilerini...

Herkes Seni Bir Donemki Goruslerinle Tan?mlay?p Baska Baska Anlat?yor Bize... Asker, Demokrat, Dindar, Ateist, Laik, Capk?n, Milliyetci... Liste Uzay?p Gidiyor, Biz Tart?s?p Gidiyoruz.

Hala "?zindeyiz" Ve Bu ?zin Hic Bitmeyecek Gibi Gorunuyor.

"?zinde" Oldugumuzdan Kabrine Cok Ziyaret Yapt?k, Ama Sana Lay?k Bir Film Yapamad?k. 66 Y?lda... Belki Kimseleri Sana Benzetemedigimizden, Belki Paray? Denklestiremedigimizden...

Ad?na Yapt?g?m?z Koprulere Ak?n Ak?n Kosuyor Yurtyaslar?n... Intihar Etmek ?cin...

Cumhuriyeti Emanet Ettigin Gencler, Polis Copundan Kafalar?n? Kald?ramaz Haldeler.

Zorlu Savaslarla Kurulan Turkiye Cumhuriyeti Devletinde Bugun Cetelerin Golgesi Var.

Dev Posterlerini Yapt?k Ama Dogru Durust Bir Belgeselini Yapamad?k Ata'm...!
Arkandan Aglamaktan Gozlerimiz Sistigi ?cin Yaz?lar?n?, Konusmalar?n? Dogru Durust Bir Kitapta Toplayamad?k. Ad?na Kurdugumuz Kultur Merkezini Yang?ndan Koruyamad?k. Senin Ad?na ?ktidara El Koyanlar Miras?n? Cignedi, Ses C?kartmad?k. Kurdugun Partiyi Kapat?p, Arsivini Yakt?lar... Alk?slad?k...

Çunku Biz ?zindeyiz Ata'm...

Her Sabah Gune

"Turkum, Dogruyum, Cal?skan?m" Diye Bag?ran, Geri Ve Tembel Nesiller Yetistirdik. Sesimiz Gur C?k?yor Ama Egitimde Basar? Oranlar?m?z Yerde Surunuyor.

Kösklerin Bak?ms?zl?ktan Döküluyor...

Kocaman Resimlerinin As?ld?g? Kamu Binalar? ?cinde Memurun Ac.

"Beni Emanet Ediniz" Dedigin Doktorlar?n Biliyorsun Seni "gec Teshisten" Erken Yolcu Ettiler.

Merak Etme "?zindeyiz" Ata'm...

O Donemde Soyledigin Baz? Sozler Bugun 7 Kilit Alt?nda. Din Uzerine, Dusunce Ozgurlugu Uzerine Yazd?klar?n? Yazmaya, Soylemeye Kalkanlar Mahkemelerde Surunuyorlar. O Gun Yazd?klar?n?, Bugun Ag?za Alamayacak Haldeyiz.

Seni Asmaktan Vazgectik, Sana Ulasam?yoruz Ata'm... Heykellerin O Kadar Buyuk, Posterlerin Oyle Kocaman Ki, Ard?nda Bir Dolu Adam Kendi Pisligini Gizleyebiliyor. Pislik Buyudukce Heykelleri De Buyutuyorlar.

Su "?zindekiler"in Listesini Bir Gorsen ?nanamazs?n Ata'm... Kendini Tan?yamazs?n.

Özlu Sozlerini Paylasam?yorlar.

Y?lg?nl?ga Dusmememiz ?cin Soyledigin "kucuk K?v?lc?mlar, Buyuk Yang?nlar Dogurabilir" Sozunu ?tfaiye Kap?s?na Asm?slar.

Bag?sla Bizi... Izindeyiz Ata'm...!

Az?z Nes?n
98

1 A?ustos 1920

Muhterem Valideci?im,

?stanbul'dan Ayr?l???mdan Beri Sizlere Ancak Birkaç Telgraftan Ba?ka Bir ?ey Yazamad?m. Bu Sebeple Büyük Merak ?çinde Kald???n?z? Tahmin Ediyorum. Bilhassa, Hakk?mda Ötekinden Berikinden Ve Gerek Gazetelerden ??itti?iniz Tamam Olmayan Haberler ?üphesiz Merak?n?z? Art?rm??t?r. ?imdi Verece?im Bilgilerle Tahmin Olaca??n?z ?çin Endi?e Duyacak Hiçbir ?ey Yoktur.

Biliyorsunuz Ki ?stanbul'da ?ken Yabanc? Devletler, Devleti Ve Ulusu Fevkalade S?k??t?rmakta Ve Millete Hizmet Edebilecek Ne Kadar Adam?m?z Varsa Hepsini Hapis Ve Tevkifle, Bir K?sm?n? Da Malta'ya Sürerek Herkesi S?k?nt?ya Sokmakta Pek ?leri Gidiyorlard?. Bana Nas?lsa ?li?memi?lerdi. Fakat 3. Ordu Müfetti?i Olarak Samsun'a Ayak Basar Basmaz ?ngilizler Benden ?üphelendiler, Hükümete Benim Gidi? Nedenimi Sordular.

Nihayet ?stanbul'a Ça??r?lmam? ?stediler, Bunda Israr Ettiler. Hükümette Beni Kand?rarak ?stanbul'a Gelmemi Ve ?ngilizlere Teslim Olmam? Sa?lamak ?stedi. Bunun Derhal Fark?na Vard?m. Tabiat?yla Kendi Aya??mla Gidip Esir Olmam Do?ru De?ildi. Padi?ah?m?za Gerçek Durumu Yazd?m Ve Gelemeyece?imi Bildirdim. Zat? ?ahanede Önce Uygun Buldu. Fakat Daha Sonra ?ngilizlerin Bask?s? Artm??t?. Sonunda O'da ?stanbul'a Dönmemi Emretti.

Bu Suretle Art?k Resmi Görevimde Kalmaya ?mkan Görmedi?im Gibi Askerli?imi Sürdürdükçe De ?ngilizlerin Ve Hükümetin Hakk?mdaki Israr?na Kar?? Duyulamayacakt?. Bir Taraftan Da Bütün Anadolu Halk?, Tüm Ulus, Hakk?mda Büyük Bir Sevgi Ve Güven Gösterdi, "seni B?rakmay?z" Dediler. Gerçekte Vatan Ve Milletimizi Kurtarabilmek ?çin Tek Çare, Askerli?i B?rak?p Serbest Olarak Milletin Ba??na Geçmek Ve Milleti Tek Vücut Bir Hale Getirmekle Do?acak Kudret Ve Ulusal Gücü Kullanmaktan Ba?ka Çare Yoktu. Bende Öyle Yapt?m. Elhamdülillah Ba?ar?l? Oluyorum. Pek Yak?nda Elle Tutulur Sonucu Bütün Dünya Görecektir. Ben Bu Suretle Hareket Edince ?ngilizler Derhal Yalvarmaya Ba?lad?. Ve Beni Kazanmaya Çal??t?. Ve Bütün Suçu Bizim Hükümete Att?lar. Gerçekten Hükümette Benimle U?ra?mak ?stedi. Fakat Gücü Buna Yetmedi Ve Yetemez.

1-Daha Bir Zaman Bu ?ekilde Anadolu ?çinde Çal??makla Her ?ey Hallolacakt?r. Yak?nda Millet Meclisi Toplanacak Ve Me?ru Bir Hükümet ?ktidara Gelecektir. Bende ?htimal O Zaman ?stanbul'a Gelece?im. S?hhat Ve Afiyetteyim, Katiyen Hiç Merak Etmeyiniz.

2-Salih Bey (salih Fansa) Fuat Beyden Alaca??n? Ald? M?? Bunu Bilgi Almak Bak?m?ndan Soruyorum. Yoksa Her Ne Olursa Olsun, Elhamdülillah Hiç Önemi Yoktur. Siz Müsterih Olunuz Ve Bir S?k?nt?n?z Olursa Derhal Bana Bildiriniz.

3-Bu Mektubu Getirecek Olan "...." Size Benim Hakk?mda ?stedi?iniz Kadar Bilgi Verecektir. Kendisiyle Bana Baz? Elbiselerimi Gönderiniz.

4-Hem?iremin S?hhati Nas?ld?r. Eve Herhangi Bir Taraftan Sald?r?da Bulunuldu Mu? Hala Orada M?s?n?z? Çocuklar Ne Yap?yor, Büyüdüler Mi?

5- Salih(fansa) Beyle Madam Salih Bey ?n?allah S?hhat Ve Afiyettedirler. Ben Kendilerini Daima Yad Ediyorum. Madam?n Benim Hakk?mda Bir Rüyas? Vard?. Galiba O Ç?kacakt?r. ?n?allah Yak?nda Sevinç ?çinde Görü?ece?iz.

6-Ben, Birkaç Güne Kadar Bir Kongre ?çin Sivas'a Gidece?im. Tekrar Erzurum'a Dönece?im. Tekrar Ediyorum: Her ??itti?inize Önem Vermeyiniz. Pekala Bilirsiniz Ki Ben, Yapt???m? Bilirim. Netice Görmeseydim Ba?lamazd?m.

Sayg? ?le Ellerinizden, Hem?iremin Gözlerinden Öperim.

M. Kemal